kayadan...
kemal amcanın yanına kitapçıya gelmiştim çok kalabalık olmaz , hatta bir iki kişi en fazla sakin bir yerdi kalabalık insan yoğunluğu gürültü yoktu sade sıcak bir yerdi , kemal amca dertlerimi dinler çoğu zaman sinirle gelir sakinleşmiş çıkardım buradan , bazende hiç bir şey yokken gelirdim hal hatır sormaya hem sohbeti iyiydi hemde akıl hocasıydı, içeri girmem le hemen kemal amcaya selam verip elini öptüm elini öpeceğim tek insandı kendisi içeri baktığımda , kemal amca dışında bir kız vardı esmer biriydi pek dikkatimi çekmemişti diğer kızlar gibi ...
ben kemal amcanın yanına oturup sohbet etmeye başladım aradan fazla geçmeden kız kalkıp yanımıza geldi ve konuşmaya başladı "kemal amca ben içecek bir şeyler alıp geleceğim, zümrüt gelecek benden önce gelirse içecek almaya gittiğimi söylermisin" bu zümrüt denen kızın telefonu yokmuydu haberi oradan vermeyip eski usul yerine birini bırakıyordu.
"tamam kızım da ne gerek var gitmene burada kahvemiz var alırsınız buradan sizden para alacak halimde yok" demişti bu yüzden geliyordum , kemal amca babacan adamdı gelen kişileri kendi evladı yerine koyuyordu belliki sevmişti bu kızları.
"yok kemal amca arkadaşım kahveden hoşlanmaz nefret eder hatta görmeye bile dayanamaz, o yüzden sıcak çikolata alıcam ona " kahve sevmeyen birimi , ilk defa duyuyordum şahsen ben bayılırım kahvesiz bir günüm geçmez , bu kız her kimse burnu havada yemek seçici biriy di kesin ailesi tarafından şımartılmış el üstünde tutuluyordu belli
" tamam kızım sevmiyorsa yapacak bir şey yok"
"tamamdır ben gidiyim"
"dikkat et arabalar geçerken" buraya gelenleri evlatları gibi gördüğü için en ufak şeyle bile ilgileniyor,
kız başıyla onaylayıp çıktı dışarıya gitmişti.
kemal amcayla sohbete dalmıştık, bir yandan da haber bekliyordum gözüm sürekli telefondaydı taki kapıda beliren kıza kadar ; kız mavi bir elbise giymişti üzerinde papatya desenleri vardı, beyaz hırka giymişti üstüne çok doğal ve masum gözüküyordu kumral beline kadar gelen saçları vardı abartı makyaj yapanlardan değildi hatta yüzünde sıfıra yakın makyaj vardı .
kemal amcaya kafasıyla selam verdi göz göze gelince bana da kafasıyla selam verdi , sesli neden vermedi ,verseydi sesini duyardım içeri adımlayıp yanımıza yakınlaştı etrafa bakındı aradığı bir şey olduğu belliydi
kemal amca "kızım selene mi bakıyorsun " dediğin de kafasını sallamıştı bu kız niye konuşmuyordu?
" o sıcak çikolata almaya gitti burada kahve var içersiniz dedim ama senin asla içmeyeceğini hatta görmek bile istemeyeceğini söyledi" ne bu o kahve içmeyen kız mıydı hakkında daha farklı düşünmüştüm kafamdaki kişiyle alakası yok gibiydi, kemal amcanın laflarıyla kafasıyla onaylayıp masalardan birine geçip koltuğa oturdu, yoksa bu kız gerçekten konuşamıyor muydu ...
ben ona bakarken oda bana bakmıştı ki göz göze geldik hemen gözlerini kaçırmıştı , anlaşılan utangaçtı da , selen denen o kız geldi o kız hemen ayağı kalktı , ne demişti selen zümrüt tabi bu kızın adı zümrüttü adını gözlerinden almıştı sanırsam bakışları insanı sıcacık ederdi, hele bir gülümsese o masum yüzde ne kadar tatlı dururdu "tatlı" ne diyorum ben ya kız geldiğinden beri bana beşi olmuştu gözümü ondan alamıyorum, büyülemişti sanki, dünyadan olmayacak kadar masum gözüküyordu ve güzel kendine has bir güzelliği vardı. yok bu kız benim dengemle oynadı ne oluyor ya ben kız gördü mü beyni akanlardan değilim o zaman neden şuan kız gülse nasıl görülür diye düşünüyorum , selen bardakları masaya koyduktan zümrüt'e sarılmak için kollarını açıp adım attı ki zümrüt ürkerek geri çekilmişti, neden geri çekildi ve ürktü arkadaş değiller miydi , neden sarılmadan ürkmüştü ki ve zümrüt bu sefer eliyle bir hareket yapmıştı konuşmak yerine kesinleşmişti artık , bu kız yani zümrüt konuşamıyordu. kemal amca kolumu dürttüğünde ona dönmüştüm
" ne o evlat daldın gittin " doğru öyle bir dalmıştım ki zaman mekan kavramı uçmuştu benden bu kız aklımı bulandırdı
"hiç öyle dalıp gitmişim kemal amca " deyip savuşturdum biraz daha kemal amcayla sohbet ettik tabi sıkdık zümrüte de bakmıştım gözlerim sürekli onun olduğu tarafa kayıyordu , arada onun da bana bakmasıyla göz göze geliyorduk ama o hemen gözlerini kaçırıyordu , bende kemal amca bir şey anlamasın diye fazla uzatmıyordum. telefonun çalmasıyla kemal amcaya baktım
"bu önemli"
"tabi evlat aç sen" onu onaylayıp telefonu açtım ve o istediğim telefon sonunda gelmişti
"alo buldunuzmu bir şeyler"
"evet abi telefondan mı anlatalım yoksa ofisime gelelim"
" ofise gelin bende geçiyorum şimdi" deyip kapattım telefonu , sonunda başarmıştım bulmuştum annemin katilini, kemal amca döndüğümde yüzümdeki sırıtıştan anlamıştı birşeyler olduğu
"hayırdır evlat iyi bir haber gibi"
"aynen öyle kemal amca benim için iyi haber ama bazıları için kötü olacağı kesin"
"e hayırlısı o zaman iyiyse senin adına sevindim evlat"
"sağolasın kemal amca ikiyi varsın sen de olmasan"
"ne demek evlat ben her zaman buradayım yanlış bir şey yapmadığın takdirde de hep arkandayım"
"eyvallah kemal amca benim gitmem gerek gelirim yine " deyip vedalaşıp çıkmak için kapıya gittim tabi son kez kızların olduğu tarafa bakmayı eksik etmedim , önlerinde defter kalem felan vardı selin denilen kız zümrüt'e bir şeyler öğretiyordu çalışıyorlardı birlikte , burada çok oyalandığımı anladığımda gözlerimi zümrütün üstünden çektim ve dükkandan çıktım.
selçuk tan istediğim haber gelmişti
arabama binip ofise gittim odama geçtiğimde dışarıda beni bekleyen selçuk ta benimle birlikte girdi odaya, koltuğuma oturup selçuğa döndüm "anlat bakalım" ve başladı
"adı giray korel eşi ve oğlu meçhul bir şekilde ölmüş ,bir kızı var kızı sır gibi saklamış evden dahi çıkarmamış birlikte hiç gözükmemişler hatta " kızını bu kadar gizlediğine göre kıymetlisiydi bu işe yarayacaktı o adama kolay ölüm yoktu
" kızı araştırdınmı onu anlat"
" evet araştırdım 21 yaşında zümrüt korel bir okula kaydı yok bırak okulu hastahane karakol kaydı dahi yok" bu nasıl olurdu bir insanın illaki hastaneyle karakolla işi olurdu okul ,okula gitmemiş miyidi peki artık onuda , elime geçirdiğimde sorardım
"adresi bulduğunu söyle"
"evet bulduk, çok gittiğin kitapçı varya oraya çok yakın "
demek en başından beri burnumuzun dibin delerdi "tamam selçuk , adamlara söyle hazırlansınlar,kızı alıcaz" selçuk en yakın adamımdı bu yüzden benimle tek senli benli konuşan kişiydi, başıyla onaylayıp çıktı.
arabalar binip o itin evine gittik, tabi ki de kapıyı çalıp açması beklemeyecektim, adamlara işaret verdim ve kapıyı kırdılar, gördüklerimle şaşırdım kapıdan solon gözüküyordu ve o kız koltukta yatıyordu kapını sesiyle sıçramıştı, o da beni gördüğüne şaşırmıştı ve korktuğu her halinden belliydi, selçuk zümrüt dediğinde bu günkü gördüğüm zümrüt olacağını düşmemiştim. öyle bir babanın masum bir kızı olamazdı, masumluğun altında bir şeytan yatıyordu kesin.