Bölüm25
İçimdeki kıpırtılar her geçen gün daha çok artıyor. Ancak ne izin verebiliyordum ne de bir şeyler yapabiliyordum. Ne yazık ki, Lavinia uzun bir süre aç kalmak zorundaydı. Bu her ne kadar üzücü olsa da bunu yapmak zorundaydım.
Üzgünüm bebeğim. Sana uzun bir süre yasak var.
Lavinia karantinasına devam ede dursun. Ben biraz daha içimdeki bu kıpırtı ile nasıl yaşayacağımı bilmiyordum ne yazık ki. Her neyse. Benim problemim size yansıtmam ne kadar doğru bilmiyorum.
O gün kafeden çıkıp eve geldiğimizde Dina bir süre sakinleşemedi. Daha sonra Jacop arayıp kendini fazla kaptırdığını ve bize bir özür borçlu olduğunu söyleyince ortam birazcık da olsa sakinleşti. Cidden fazla kapılmıştı.
Şu an yatağımda uzanmış bir şekilde oyun oynuyorum ve rahatsız edilmemek için hem kapıları kilitledim hem de telefonumu uçak moduna aldım. Oyun oynarken bildirim gelmesi ya da arama yapılması beni sinir ediyordu. Aynı şekilde Dina odama gelip beni çileden çıkarmayı ciddi olarak hastalık haline getirmişti. Yapsın. Aynı şeyleri ben de yapıyordum ve o da bana inat olarak yapıyordu bunları.
Bir süre sonra üst üste kaybetmekten sıkılıp telefonumu odaya bıraktım ve mutfağa inip, odamda bir şeyler atıştırmak içinb bir kaç abur cubur aldım. Tekrardan odama geldiğimde telefonum ile internette sörf yapmayı denedim ama başaramadım. Birkaç defa wifi yi kontrol ettikten sonra tekrardan odama çıktım ancak telefonumu uçak moduna aldığım beş dakika sonra aklıma geldi.
Tekrar tekrar söylüyorum. Aşırı zeki bir kızım.
Uçak modundan çıkardığımda telefonumu, Lucia'nın birkaç defa beni aradığını gördüm. Şaşırmıştım. Ancak geri arayacak kadar aptal değildim. Ya benimle dalga geçmek istiyordu ya da bir ihtiyacı vardı ve ben onun yardımına koşacak kişi değildim. Telefonu bir kenara fırlatıp yattığım yerede esnedim ve yatağa biraz daha sindim. Gözlerimi tam kapatacakken odaya Dina geldi. ÜZgünüm ki beni rahatsız etmek için çok geç kaldı.
"Abla Lucia sürtüğü arıyor. Ne yapayım?" Cidden kardeşimi de arayacak kadar ne derdi vardı ki benimle?
"Kapat gitsin." Kafası ile, tamam, işareti yapıp odadan çıktı. Ancak içime baya bir oturmuştu. Telefonumu aldım ve geri aradım.
"Ne var ?" Biraz kibar olsam ölürdüm.
"Sana bir şeyler anlatmam gerekiyor." Hıçkırıyordu. Sesi ağlarken o kadar kötüydü ki bununla bir ara dalga geçmeyi kafamın bir kenarına kazıdım.
"Ne oldu?" Fazla merak etmemiştim aslında. Ancak durumu bu kadar kötüyse bir şey vardı cidden.
"Ben büyük bir hata yaptım." Dedi ve ağlaması şiddetlendi.
"Ne yaptın Lucia?" Her şey yapmış olabilirdi. ben ondan her şeyi beklerdim.
"Özür... özür dilerim." Konuşamıyordu ağlamaktan.
"İstersen yanına geleyim, öyle anlat." Bu da sana son kıyağım olsun.
"Özür dilerim Alicia. Ben büyük bir bok yedim." Anlatacak mıydı artık?
"Ne yaptın Lucia. Söyleyecek misin yoksa kapatayım mı?" Sinirlenmeye başlıyordum artık.
"Kapatma kapatma. Ben sizi ayırdım Carlo ile. Sırf gururum için. Yapmamalıydım. Ben bu kadar kötü olacağını tahmin etmemiştim." Hıçkırdı.
"Aslında Carlo seni aldatmadı. Ben o gece senin yanında olacağını bildiğim için o şekilde mesaj atmıştım." Cidden bunu yapmış mıydı?
"Bu kadarını yapamazsın!" Gözlerim doldu. onu boş yere suçlamış ve güzelim ilişkimi sonlandırmıştım.
"Özür dilerim..." Tekrar ve tekrar hıçkırdı.
"Özrünü kabul falan etmiyorum. İznin olursa kapatıyorum."
"Kapatma kapatma! Söyleyeceklerim bu kadar değil." Derin bir nefes aldım ve cevap vermeden anlatmasını bekledim.
"Carlo uzun zamandır kötüydü. Bunu sen fark etmedin. Ailesi, daha doğrusu babası ile sürekli kavga ediyordu." o kadar zor konuşuyordu ki, anlamakta güçlük çekiyordum.
Aslında fark etmiştim. Daha doğrusu Lucia. Geceleri dışarı çıkmasının sebebi buymuş demek ki. Ben nasıl bir aptalım da farlkı senaryolar kurdum kafamda.
"Ben fark ettim. O gün kros koşusunda ona bir mesaj geldi ve mesajı okumak için durdu. Bende merak etmiştim. Annesi hastalanmış. Bu yüzden onu hastaneye kaldırmışlar ve bir kaç test yapmışlar." Yine hıçkırdı. Benim se dolan gözlerim teker teker yanaklarıma doğru taştı.
"Test sonuçlarının mesajıydı bu. Annesi akciğer kanseriymiş." Dondum. Anlamamıştım bunu. Anlayamamış ve yanında olamamıştım. O buna rağmen, bu üzüntüsüne rağmen benimle vakit geçirmek için evine çağırmıştı ve ben onu terk ettim. Annesinin acısının üzerine ben onu terk ettim. Aptalım. APTAL!
"Sırf onunla tekrardan olabilmek için yanındaymışım gibi davrandım. Bencilim işte. Bencilin tekiyim." Ne konaşabiliyor ne de nefes alabiliyordum.
"Bana inandı. Yanında bir tek ben kalmıştım. Bana inanmak, dayanmak istedi ama bende onu yüz üstü bıraktım." Artık onunla birlikte bende ağlıyordum. İğrenç bir insan diye Lucia'yı yargılarken, onunla bir farkım olmadığını anladım.
"O mesaj attığım gün benim ne yapmak istediğimi anladı ve benimle konuşmayı kesti ama..." Sustu. Sanki konuşamıyordu.
"SÖYLE! AMA NE?" Bağırmaktan başka çarem yokmuş gibi hissediyordum. Konuşsam sesim çıkmayacakmış gibiydi.
"Ama... bugün annesinin vefat ettiğini öğrendi. Hastanenin çatısına çıktı ancak onu indiremedik. Onu bir tek sen indirebilirsin Alicia." Bütün bedenim kaskatı kesilmişti. Ne yapacağımı hatta ne düşüneceğimi bilmiyordum. Sanki bütün dünya üzerime yıkılmış, oradan kalkamıyordum. Sadece ağlıyor ve dümdüz duruyordum.
BölümSonu