Masaj Yap - Emanet

2834 Words
Yazar'dan "Onun, senin arabanda ne işi vardı?" Boran öfkesini saklama gereği duymadan sordu sorusunu. Aybars'ın bedeni kasıldı. "Bunu soracak konumda mısın kuzen?" diye soruya soruyla karşılık verdi. "Demek ki var" İki Adamın sert bakışları birbirine kitlenmişti. "O diğer takıldığın kadınlar gibi değil" "Sana onlar gibi olduğunu söylemedim" "Sahibiymiş gibi davranma" Boran'ın ifadesi sertleşti. "Luna dan uzak dur Aybars" dedi. Aybars şaşkınlık hatta şok yaşadı. Kısa sürede ifadesini topladı. "Durmazsam ne olur? Ne yaparsın?" Aybars meydan okudu. "Bunu o zaman görürüz." dedi Boran. Boran okula doğru bakıp "Evin'in bu durumdan haberi var mı?" diye sordu. Ukala bakışları yeniden Aybars'ın yüzüne çıktı. Aybars son derece gerilmiş ve birazdan elinden bir kaza çıkacak gibi duruyordu. Evin konusu sırdı, Boran nerden öğrenmişti? "Ya Eyşan'ın haberi var mı?" Boran anlık karısının ismiyle sinirlense de "Kuma alacağım dan haberi var" dedi üste çıkarak. Eyşan'ın kuma alacağından haberi vardı ama öğretmen konusunda sadece şüpheye düşmekle yetiniyordu. Kocasının bakışlarını tanıyordu, Luna'ya olan bakışlarında ki hayranlığı görüyordu. Aybars öfkesini içine attı zaten ismi başarısızlıkla anılırken birde okulun bahçesinde kuzeninin ağzını burnunu kırdığı duyulursa hem cezası artar hemde teyzesine mahcup olacaktı. "Aşiretinin fikri belli iken senin Türk bir öğretmeni düşünmen cesurca" dedi Aybars. "Aşiretin gözünden düşmekten korkmuyor musun?" Boran'ın zayıf noktasını biliyordu ve Aşiretini de iyi tanıyordu. Boran bu konuyu defalarca kez düşündüğü için hazırlıklıydı. "Hanımağam kürt olduğu sürece kuma konusunda kimse bir şey demez. Yine de uyarın için teşekkür ederim kuzen" dedi Boran taviz vermeyen ifadesi ile. Boran'ın keyfi yerine gelirken Aybars tam aksine gergindi. Boran arabasına dönüp uzaklaşırken "Kendine iyi bak kuzen" demeyi ihmal etmedi. Aybars olduğu yerde kalmıştı. Boran ise arabasına atlayıp kuzenine son bir bakış atıp arabasını gideceği yöne çevirdi. Telefonu eline alıp "Luna öğretmen ile ilgili bir sorun olup olmadığını öğren" diyerek kapattı telefonu. Aybars ise arabasına dönüp sinirle tısladı. Boran, Evin konusunu nerden öğrenmişti? Boran bunu söylerken aslında Aybars'ı takip ettirdiğini dolaylı yoldan anlatmış oldu. Aybars direksiyonu sert şekilde sıktı. Evin konusu başına tam anlamıyla bela olmuştu. Bu konuyu bir an önce sonuçlandırmalıydı yoksa bu konu onu daha da gerecekti. Arabayı çalıştırıp okuldan uzaklaştı. Şimdi gece ki saldırıyı yapan kişiyi bulup ona hak ettiğini vermeliydi. Luna ilk derse kendini veremediği için tahtaya yazdığı E-e harfini büyük ve küçük yazmalarını istedi. Çocuklar yazmaya çalışırken henüz yeterince iyi yazamayan yada yardım bekleyen öğrencilerinin yanına giderek onlara yardımcı oldu. Bir tane öğrencisi diğerlerinden geride performans gösterdiği için onu masasının ön tarafına almış geri kalmaması için ona daha özenli davranmaya başlamıştı. Sınıfın en iyisi hiç şüphesiz Miran'dı. Aklı ve yeteneği tartışılmazdı. Geleceği çok parlak bir çocuktu. Ders bitiminde zili çalan Gülsüm olmuştu. Çocuklar teneffüse çıkarken Luna oturduğu yerde kalmıştı. Gülsüm kapıyı tek sefer tıklatıp yanına geldi. Luna ona baktı. "Çocuklar yanlız" dedi. "Tüm kapılar kilitli" "Yine de yaralanmayacakları anlamına gelmez Gülsüm abla" dedi Luna. Luna ayağa kalkınca beraber çıktılar bahçeye. "Hasta mısın Luna?" "Değilim ama çok kötü bir gece geçirdim" "Bir şey mi oldu?" Luna burnundan uzun bir nefes verdi. "Senin gösterdiğin video vardı ya?" Gülsüm düşündü ve anlamaya çalıştı. "Ee?" "Bende Trabzon'lu olduğum için evime taşlı saldırı oldu amed spor dan selam diye" Gülsüm'ün gözleri büyüdü. Dikkatle Luna'ya baktı. "Sen iyi misin? Neden haber vermedin?" "Yaralanmadım. Devriye gezen askerler sayesinde sorun kısa sürede müdahale edildi ama henüz kimin yaptığı belli değil" "Bende bundan korkuyordum işte." Luna sessiz kaldı. Gülsüm, Luna'nın yüzünde gördüğü hayal kırıklığı ile iç çekti. "Bir süre bizimle kalabilirsin Luna, saldırgan yakalanınca evine dönersin" "Sana da musallat olurlar diye korkmuyor musun Gülsüm abla?" "Cemal Bordo bereli olarak emekli oldu. Kimseden korkusu yok, bize de korkusuz olmayı o öğretti" dedi Gülsüm gururla kocasından bahsederken. Bordo bereli olmak ağır bir işti. Cemal emekliliğini doldurunca bırakmıştı askeri mesleğini. "Sizin ev size ancak yetiyor Gülsüm abla yine de sağol" "Sıkışırız hiç önemli değil" "Kimsenin rahatını bozmaya gerek yok. Hem" dedi duraksadı Luna. "Aybars bey ve diğerleri bu işle ilgileniyor kısa sürede çözüme ulaşacaktır" "Aybars işin içine girdiyse hallolur. Gitmeden bari çözülse bu iş" Luna'nın kaşları çatıldı. "Bir yere mi gidecek?" "Aybars bu şehre geleli çok olmadı ama sürekli kalmaz. Tahminime göre ağır görevlere gider bazen bir kaç ay gelmediği olur" Luna düşüncelere daldı. Bazı şeyler anlam kazanıyordu onunla ilgili mesela sevdiği kızı görmek için neden hiç bir fırsatı kaçırmamak gibi. "Van'lı olduğunu duyduk. Babasının hastalık durumu ile yakın şehre yani Hakkari'ye gelmiş geçici. Aybars asker sır küpü gibi bir şeydir. Hakkında çok şey bilinmiyor. Aslında onunla gelen diğer askerlerin de durumu ondan farksız onlar hakkında bir şey öğrenmek zor. Kocam sayesinde bir şeyler öğrendim bende. Luna başını salladı sadece. Aybars kendi hakkında pek bir şey söylemiyordu ama Luna'ya gelince bül bül kesiliyordu. Olumlu değil tabi. Yani dün geceye kadar. Aslında dün gece de Luna'ya eziyet etmek için geldi ya neyse. Luna saatine bakıp ders zamanın geldiğini anlamıştı. Ayağa kalkıp çocukları sınıfa yönlendirdi. Son ders bittikten sonra Luna toparlanmaya başladı. Bir kaç çıktı çıkarmak için hazırlık yapıyordu. Gülsüm onu yanlız bırakmamak için kalmıştı. Genellikle birlikte dönüyorlardı zaten. Luna'nın işi bitince dışarıya çıktılar. Gülsüm kapıları kapatırken Luna onu izliyordu. Birlikte eve doğru yürüdüler. Luna izlendiğini hissedince dönüp eve baktı. Boran'ın arabasını görünce kaşları çatıldı. "Benimle gelir misin Gülsüm abla?" diye sordu. Gülsüm korktuğunu düşündüğü için hemen kabul etti. Evin önünden ona doğru yürüyen Boran'ın yakışıklı yüzüyle karşılaştı. Şaşırmıştı . "Boran bey?" diye sordu Luna. "Merhaba öğretmen hanım" "Merhaba Boran bey " dedi Luna. Boran'ın evinin önünde ne işi vardı? Gülsüm de şaşkınlıkla Boran'a bakıyordu. Boran'ın bakışları Gülsüm'e geldiği zaman sert bakışları kadını biraz korkutmuştu. "Seninle yanlız konuşmak istiyorum" dedi Boran gözleri Gülsüm'e gitmesini işaret ederek. Gülsüm ikilemde kaldı. "Gülsüm abla kalsın" dedi Luna. "Özel konuşmak istiyorum dedim öğretmen hanım" Boran diretmişti. Luna ise gündüz vakti yanlış anlaşılma olma ihtimalinden korkuyordu. Luna, Gülsüm'e dönerek elinde ki anahtarı uzattı. "Sen önden gir Gülsüm abla, bende birazdan geleceğim" dedi anlamasını umarak. Gülsüm konuyu anlamıştı. Luna'nın elinde ki anahtarı alıp evin kapısına yöneldi. Luna ise eliyle çardağı gösterip "Oturalım" dedi. Boran az önce ki tavrına sinirlenmişti. Luna'nın ondan korktuğunu, kaçtığını görüyordu ve bu durum onu sinirlendiriyordu. Ama kurtuluşu mümkün müydü? Boran'ın kitabında pes etmek yoktu. Reddedilmeyi seven bir tip değildi. Çardakta karşılıklı oturdular. Luna bakışlarını Boran'ın yüzüne çevirdi. "Söylemek istediğin bir şey mi var Boran bey?" Boran geriye doğru yaslandı. "Dün gece bir saldırı olduğunu öğrendim. Bunu senden duymayı isterdim" "Jandarma ve asker ilgileniyor Boran bey" Luna'nın ifadesi taviz vermiyordu. Neden sana haber vermem gerekiyor demek yerine ona yerini hatırlatıyordu. Boran gerildi. Sabah Aybars ile okula neden gittiğini olayı öğrendikten sonra anlamıştı. Adamı her şeyi araştırmış, Boran'a anlatmıştı. "Bu köyde ki her şeyden ve herkesten sorumluyum. Senin güvenliğini sağlamak görevlerim arasında" dedi Boran Luna işe aynı tavrı göstererek. "Bu konu sizinle alakalı değildi Boran bey, jandarma bu işi çözecektir" "Bu konuyu ben çözeceğim" dedi Boran sert sesiyle. Luna ani tavrına şaşırmıştı. Luna uzaklaşmaya çalıştıkça Boran yaklaşmanın bir yolunu buluyordu. "Jandarma ve asker..." "Bir daha böyle bir şey olduğu zaman" diyerek cebinden çıkardığı kağıdı Luna'nın önüne bıraktı Boran. "Bana ulaş" Luna çatık kaşlarla Önce kağıda hemen ardından Boran'a baktı. "Bakın Boran bey!" Luna sert bir uslupla. "Ben bu köye atanan bir öğretmenim sadece. Sizin köyünüzden değilim yada herhangi bir bağımız yok. Eğer yetkili birine haber vermezsem haber vereceğim kişi yanlızca ailem olabilir. Oğlunuzun geleceği için endişe ediyorsunuz anlıyorum ama bu durum hayatıma müdahale etmek anlamına gelmez. Yine de teşekkür ederim " dedi Luna ayağa kalkarken. Yumuşak yüzlü olduğu için anlaşılan diğerlerine kolay biri gibi görünüyordu. Boran'ın iyiliklerini yok sayamazdı ama bu iyilikler okul için, oğlunu iyi şartlarda okutmak içindi. Hem ondan yardım istememişti. Boran'ın kararan gözleri onu bir irkiltse de ifadesini korudu. "Bu köyde benden habersiz hiç bir şey olmaz öğretmen hanım." dedi Boran biraz gergin ifadesiyle. "Bu olayı çözeceğim dediysem çözerim." Luna'nın yanına geldi Yanından geçmeden önce "Buranın adetlerini öğreneceksin öğretmen hanım. Yavaş yavaş olsa da sorun değil" Boran'ın bakışları yüzünün her karışında gezdi. Çardaktan çıkarken Luna'ya çok yakındı. İnadına onu sıkıştırmaya çalıştığını Luna görüyordu. Korktuğu şey başına mı geliyordu? Daha bir aydır buradaydı ve bütün belalı tipleri üzerine çekmişti. Yüzünde ki ifadeden taviz vermeden Boran'ın gidişini izledi. Onun, kendisini izlediğini bildiği için bedeni ürperdi. Boran'ın bakışlarında ki hayranlık mı yoksa saplantı gibi bir şey miydi? İyide onu etkilemek için hiç bir şey yapmamıştı ki. Sade bir kadındı. Aybars dışında her alanını bilen yoktu. Gecelik, sabahlık, askeri tişört içinde, kalpli donuyla, elinde tuttuğu sütyeniyle. Daha ne kadar rezil duruma düşebileceğini düşündü. Sanırım yoktu. Bundan ötesi yoktu. Tabi konu Luna ise bir üstü her zaman vardı. "Luna" diye seslendi Gülsüm. Luna ancak o zaman kendine geldi. Gülsüm yanına geldi. "Boran bey kötü bir şey mi söyledi?" "Saldırıyı duydu." "Kızdı mı yoksa?" "Evet" "Sana kızdıysa..." dedi duraksadı Gülsüm devamını nasıl getireceğine karar veremedi. Luna'nın kaşları çatıldı. "Bana neden kızacak?" "Trabzon da yaşanan olay yüzünden" "Bana kızmadı sorunu çözeceğini söyledi" Gülsüm şaşırmıştı. "Kendisi koyu amed sporludur" kendi kendine söylendi. "Kafam allak bullak oldu Gülsüm abla seni anlamiyorum şu an" "Neyse. İstersen benimle gel birlikte yemek yeriz hem sen yanlız kalmazsın" "Kafam çok dolu Gülsüm abla gelmeyeyim sizin de huzurunuzu kaçırmak istemem" "Estağfurullah ne huzur kaçırması" "Biraz kendi kendime kalmak iyi gelecek bana. Hem askerler etrafta geziyor güvende olacağım merak etme Gülsüm abla" Gülsüm biraz daha ısrar etse de Luna gitmemeye kararlıydı. Gülsüm gidince Luna eve girdi. İlk işi oturma odasına bakmak oldu. Pencere tamir edilmiş, yerler temizlenmişti. Aybars'a yine minnet borcu olmuştu. Onun işi olduğunu biliyordu. Her yeri kilitlediğine emin olduktan sonra duş aldı. Duş almak biraz rahatlamasına yardımcı olmuştu. Çay koyup kahvaltılık bir şeyler hazırladı. Atıştırdı. Vakit akşama doğru olunca ister istemez korkmaya başlamıştı. Abisinin yanında olmasına ihtiyacı vardı tam da şu an. Alışmak için çabalarken ve tam başarmaya yakınken bu olay iyi olmamıştı. Bir can yoldaşı arayışı tam da bu anda aklına daha cazip gelmeye başlamıştı. Gülsüm onu aradı akşam iyi olduğunu anlamak için. Akşamın ilerleyen saatlerinde kapı çalınınca Luna irkildi. Tüm ışıkları açıktı. Kapıya doğru çekinerek yürüdü. "Açsana kızıl kafa" diye sitemli bir ses duydu. Azmanın sesini duyunca sevineceğini hiç düşünmezdi. Kapıyı açarken yüzünde ifadeleri sildi ve ifadesiz olmaya özen göstererek kapıyı açtı. "Ne var?" diye sordu. Gözünün önüne gelen bir sürü poşetle afalladı. "Al bunları bana bir masa hazırla" Aybars poşetleri zorla eline verip birde kızılı iterek yanından geçti. Luna ilk şoku atlatınca kapıyı kapatıp "Uşağın mı var burda?" diye sordu. Daha adamın yüzünü doğru düzgün görmeden poşetleri yüzüne yapıştırmıştı. "Uşak olsan daha iyi, kölesin" Aybars ukala bir cevapla karşılık verdi. "Seni var ya" "Açım kızıl kafa" Aybars'ın sesi uyarıcı bir tondaydı. Luna burnundan bir soluk verirken söylenerek mutfağa girdi. Bu akşam acele etmesine gerek yoktu. Denize düşün kobra yılanına sarılırdı. Yok yok piton yılanı. Çay suyunu koyduktan sonra oturma odasına girdi. Aybars başını geriye yaslamış dinlendiği belliydi. Luna biraz vicdan yaptı. "Uyudun mu?" diye sordu. Aybars başını yasladığı yerden kaldırıp "Sana eziyet etmeden uyumam merak etme" yan sırıtışı ile Luna sabır çekti. "Kaçıncı serisin?" diye sordu Luna. Aybars'ın kaşları çatıldı. "Ne?" "Robot kolonisinin kaçıncı serisisin diye soruyorum. Henüz insancıl bir davranışına rast gelmedim" diye laf soktu Luna. Aybars'ın tek kaşı ilgiyle havalandı. "Bende bazen kendime soruyorum kızıl kafa, acaba bu yarım aklınla nasıl öğretmen oldun?" Luna'nın kızıl saçları yine yüzüyle yarışırken "Senin anlayabileceğin bir konu değil az... Neyse" azman demek istemedi yüzüne karşı. Aybars onu takmadığını gösteren bir tavırla kenarda duran tüplü tvye baktı. "Şu televizyon çalışıyor mu?" diye sordu. Luna'nın bakışları da televizyona kaydı. "Çalışıyordu aslında ilk zamanlar ama artık çalışmıyor" Aybars'ın dudağı kıvrıldı yine. Uzun zamandır bu kadar değişik mimikleri yoktu. "Ona da el attın yani?" Aybars'ın alayla sorduğu şeyi Luna başta anlamadığı için aval aval baktı Aybars'a. Daha sonra kaşları çatıldı. "Biraz daha konuşursan sana da yumruk atacağım" Aybars'ın iki kaşı havalandı. "Çok mu film izledin kızıl kafa? Hayallerin bile bir sınırı vardır ama görüyorum ki sende yok" Luna sabır çekti. "Şu bizim mesele ne oldu sayın sahibim" Luna'nın alayla söylediği şey Aybars'ın sinirlenmesi yerine omuzlarının dikleşmesini sağlayınca Luna anlık afalladı. Söylediği şeyin saçmalığı beyninin içinde dolaştı. Adama bu konuda laf sokmak onu tatmin etmek demekti. Bunu ne zaman öğrenecekti. "Jandarma araya girdiği için biraz uzayabilir" "Neden?" "Prosedürlerden dolayı" "Umarım en kısa zamanda çözülür" "Çözülecek" Hava iyice ağırlaşırken Luna koşar adım odadan çıktı. Azmanın bakışları biraz değişmiş miydi neydi? Yada savunmasız gördüğü kıza acıyor muydu? Luna emin olamadı. Çayı demleyip altına su koydu. Aybars'ın getirdiği poşetleri tek tek açarken kaşları çatıktı. "Adama bak kral gibi besleniyor" Biraz daha kurcaladığı zaman "Kral bile yanında halt etmiş" dedi. "Kasların nerden geldiği belli oluyor" dedi bir an aklından onu üstsüz hayal ederken. Sahi onu hiç üstsüz görmemişti. Mantıklı tarafı hızla onu uyarırken sevgilisi olan bir adamı hayal ettiği için kendine kızdı. Şayet kendisinin böyle sevgilisi olsa kimsenin kaslarını hayal etmesini istemezdi. Kavurma, bastırma, değişik et ürünlerini tek tek tabağa yerleştirirken tabakları bile yetmedi. "Bazılarını poşetten yesin" diye omuz silkti. Arkasından bir el uzanıp tepsiden bir bastırma parçasını almaya çalışırken, uzanan ele refleks olarak vurdu. "Masa da ye" dedi. Bunu yeğenlerine şakayla karışık yapıyordu. Sonra ele baktı, sonra düşündü. Bu el değil resmen bir pençeydi. Hızla arkasına dönünce Aybars ile göz göze geldi. Hızla kendini geriye çekti. Aybars'ın kaşları çatılmıştı. "Kızıl kafa?" "Ne sinsi sinsi geliyorsun?" "Aslında seslendim ama sağır olan sensin" diye bir savunma yaptı Aybars. Tabaktan bir parça pastırma alıp ağzına attı. "Sen günde kaç öğün yiyorsun?" "Her insan kadar." Aybars tepsiyi eline alıp oturma odasına döndü. Luna ekmeği peşinden getirdi. Ona bir minnet borcu vardı. Aslında birden fazla vardı. Ekmeği bırakıp çay koymaya gitti. Çay koyduktan sonra çaydanlığı da Aybars'ın yanına bıraktı. Aybars'ı yerken izlememek için telefonu eline alıp reels kaydırmaya başladı. Arada gülüyordu. Aybars'ın arada ona baktığını hissetse de dönüp ona bakmıyordu. Aybars nihayet bitirdiğinde geriye yaslandı. Luna pozisyonunu değiştirmedi. "Kalk bana masaj yap" dedi Aybars. Luna'nın ağzı hafif aralandı. Aybars'a baktı. "Ne masajı?" "Rahatsız koltuğun yüzünden boynum tutuldu" dedi Aybars. "Doktora git ben masaj yapmaktan falan anlamam" "Sanırım kölem olduğunu ve her dediğimi yapmak zorunda olduğunu unutuyorsun" Luna burnundan bir nefes verdi. "Neden beni köle olarak kullanmak istiyorsun? Amacın ne?" Aybars duraksadı. "Çünkü seninle uğraşmak zevkli" Luna'nın sinirden kaşı seyirmeye başladı. "Ben oyuncak mıyım?" "Oyuncak biraz küçümseyici olur sanırım" "Köle küçümsemek değil mi?" "Yoo hiç şahsi kölem olmadığı için merak diyelim" "Benim de yok ve hiç merak etmedim. Senin sadist ruhun" "Fazla dır dır yapma kızıl kafa. Bekliyorum" Luna rahatsız hissetti. "Yani sevgilin var ve benim sana dokunmamı istiyorsun bu ne kadar doğru?" Aybars gerildi yeniden. "Bana tecavüz et demedim alt tarafı masaj. Unutma senin yüzünden oldu" Aybars'ın sesi sert çıkmıştı. "Şimdi kalk buraya gel" dedi Aybars. Luna kararsız kaldı ama tabi yumuşak vicdanı onu rahat bırakmadığı için ayağa kalkıp Aybars'ın yanına geçti. "Ben anlamam diyorum. Hem senin yanında güçlü, kaslı askerler var benim ellerim senin omuzlarına ne yapsın?" "Sözüne güvenilmezmiş kızıl kafa, bir daha ki sefere kontrat imzalayalım" Luna'nın kaşları yeniden çatıldı. Yüzü çok geçmeden azman yüzünden buruş buruş olacaktı. "18 gün sonra değerli tekmemi basacağım sana" "Hııı" Aybars uzatarak umursamadığını belli etti. "Hadi başla" Öyle böyle Luna, Aybars'ın arkasına geçti. Teniyle bütünleşmeye yüz tutmuş siyah tişörtü yerli yerindeydi. Askeri yada siyah giyiyordu. Bir tane alacaktı ona az kalmıştı. Bakışları Aybars'ın geniş omuzlarına gittiği zaman tuttuğu nefesini verdi. Omuz omuz değil yatak mübarek. "Ee?" Aybars onu sıkıştırırken sadece masaj diye kendi kendini ikna etmeye çalışıyordu. Elleri sonunda geniş omuzlarına indi. Parmakları uzun olmasına rağmen Aybars'ın omuzlarını zor kavramıştı. Hatta kavrayamamıştı. Aybars'ın kasıldığını fark etti. Hoşlanmamış mıydı? Zaten yaptığı neyden hoşlanmıştı ki azman. Sinirle Aybars'ın omuzlarını sıkmaya başladı. "Biraz sıksana kızıl hamur mu yoğuruyorsun?" Luna aslında tüm gücünü kullandığını söylemek yerine "Sana bilmediğimi söyledim" diye çırladı. "İstersen yat sırtını çiğneyeyim bide?" Aybars duraksadı. "Gerek yok" dedi. Luna sinirle uzaklaştı. "Senin kadar kaprisli bir adam gördüysem ne olayım?" dedi. "Kaprisli değilim" "He he pamuk" "Ne pamuğu lan?" Aybars gerçekten sinirlenmişti. "Sabır Allah'ım" "Taş gibi adama dediğine bak" "Kalbin de dahil" diye karşılık verdi Luna. İkili ters ters birbirine bakarken bir araba sesi yankılandı bahçede. İlk Aybars kendine geldi. "Camdan uzaklaş" diye uyardı Luna'yı. Luna hızla sindi. Kapı açılıp kapanma sesi gelirken Aybars camın kenarına yaklaştı. Eli silahtaydı. Luna ise korkmuştu. "Burda bekle" dedi Aybars kapıya doğru giderken. Kapı çalındı. Luna da Aybars'ın peşinden gitmişti. Aybars susması için işaret etti. Kapı tekrar çaldı. Kapı deliği olmadığı için kim olduğu görünmüyordu. "Luna" diye seslendi Sergen. "Abi" dedi Luna hızla kapıya giderken. "Tanıyor musun?" "Abim" dedi Luna. Luna daha sonra hatırladığı şeyle gözleri büyüdü. Aybars evdeydi ve abisi kapıdaydı. Aybars'ın koluna yapıştı. "Hemen git" dedi onu çekiştirirken. Aybars'ı sürüklemek mümkün değildi. Luna kolunu bırakıp "Gitsene be, abim seni görürse ikimizi de vurur" Aybars'ın kaşları çatıldı. "Çakal mı vuruyor?" Luna göz devirdi. Her zaman ki erkek egosu. "Ben şimdi kapıyı açıyorum hemen kaybol" Luna eliyle üstünü başını düzeltip kapıya gitti. Son kez dönüp Aybars'a baktı. Kendi odasına girdiğini görünce kaşları çatıldı. Gözü seyirdi anlık ama hemen düzeltip ona seslenen abisi için kapıyı açtı. Birazdan odaya gidecek Aybars'ı bizzat vurmak zorunda kalacaktı. "Niye geç açtın? Endişelendim" "Tuvaletteydim abi" Luna hızla özlediği abisine sarıldı. Sergen de karşılık verdi. "Neden geleceğini haber vermedin abi?" diye sordu Luna. Sergen kız kardeşini uzaklaştırdı. "Bu bir ziyaret değil Irmak sana emanetini Getirdim" dedi Sergen. Luna'nın gözleri kocaman açıldı. Sergen belinde ki emaneti çıkarıp Luna'ya uzatınca Luna'nın bakışları odasına doğru kaydı. Aybars ile göz göze geldi. Aralık kapıdan. Aybars'ın yüzünü net görmese de yeni bir esaret halkasının boynuna geçtiğinin soğuk etkisiyle ürperdi. Silahın ruhsatı yoktu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD