Malikanenin ağır perdelerinden sızan sabah ışığı odanın içine girdiğinde, Lidya koltukta oturuyordu. Yanında Dalya vardı. İkisi de birkaç gündür Akın’ın evinde kalıyor, dışarıya tek adım atmıyorlardı. Akın bu süreçte hiç eve gelmemiş iki genç kadına özel alan tanıyordu. Yaşananlardan sonra Lidya’nın yüzünde hâlâ o gerginlik, gözlerinde hâlâ o titreşim vardı. Ama Dalya, dostunun yanındaydı; onu bir an olsun yalnız bırakmamıştı. Dalya, Lidya’nın titreyen ellerine uzanıp sımsıkı tuttu. “Artık buradasın… güvendesin.” dedi yumuşak bir sesle. Lidya başını eğdi, bakışlarını halıya dikti. “Ama her gözümü kapattığımda… onun o yüzü karşıma çıkıyor. Gece uyanıp kaçırıldığımı sanıyorum” Dalya, kollarını Lidya’nın omuzlarına doladı. “Geçmişte kaldı. Akın ona bedelini ödetiyordur eminim o bunu sonu

