Birkaç Öpücük

1349 Words

Salonun ağır perdeleri kapalıydı. Dışarıda yaz güneşi bütün haşmetiyle parlıyordu ama içeride gölgeler birbirine karışıyor, boğucu bir hava hâkim oluyordu. Lidya, koltuğun kenarına ilişmişti. Ellerini dizlerinin üzerinde sıkıca kenetlemiş, gözlerini yere dikmişti. O an kendini bir gelin değil, sanki bir mahkûm gibi hissediyordu. Her nefes alışında boğazına düğümlenen bir pişmanlık vardı. Akın, karşısında dikilmişti. Beyaz gömleğinin kolları dirseğine kadar sıyrılmış, bileklerindeki damarlar belirginleşmişti. Sakin, ağır ve buyurgan bir tavırla imamı ve şahitleri karşılamıştı. Yüzünde en ufak bir gülümseme yoktu. Bu evlilik ne onun için ne de Lidya için bir mutluluktu. İkisi de biliyordu: burada aşk yoktu, sadece zorunluluk vardı. İmam önüne yerleştirilen küçük sehpanın başına oturdu, sa

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD