4.Bölüm

1401 Words
Şakağımın ağrısıyla açtım gözlerimi.Gözüme ilk çarpan şey karşımda ki büyük yatağın ayaklarıydı.Dün gece girdiğim ağlama krizinin sonlanmasıyla yorgunlukla kendimi olduğum yere, kahverengi parkelerin üzerine bırakmış ve uyuya kalmışım. Buruşan yüzümle uzandığım yerden kalkmaya çalıştım ama tutulan beton dökülmüş gibi yere yapışmıştı.Dudaklarımın arasından acılı bir nida döküldü. "Ah!" Karnıma yasladığım elimle yerden destek aldım ve ikinci dememde doğrulup sırtımı kapıya yaslayabildim.Gözlerimin oldukça şiştiğini hissediyordum.Ve yüzümün de berbet göründüğüme emindim.Üzerimde dün ki yağmurluğum vardı ve sırtım evin sıcaklığından dolayı terlemişti.Saçlarımdan geçirdiğim ellerimle bileğimde olan tokanın varlığını hatırladım ve özensizce bir at kuyruğu yaptım hala oturduğum yerden.Derin bir nefesle kapıya yasladığım başımla düştüğüm durum ve yaşadığım şeyler zihnime üşüştü. Ne yapacaktım ben?Nasıl bir yere düşmüştüm böyle?Ve en önemlisi nasıl çıkacaktım bu evden? Az sonra yavaşça ayağa kalktım.Bütün bedenim geceyi yerde geçirdiğim için ağrıyordu ama bunu umursamadan küçük bir yumruk olan elimi kapının yüzeyine indirdim.Kanımda uyuyan öfke de her vuruşta artarak uyanmıştı. "Heeey!Kimse yok mu?Çıkarın beni buradan!" Bir kaç saniye sonra gelen tıkırtılarla geriye doğru çekildim.Açılan kapıyla çatık kaşlarla içeri giren izbandut kılıklı adama baktım.Sanki söyleyeceğini anlayabilir mişim gibi konuştu. "Cosa ti piacerebbe?" (Ne istemiştiniz?) "Ne diyorsun anlamıyorum!" dedim sinirle. Bana beton gibi suratıyla bakmaya devam eden adamla devam ettim. "Nerede o sahibin?" Daha sonra adamın birşey demesine izin vermeden ki söylesede anlamayacağımdan hızla yanından odanın dışına fırladım.Bana engel olmayan adamın peşimden geldiğini bilerek hızla dün çıktığımız merdivenlere doğru koştum. Hızlı hızlı indiğim basamaklardan etrafıma baktım hızla, kimse görünmeyince Dış kapıya ilerledim.Kendime çektiğim ağır kapı açıldı ve kısa bir an arkamı dönüp arkamdan gelen adama baktım. "Hii!" Çarptığım bedenle sendeledim.İrkilerek kollarında olduğum adama baktım.Nefes nefese kalmış bir şekilde geriye doğru çekilmeye çalıştım.Ama bırakmadı belimi.Bir eli belimde diğer eliyse kolumun üzerinden sırtımdaydı.Kapının arasında olduğumuz pozisyon beni rahatsız ediyordu ama lanet adam bırakmıyordu. "Dokunma bana, çekil!" Yüzüne doğru bağırışım onda herhangi bir mimik oynatmadı.Kalın kolları hala etrafımdaydı ve ben hareket ettikçe beni daha çok çekiyordu. "Nereye böyle?" dedi boğuk bir sesle ve tek gözünü kırparak.Nihayet bir yaşam belirtisi göstermişti. "Sanane!Bak son kez uyarıyorum seni bırak beni yoksa çok kötü olacak!" Söylediklerim şeyle iki kaşını havaya kaldırdı.Tepkisi şaşırdığından değildi.Daha çok alay eder gibiydi. "Ne yaparsın mesela?Söylesene bir." Küçümser konuşması daha çok öfkelenmeme sebep oldu.Hala çekmdiği kollarının arasındaydım.Yumruk yaptığım ellerimle gelişi güzel üst bedenine vurmaya başladım. "Bırak beni.Bırak or*spu çocuğu bırak!!" Hayatı boyunca çok az küfür eden biriydim ama çileden çıktığım an ağzımdan çıkan şeylere engel olamıyordum.Delirmiş gibi çırpınarak kurtulmaya çalıştığım adam iki koca adımla beni yan taraftaki duvara yasladı ve bedeniyle üzerime abanarak ellerimi iki yandan duvara yasladı.Karanlık gözlerinde ki öfke geri adım atmama engel olamadı.Dişlerimin arasından tısladım. "Ne yaptığını sanıyorsun?" Beni duymazdan gelerek aksanlı sesine bulaşan öfkeyle konuştu. "Doğru konuş." "Hadi ya.Konuşmazsam ne olur?" dedim histerik bir şekilde gülerken. Yüzüme yaklaşan yüzüyle karanlık bir fısıltıyla konuştu. "Emin ol bunu öğrenmek istemezsin 'piccola ragazza'." (Küçük kız.) "Çek şu kollarını.Hiçbir bok yapamazsın.Etrafın köpeklerinle dolu diye kendini güçlü mü sanıyorsun?Sana yardım eden bir kadını zorla tutacak kadar şerefsiz bir insansın sen!" Kasılan çenesiyle sinirlendiğini anladım.Bu hoşuma gitmişti.Dik ve korkusuz gözlerle,gözlerime bakan koyu gözlere baktım.Dün yaşadığım sinir krizlerinin ve ağlamaların bedelini ödeyecekti.Esmer yüzü tam yüzümün dibindeydi.Öyle ki dolgun ve kırmızı dudaklarından çıkan nefesi,ondan kısa kaldığım için alnıma çarpıyordu. "Beni zorlama.Bu tavırların seni burada daha fazla tutmak istemem dışında bir işe yaramıyor." Kafayı yiyecektim ya! "Ya sen manyak mısın!?Ne istiyorsun benden.Bırak gideyim ailem merak etmiştir!" Yalan. Günlerce kaybolsam hatta bir köşede ölüp gitsem,beni merak edip polise gidecek biri bile yoktu.Ailem dediğim insanlar aynı evi paylaştığım,varlığıma sadece biyolojik olarak sebep olan insanlardı.Bu acı bir hissin ağzıma yayılmasına neden oldu ve yutkunamadım.Tabi bunu karşımda ki mafya kılıklı adamın bilmesine gerek yoktu.Sanki bir şeyler arıyormuş gibi bakışları yavaş yavaş tüm yüzümü taradı.En son gözlerimde durdu. "Sence bu umrumda mı?Ben ne istersem o olur.Hiç kimse sikimde değil." Gözlerine iğrenir gibi baktım. "Ve sen burada ne kadar kalacaksın,ben karar veririm.Şimdi odana git ve uslu bir kız ol." Bir adım geriye çekildi ve sırtını dönerek ileride ki kahverengi deriden olan kocaman koltuğa ilerledi.Derin bir nefes aldım ve sırtımı duvardan çektim. Arkasında ki adama işaret vererek bana doğru yürümesine sebep oldu.Adam yanıma gelip kolumu nazikçe tutarak beni merdivenlere yönlendirdi.Yeni bir çırpınma ve bağışıp harbinden sonra dün gece kaldığım odaya getirildim.Adam kapıyı kitleyip gitmişti.Mafya kılıklı , bu sırada koltukta yayılmış elinde ki kehribar rengi sıvıyla ifadesiz bir şekilde çırpınmalarımı izliyordu. Elimi dağılmış saçlarımdan geçirerek odada ileri-geri yürümeye başladım.Öfke tüm bedenimi sarmıştı.Nabzım damarlarımı yırtacak kadar hızlanmıştı.İleride ki pencereye hızlı adımlarla yürüdüm ve dışarıya baktım.Aşağıda nöbet tutan onlarca adam vardı.Bu omuzlarımın umutsuzca düşmesine sebep oldu.Zaten atlasam bile bir taraflarımı kıracak kadar yüksekteydi pencere.Dağ başında bir yerdi.Evin etrafı ağaçlarla çevrili bir araziydi.Bu ev dışında etrafta başka ev görünmüyordu.Camdan çekilip yatağa ilerledim ve ucuna oturup kafamı iki elimin arasına aldım.Yerde olan bakışlarımla buradan nasıl kurtulacağımı düşündüm.Kaçırıldığım an sırtımda olan çantam neredeydi bilmiyordum ama onlarda olduğu yüksek ihtimaldi.Bana yardım edecek hiç kimseyle iletişim kuramıyordum. Düşünceler kafamı patlatacak raddedeydi. Yarım saat sonra gelen kilit sesiyle hızla ayağa kalktım.Kapı açılıp içeriye elinde tepsiyle adamlardan biri girdi.İçerisinde kahvaltılık olan tepsiyi komodinin üzerine koymak için ilerliyordu ki önüne geçip ona engel oldum.Robotik bakışlarla bir kaç saniye gözlerime baktı.Anlamayacağını bilerek konuştum. "İstemiyorum.Götür onu." Buradan kurtulana kadar ağzıma hiçbir şey sürmeyecektim.Ne idüğü belirsiz bu adamlar herşeyi yapardı. Adam,beden dilimden kahvaltıyı istediğimi anladı ve neyse ki zorlamadan dışarı çıkarak kapıyı kapattı ve tekrar kilitledi.Midem bulanıyordu ve bu da açlıktan olmalıydı ama ölsem de bu evde birşey yemeyecektimEtrafımı inecelediğim de içeride bir kapı daha vardı.Muhtemelen banyoydu.Oraya doğru ilerledim ve tahminimde yanılmayıp beyaz mermerlerden oluşan ışıl ışıl banyoya girdim.Koca banyo,standart bir dairenin salonu büyüklüğündeydi.Beyaz bir küvetin yanında camdan bir duşa kabin vardı.Herşey oldukça temiz görünüyordu.Sanki hiç kullanılmamış gibiydi.Lavabo kapının hemen sağındaydı.Sıkışan mesanemi rahatlatıp lavaboya ilerledim ve gümüş musluğu açarak elimi yıkadım ve avucuma su doldurup yüzüme çarptım.Defalarca tekrar ettiğim şeyle kafamı kaldırıp karşımda ki tepesinde led ışık yanan aynaya baktım.Berbet görünüyordum.Saçlarım birbirine girmişti.Bakışlarım yorgunluğun izlerini taşıyordu.Rengim solmuş ve tenim bir ölünün teni gibi bembeyaz kesilmişti.Son bir gündür yaşadığım şeyler bünyeme çarpan bir kaya gibi onu güçsüz düşürmüştü.Aşağı kayan bakışlarım üzerime düştü.Gri tişörtümün önü ıslanmıştı.Islak ellerimle saçlarımı geriye doğru attım ve tekrar ıslattığım elimi enseme yasladım.İki elimi lavaboya yasladım ve kafamı yere eğdim.Bir kaç saniye boyunca kaldığım pozisyondan sonra kafamı kaldırdım ve son kez aynaya bakmadan banyodan çıktım.Ne yapacağımı bilmiyordum.Şaka gibi yaşadığım şeyleri bir türlü algılayamıyordum.Mafya kılıklı adamların beni kaçırmasına hala inanamıyordum.Ben bu tür şeylerin kitaplarda ve filmlerde mümkün olacağını düşünürdüm.Gerçekten burada mıydım diye düşündüm.Yavaş adımlarla odanın içini turladım.Arada pencereden dışarı bakıyordum.Ama adamlar hala aynı yerlerinde sanki birer heykelmiş gibi dikiliyorlardı.Saatler sonra yorgun düşen bedenim yatağa düştü.Oturur pozisyonda kaderine boyun eğermiş gibi öylece bekledim.Saat kaçtı bilmiyordum ama öğleden sonra olduğunu camda ki güneşin batıya dönmesinden anlamıştım.Evin içi oldukça sessizdi. Gelen kilit sesiyle ayağa kalktım.Kapıyı açan koruma kapı arasında durup bana onu takip etmemi isteyen bir mimik yaparak eliyle yol verdi.Birkaç saniyelik duraksamamın üzerine ona doğru yürüdüm.Önden giden adımlarını takip ederek merdivenlerden indim.Aşağıdan gelen italyanca konuşmalarla merdivenlerin sonunda bekledim.Tek kaldığım yerden bir adım daha atmadan büyük camın önünde sırtı bana dönük olan adamın telefonla konuştuğunu gördüm.Az sonra biten konuşmayla koca cüssesi buraya döndü.Gözleri bana değdi.Ellerini siyah pantolonun cebine koyarak benim olduğum tarafa ilerledi yavaş adımlarla.Tam karşımda durduğunda ona nefret dolu gözlerle bakan gözlerime baktı.Bağırıp çağırmamın bir işe yaramadığını anlamıştım.Bu yüzden sakince düşünerek kaçacağım bir yol bulma kararı almıştım.Ama bu yine de karşımda ki haydutun bana herhangi bir girişiminde onu gerekirse yaralamaktan çekinmeyeceğim anlamına gelmiyordu. "Yemek yememişsin." Söylediği şeyle içimden koca kahkaha attım.Dışım oldukça ifadesizdi.Tüm kötü duygularımı gözlerimle oldukça iyi yansıttığımı biliyordum.İkimizde ayakta ve karşı karşıyaydık. "Ee?" dedim alayla. İfademe karşılık, "Ölü bir doktor işime yaramaz." dedi. "Yanlış.Eline geçecek ilk fırsatta seni öldürecek olan bir doktor." Dudağı yukarı kalktı.Duyduğu şey hoşuna gitmişti.Psikopat gibi görünüyordu. "Ben yemek ye dediysem,dediğimi yapacaksın.Ve sen şimdi yemek yiyeceksin." Tavrı inanamaz gibi ona bakmama sebep oldu.Bu adam gerçek miydi? "Sen kendini ne sanıyorsun ya?Kimsin sen?" Tıpkı şımarık bir velet gibi her istediğini yaptırmaya alışmıştı sanırım.Böyleleri babalarının parasıyla geldiği konumla övünen, hayatta tek amaçları istedikleri herşeyi anında önünde gören asalaktan başka bir şey değildi. Duyduğu kelimelerle rahat tavrını bozmadan bana bakmaya devam etti. "Ya da kim olduğun da umurunda değil.Beni hemen şimdi bırakacaksın." "Öyle mi yapacağım?" Alay eder gibi konuşmasıyla dişlerimi sıktım. "Ne istiyorsun benden Allah'ın belası!Ne?" Sinirle bağırmam üzerine bana bir adım daha attı.Şimdi aramızda bir kaç adımlık mesafe kalmıştı.Cebinden çıkardığı sol eliyle kirli sakalın kapladığı çenesini kaşıdı hafifçe.Sonra rahat bir ifadeyle konuştu. "Bilmiyorum.Daha karar vermedim." Dudaklarımı sinirden parçalayacak derecede ısırdım.Ağzımı açıp küfürler sıralayacağım anda arkamdan gelen sesle ikimizin de kafası döndü. "Ne oluyor kardeşim burada?" Bu çocuk? Bu çocuk dün sabah kampüsün önünde çarpıştığım yeşil gözlü çocuktu. Neyin içine düşmüştüm ben böyle?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD