Merakıma yenik düşüp bahçeye çıkıp dış kapıya yürüdüm. Ada biriyle tartışma içerisindeydi. ‘’Defolup gitsene. Ayrıca burada olduğumu nereden öğrendin?’’ Kapının önünde duran adama baktım. Bizden birkaç yaş küçüktü. Yüzü çok çocuksuydu. Elinde koca bir buket çiçek vardı. ‘’Öğrendim işte. Sana vazgeçmem demiştim.’’ ‘’Emre, şimdi ağabeyim çıkacak göreceksin vazgeçmemi! Git buradan.’’ ‘’Çağır gelsin. Onunla da konuşacağım. Gitmiyorum.’’ Ada elini alnına vurup bana döndü. ‘’Alev, ne olur ağabeyimi yukarıda tut. Ben bu sülüğü göndermeden aşağı inmesin.’’ ‘’Kalbimi kırıyorsun ama,’’ diyen Emre’ye ‘’Geber!’’ diye bağırdı. ‘’Ada bu kim? Suçuna ortak olup bir kez daha azar işitmek istemiyorum.’’ Yalvaran gözlerle baktı. ‘’Yemin ederim benim bir suçum yok. Sonra anlatırım. Lütfen, ağabeyim aş

