Bir an sesimi duyamadım. Sanki o an bütün dünya susmuştu. “Ne diyorsun Melek?” dedim. Melek telaşla sepetini yere koydu. “Dur, beni bir içeri al hele, öyle ayakta anlatılmaz bu!” dedi. Kapıyı açıp içeri buyur ettim. Girdik, oturduk. Benim kalbim küt küt atıyordu. Ellerimin titrediğini fark ettim. “Ne demek istiyorsun sen? Mustafa abi mi? O nasıl olur ki?” dedim. Melek kıkırdamaya çalıştı ama yüzünde bir şaşkınlık da vardı. “Ben de anlamadım. Ama herkes konuşuyor. Mustafa abi artık evlenmek istiyormuş. Ve sanırım seni istiyormuş. Zaten biliyorsun burası küçük bir yer, dedikodu hemen yayılır.” O an içimden bir şey koptu sanki. Kalbime bir ağırlık çöktü. Gözlerimi yere diktim. “Ama Melek, o benden çok büyük. Hem ben hep ‘abi’ dedim ona,” dedim. Sesim kısılmıştı. “Ya boş ver yaş farkın

