Camın üzerindeki su damlaları güneş ışığıyla birleşince küçük parıltılar oluşturuyordu. Bezle bastırdıkça o parıltılar sönüyor, yerine sessiz bir berraklık kalıyordu. Her zamanki gibi mutfağın camını temizliyordum; bu camın arkasında bahçe uzanıyordu. Zemin ıslaktı, sabunlu su kovasının içinden çıkan köpüklerin kokusu etrafı sarmıştı. Sessizdim, sadece kendi nefesimi ve bezin cama sürtünme sesini duyuyordum. Tam o sırada annem içeri girdi. Elinde bir tabak vardı, yüzünde alışıldık o sert ifade yine vardı. “Burayı düzgünce temizliyorsun değil mi?” dedi, bakışı camdan bana döndü. “Evet,” dedim, sesim kısa ve kuru çıktı. Bütün günün yorgunluğu sesime sinmişti. “İyi temizle,” dedi ve tabaktaki birkaç parça ekmeği tezgâha bırakıp çıktı. Ayak sesleri koridora karıştı. Onun arkasından ba

