Görev Başarısız

2426 Words
Aybars'tan "Yanlış duymadım değil mi komutanım?" "Hayır yanlış duymadın. O kızı kendine sevgili yapacaksın daha sonra ailesinin kirli işlerini öğreneceksin" bedenim kasıldı. "Ben sevgili işinden ne anlarım komutanım? Başkası kalmadı mı kızla sevgili olacak?" "Kız seni görmüş beğenmiş o yüzden bu görev sende" kaşlarım çatıldı. "Hangi kız?" "Hani sorunlu düğün için görevlendirildiğiniz günü hatırlıyor musun?" başımı olumlu anlamda salladım. "Orda gözlerini senden alamamış kız. Sivil olarak katılman ise tamamen bizim şansımıza oldu" kaşlarım mümkünmüş gibi daha da çatıldı. "Asker olduğu mu öğrenmeyecek mi bu kız?" kızın ismini bile bilmiyordum henüz ama sevgili olma yolunda ilerliyorduk. "Öğrenmesi sorun değil. Sen kızın aklını bilmeden çelmişsin zaten. Bu görevi başarırsan cezan büyük ihtimalle bitecek" "Tamam kızı diyelim sevgili yaptım ve bir şekilde görüşmeye başladık ya sonra?" "Kızın babası ve ailesi baskıcı insanlar ben araştırdım. Yanlızca kaçak mal işlerinin olduğu akşamları bilmemiz baskın için yeterli" "Kız ailesinin işlerini biliyorsa bana tüm bunları neden anlatsın?" "O anlatmayacak sen tahmin edeceksin" "Valla bir şey anladıysam ne olayım" dedim. Asker kimliğim belliydi. "Sen kızla sevgili ol gerisini zamana bırak Aybars" Evin ile olayımız tam da bu şekilde başlamıştı. Kızın gittiği yerlere gidip bana daha da tutulmasını sağladım. Çok güzel bir kızdı. Zamana yaya yaya tanışma işini halletmiştim. Kızı pek dışarıya salmıyorlardı. Ailesi düşündüğümden baskıcıydı. Bir kaç kez onunla gizli saklı bir yerlerde buluştuk. İyi bir kıza benziyordu. Onunla bu sevgililik olayını bi zaman sonra kabullendiğimi fark ettim. Bir gün gözlerimin içine baktı. O an ne olduysa oldu. Belini kavramam ve birbirimizin dudaklarına açlıkla saldırmamız aynı zamanda oldu. Asker adamım ihtiyaçlarım vardı benimde. Kazık gibi heriflerin içinden çıkıp yumuşak bir tene dokunmak erkeklik ihtiyaçlarımı yeniden hatırlamamı sağlamıştı. O günden sonra her buluşmamızda kızı öpmeye başladım. Tabi o istediği sürece zoraki bir şey yapmıyordum. Onu etkilemek düşündüğümden kolay olmuştu. Onu isteyen biri olduğunu duyunca bana haber gönderdi ve bir yerde buluşmayı teklif etti. Buluşma yerine yani köye gittiğim zaman henüz hava aydınlanmamıştı. Kaçarak geleceğini biliyordum. Onun geldiğini gördüğüm zaman nerde baş başa kalabileceğimizi düşündüm. Kız yanıma geldi. Etrafa bakıp takip eden olup olmadığına baktım. Kimsenin olmadığını anlayınca onu öğretmen evine götürmeye karar verdim. Evin etrafını kontrol ettim. Ahır kapısı eski olduğu için onu kırmanın mantıklı olacağını düşündüm ve öyle de yaptım. Ahır kapısı arkada olduğu için dikkat çekmezdi. Kapıyı kırdıktan sonra kızın konuşmasını zoraki dinledim. Konunun evliliğe bağlanacağını anlayınca belini kavrayıp dudağına yapıştım susması için. Öpüşmenin ortasında bir kadın çığlığı duyuldu ve kız tam karşımızda yerini aldı. Evin hızla benden ayrıldı. "Bizi mi dikizliyorsun?" diye sordum kıza. Bir yakalanmamız eksikti. Kızı net olarak görmüyordum ama kızıl olduğunu görmüştüm ve tanıdık değildi. Misafir olabileceğini düşündüm. "Başka yerde çiftleşin" dediği zaman kafam atmıştı. Evin Aybars diyince daha fazla gerildim. Evin kaçıp giderken kızın kim olduğunu anlamaya çalıştım. İşimi bozduğu için gerçekten sinirliydim. Öğretmen olduğunu öğrenince şaşırmıştım. Okulların ne zaman başlayacağını bile unutmuşum. Onu tehdit ettim gördüklerini kimseye anlatmaması için. Benden korktuğunu net olarak görüyordum. Bu iyi bir şeydi. Beni taklit ettiğini duyunca daha fazla öfkelenmiştim. Aydınlığa çıkınca yeniden ona baktım. Saçı başı dağınık tuhaf görünüyordu. Uykusundan uyandığını anlamıştım. Ona tehditkar attığım bakıştan sonra Evin ile arabama bindim. Evin'i evine yakın bir yerde bıraktıktan sonra kışlaya döndüm. Onu bir daha kolay kolay görmem dediğim zaman ise akşamına hasta olarak kışlaya geldi. Albay komutan çıktığı için tüm yetki bendeydi. Onu kabul edip etmemekte kararsız kalsam da askerlerden onu getirmesini istedim. Asker kulübesinin önüne gelince onu görmeyip görevli askere nerde diye sordum. Beni görüp kaçmış olabileceğini düşündüm ama kaçamayacağını bildiği için bayılma numarası yapmıştı. Onu başka bir askerin kucaklamasına izin vermedim. İçimde oyun oynama isteği vardı bu kızla oynamak istedim. Bayılmadığını nefesini tutuşu ve bir anda vermesinden anlıyordum. Ona direkt numara yapıyorsun demek yerine suni teneffüs şakası yapmaya karar verdim. Suni teneffüsü duyunca anında uyanmış elini göğsüme koyup beni itmişti. Başkası yapsın suni teneffüs dedi. Geriye çekilip taburcu edilmesi gerektiğini söyleyince panikledi. Ateşi vardı ve ilaçsız bu geceyi kolay atlatamazdı. Beni yok sayıp Bora dan yardım istedi. Bora yetkinin bende olduğunu söyleyince yutkunup bana döndü. Gururu el vermese de yardımı dolaylı yoldan istedi. Ona yardım edecektim elbette ama inadını biraz kırmak ve kontrolün kimin elinde olduğunu anlaması için ona yumuşak davranmadım. Ben ona yaklaştıkça köşelere sinen kadın Bora yaklaşınca ona doğru yanaşması sinirimi zıplatmıştı. Resmen Bora'ya kur yapıyordu hasta haliyle. Kız milleti işte üniformalı birini görünce ağızlarının suyu akıyordu. Ama bana bakarken neden yoktu? Bu kız benim sınırlarımı fazlasıyla zorluyordu. Benim sevgilim var diye belki bana o gözle bakmıyordu ama Bora yakında nişanlanacaktı bunu bilmiyordu. Bora gideceğini söyleyince mecbur ben ilgilenmek zorunda kaldım. Kızın her şeyi ayrı olaydı resmen ya uyanmakta zorlanıyor ya itaat etmiyordu. Gece boyunca aralıklarla onunla ilgilendim ve kalpli iç çamaşırını görünce gözlerim uzun süre oraya takılı kaldı. Bembeyaz teninde kırmızı kalpli iç çamaşırı. Bakire iç çamaşırı beni afallatmıştı. Sıradan bir pazar çamaşırı onun beyaz teninde harika durmuştu. Sapık diye bağırana kadar bakışlarımı geriye çekmemiştim. Kızıl öğretmenin sesiyle kendime gelip hızla odadan çıktım. Fazla sıcak olmaması için ona alt vermediğim için anında pişman olmuştum. Bu kız nerden çıkmış başıma bela olmuştu anlamıyorum. Bir şekilde karşıma çıkmayı başarıyordu. Çamaşırını gördükten sonra onunla ilgilenmek daha zor oldu. İkimiz de bu konuda konuşmadık ama ikimiz içinde olay nahoş bir durumdu. Hasta olduğu için normaldi. Bende günlük bakıcısı olduğum için durumu normal karşıladım. Onu evine kadar bırakırken utandığını fark ettim. Ona bakmamaya dikkat ederek ilaçlarını verdim. Bu sefer kolay kolay bir daha karşılaşmayız dediğim zaman kucağıma tırmanmış yuvarlak ve şekilli poposunu ellerime bırakmıştı. Hatta yetmedi göğüslerini ağzıma vermişti resmen. Kokusu ve beyaz, uçları pembe olduğunu düşündüğüm ikizler yüzünden istemsiz sertleşmeye başlamıştım. Bu durum beni iyice gerdiği için onu yere bırakmak istedim ama ensemi bırakmadan arkama geçti. Her yerime sürtündüğü için sabrımı tüketmişti. Beni suçlar gibi konuşması da ayrıca sinirlenmemi sağlamıştı. Ona ne kadar ders versem de beni deli edecek bir şey buluyordu. Ben bu işlerin adamı değildim. Alfa onu sevmiş yüzünü yalamıştı. Kızın korkusunu görüyordum ama korkak olması bile beni sinirlendiriyordu. Onu sırtıma atıp evin önüne getirdim. Tam gidecekken anahtarını düşürdüğünü öğrendim. Yine sinirlenmiştim. Ona başımın belası olduğunu söylediğim zaman sessizliğe büründü. Sözlerimin onu bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiştim ama o alınmıştı. Kendime anlık kızdım ve anahtarı aramaya başladım. Çantasının içinde olduğu için bulmam zor olmamıştı. Çantayı ona getirip sorduğum zaman bana hiç bakmadan onayladı onun olduğunu. Onu evine girene kadar gözümle takip ettim. Söylediğim şeylerin ağırlığı o zaman üzerime çöktü. Korkunca erkeklerin üzerine mi atlıyorsun? Yada baş belası? Sinirle Alfa'ya dönüp "Senin yüzünden kızın kalbini kırdım" dedim. Normalde Alfa insanlara yaklaşmazdı pek ama bu korkak kız ilgisini çekmiş gibiydi. Sinirle kışlaya çıktım. Sabaha doğru kalkıp kızıl öğretmenin kapısını yaptırmanın bazı hataları telafi edeceğini düşündüm. İki adam ayarlayıp bir kaç kapıyla köye gelmelerini sağladım. Öğretmen ortalarda görünmüyordu ama bir süre sonra elinde bıçakla ahırın kapısının önüne geldi. Bu kız beni ne zannediyordu acaba? Elinde ki bıçağı almam saniyeler sürdü. Yine Evin ile geldiğimi zannetmiş olmalıydı. Kapıyı yaptırdığımı anlayınca biraz mahçup olmuştu. Adamlar gidince bende gitmek için anahtarı öğretmenin eline verdim ama elimi geri çekemeden Evin'in sesiyle afalladım. Suç üstü yakalanmış bir etki yaptı bende sorduğu kinayeli soru. Elimi hızla çekip Evin'in yanına giderken "Senin için kırdığım kapıyı değiştirmek için burdayım yavrum" dedim. Kadınlar böyle şeylerden etkilenirdi. Bu görevi berbat edersem cezam katlanarak artacaktı ve ben bunu göze alamazdım. Evin tatmin olmayıp üsteleyince bir üst seviye etkileme taktiği kullanarak "O senin tırnağın etmez" dedim. Amacım bu sefer amacını fazlasıyla aşmış olmalı ki kızılın kızıla dönük gözlerinde gerçek bir kırgınlık oluştu. Sözümü geri almayı diledim o an ama olan olmuştu. Kırgın gözleri sertleşti ve gitmemizi istedi. Evin karşılık verince tartışma büyümeye başladı. Evin güçlü olan taraf olduğu için Kızıla susması için işaret ettim ama o bunu yanlış anladı. Evin uzatmasın diye "Neden o güzel ağzını yoruyorsun yavrum" diyerek gönlünü yaptıktan sonra onunla yürümeye başladım. Normalde gizli saklı buluşurduk ama bugün Evin cüretkar ve korkusuz davranıyordu kıskandığı için. Evin'in kapısını açıp arabaya binmesini sağlarken bakışlarım kızıla kaydı. Yine söyleniyordu büyük ihtimalle ana konu bendim. İstemsiz burnumdan bir nefes verdim. Benden daha fazla kaçacaktı. Aslında doğru olan buydu. *** Bildirim sesini duyunca elimde ki havluyu bir kenara bıraktım. Köyün içinde tur atmak için çıkacaktım. Can sıkıntısından patlayıp gidecektim. Telefonu elime aldım. "Bu gece buluşalım mı?" numara Evin'in evinde çalışan bir kıza aitti. Bana bu numaradan haber yolluyordu genellikle. "Yeni yerimizde" diye ekledi. Telefon numarasını aradım. "Başına iş açma yavrum?" dedim ağzından bir şeyler almak istercesine. "Bu gece ev müsait merak etme" "20 30 dakika için diyorsan hiç yorulma" dedim. "Saatlerce seninim" dedi cilveli sesiyle. Onun iyi bir kız olduğunu düşünmüştüm ama ailesinden aldığı güçle gerçek yüzünü göstermişti. "Baban ve abilerin?" "Evde olmayacaklar" dedi duraksadı. "Gelince konuşuruz" sitemliydi son sözleri. Ben duymam gerekeni duymuştum. "Tamam" dedim. Evin telefonu kapatınca Albayı komutanı arayıp bilgi verdim. Takipte olacaklarını söyledi. Bende gitmek istediğimi söyledim ama Evin ile buluşma mı söyledi. Sıkıntıyla bir nefes verdim. Ekibimle birlikte aynı cezayı almıştım. Görev başkasına devredilmişti. İlk defa bir işi bu kadar batırdığım için romantik sevgili rolünü oynamak zorunda kalıyordum. Bir kadın sıcaklığı bana iyi gelse de ne bileyim doğru hissettirmiyordu. Sivil giyinerek çıktım kışladan. Arabaya atlayıp sürdüm köye doğru. Yeni buluşma yerimiz bir evdi. Köyde kullanılmayan bir ev. İşi kısa sürede bitireceğimi düşündüğüm için buluşma yerini çok umursamamıştım ama düşündüğüm kadar kolay değilmiş. 1 ayı aşkın süredir her ihtimali değerlendiriyoruz ama şerefsizler sanki takip edildiğini hissediyormuş gibi açık vermemek için uğraşıyorlardı. Bu durumun ne kadar süreceğini bilmiyorum ama en kısa sürede çözüme ulaşmazsa ben sinirimden ölüp gidecektim. Köy yoluna indiğim zaman aracı kenara çekip bir süre beklemeye karar verdim. Evin kolay gelmezdi. Durup bir sigara yaktım arabanın içinde. Başımı geriye yasladım. Sigarayı bitirdikten sonra söndürüp su şişesinin içine attım. Arabanın içi beni boğmaya başlayınca arabadan çıkıp arabanın kaputuna yaslandım. Bacağımı ritmik hareketlerle sallarken kulağıma dolan motor sesiyle kaputtan ayrıldım. İlçe merkezine yakın bir yerdeydim. Motor sesi yaklaştı. Ana yoldan geçen motora bakarken kaşlarım çatıldı. Kızılın bu saatte burda ne işi vardı? Arabanın yanından ayrılıp ana yola doğru yürüdüm. Onu durdurup durdurmama arasında kaldım. Dudaklarım aralandı ama sesim çıkmamıştı. "Durdurup ne diyeceksin? Kız senden tiksiniyor artık" dedim. Sonra duraksadım. "Ya yine hastaysa? Sonuçta köyde olan herkesten sorumluyum" Ben karar verene kadar o motoru ile uzaklaştı. Akşamı geçmişti epey kararmıştı hava. İyi cesaret etmişti bu saatte yola çıkarak. Buraya ilk kez geliyordu ve yabani hayvanlardan korkmamıştı. Yanında silahı falan olmadığını düşünürsek bu saatte yola çıkması tehlikeliydi. Sadece hayvanı değil, bu saatte dışarda olan erkeklerin çoğu da tehlikeliydi. Başına bir iş gelmeden bunu ona açıklamak gerekiyordu. Biraz daha oyalandım ve arabaya döndüm. Biraz daha ilerden köy yoluna saptım. Arabayı park ederek indim. Evin içine girip beklemeye başladım. Evin de taksi ile gelmişti. Merkeze yakın olduğu için sorun olmuyordu. Benim onu almamı istemiyordu. Kapıyı açınca bana sarıldı. Bu duruma hala alışamadığım için ellerim bir süre havada asılı kaldı. Daha sonra kollarımı etrafına sardım. "Hoşgeldin güzelim" dedim. Nasıl sevgili olunur diye netten araştırma yapmış gördüklerimi uygulamaya çalışıyordum. Sevgililik bana göre değildi. Aşiretin uygun gördüğü bir kızla evlenip bir kaç çocuk edecektim. Babam ve aşiretimiz diğer aşiretlerin bazıları gibi değildi. Biz vatana ve bayrağa sahiptik. Babam vatan düşmanlığı yapan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmıyor aşiretten men ediyordu. Tek vatan tek millet diyordu hep. Ben ve kardeşlerim de böyle büyüdük. Hepimiz askerliğimizi yaptık ama ben kalmayı seçmiştik. Babam bedelliye karşı olduğu için hiç birimize bu ayrıcalığı vermedi. "Peygamber ocağından geçmeyen adam olmaz, adam olmayanın da benim ocağım da işi olmaz" der durur hep. (Goyan aşireti bu hikaye de örnek alınmıştır ❤️) Evin sarılmayı nihayet bitirdiği zaman "Saatlerce benimle olacağını söyledin, yanlış duymadım değil mi?" "Doğru duydun canım babam bu gece kolay kolay gelmez" "Benim yüzümden başın belaya girsin istemem, emin misin?" "Eminim Aybars." Bana doğru yaklaşınca yana dönüp "Oturma odasına geçelim" dedim. Sert bir nefes bıraktığını duyunca umursamadım. Onu öpmek istemedim. Önüme geçti ve oturma odasına girdik. Saatlerce kalacağımızı söylediği için biraz huzursuz hissediyordum. Saatlerce bu kızla ne yapacaktım? Daha önce buluşma zamanımız sınırlı olduğu için bu kadar takılmamıştım ama şimdi bu durum canımı sıkıyordu. "Aybars neden soğuk davranıyorsun?" diye sordu yumuşak sesiyle. Sanırım gerçek yüzünü gördüğüm içindi. Ona doğru dönerek ifademi yumuşattım. "Biraz yorgunum yavrum neden kendi üstüne alınıyorsun?" "Evlendiğimiz zaman babamın yanında çalışmanı istiyorum. Askerlik zor. Hem" dedi duraksadı. Kaşlarım çatıldı. "Hem?" "Neyse" diyerek geçiştirdi. Ailesinin güttüğü başka bir derdi olduğu için ve ben asker olduğum için açık açık nedenini söyleyemezdi. "Madem yorgunsun sana çay yapayım yada kahve?" "Çay iyi olur" dedim ondan zaman kazanmak için. Başıyla onaylayıp mutfağa girdi. O çay suyunu koyarken 3'lü koltuğa oturdum. Ev eski ama dayalı döşeliydi. Evin gelip yanıma oturdu. Göğsüme uzandı. Onun temaslarına alışmıştım. Elimi omuzuna koyup anlattığı şeyleri dinledim. Bir süre sonra kalkıp çayı demledi ve geri döndü. Onu işkillendirmeden bazı sorular sordum. Bana bazen şüpheyle baktığını hissedince konuyu başka yere bağlıyordum. Çayları servis etti. Sıkıntıdan 5 bardak içtim. "1 tane daha?" "Alırım" dedim. Çay içmek istemesem de içmem lazımdı. Nerdeyse bir saat geçmişti böyle. Çayı yavaş yavaş içerken bir anda bardakları toplayıp "Bu kadar yeter şimdi benimle ilgilenme zamanı" diyerek tepsiyi mutfağa götürdü. Ben bir şey düşünemeden geri dönüp kucağıma çıktı. Bu bana kızılın üzerime çıkışını hatırlattı. Şimdi neden aklıma gelmişti o ve sert poposu? İçimde ki düşünceleri yok saydım. Evin dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Dudakları mı araladım onun için. Dudakları mı emmesine izin verdim. Bir süre sonra karşılık verdim. Evin'i belinden yakalayıp altıma aldım. Memnun bir gülüş bıraktı. Üzerine eğilip onu öpmeye devam ettim. Elleri sırtımda dolaşıyor beni daha fazlası için teşvik ediyordu. Bana ateşli bir karşılık verdiği zaman bende daha ateşli karşılık verdim. Arada minik inlemeler bırakıyor beni tahrik etmek istiyordu. Bunu biraz başarmıştı. İleri gidemeyeceğimiz için ondan yarıldım. "Daha ileri gidemeyiz" dediğim zaman suratı düştü. Elimle yanağını okşadım. "Hemen güzel yüzünü asma" dedim yumuşak bir sesle. Derin bir nefes bıraktı. Beni üzerine çekerek "Sadece öp" dedi. Bir süre daha öpüştük. Evin'in telefonu durmadan titreşiyordu. Sonunda sinirle dudaklarını geri çekip "Kim şimdi bu ya?" diye söylendi. Kendimi kenara atıp çıkmasına izin verdim. Telefonu eline alınca gözleri büyüdü. Telefonu açar açmaz ifadesi korkuya döndü. Karşıdakini dinledi sadece. Telefonu kapatınca "Babamlar eve dönmüş" dedi. Bedenim anında gerildi. Yine görev başarısız mı olmuştu? "Beni evin yakınına bırak" dedi beni düşüncelerimden arındırarak. Başımla onaylayıp onunla çıktım evden. Evi uzak olmadığı için 10 dakikaya gelmiştik evin yakınında bir yere. Yanağıma son bir öpücük bıraktıktan sonra yanımdan ayrıldı. Bir süre gidişini izledim sonra arabayı çalıştırıp görev hakkında bilgi almak için Bora'yı aradım. Görev başarısızdı. Aslında mal taksimi yapılacaktı ama son anda Evin'in babası vazgeçmişti. Bu işin başıma iş açacağından korkmaya başlamıştım artık. Evin'in ailesi ile tanışmadan önce bu işi halletmek zorundaydım. Yoksa aileme kadar her şeyi mi öğreneceklerdi. Bizim aşiretimiz ve onların aşireti zıt kutuplardı ama kendimi evlilik riskine atacak kadar kafayı yememiştim hele de Evin'in, kızılı küçümseyip kendini üstün görmesinden sonra. En nefret ettiğim tip kendini üstün gören tiplerdi ve bu durum Evin için eksi bir durum benim içinse soğuma sebebiydi...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD