Leyla’nın ağzından: Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından süzülürken gözlerimi yavaşça açtım. Odanın içinde loş bir sessizlik vardı. Havanın serinliği yüzüme çarpıyordu. Başucumdaki komodinin üstünde Melek’in dün gece getirdiği su bardağı duruyordu. Elimi uzatıp aldım, bir yudum içtim. Serin su boğazımdan geçerken uykunun ağırlığı azaldı. Kapı aralıktı. Koridordan çatal bıçak sesleri geliyordu. Kahvaltı sofrası hazırlanıyordu belli ki. Kalkıp aynanın karşısına geçtim. Gözlerimin altı morarmıştı. Saçlarım birbirine dolaşmıştı. Soğuk suyu yüzüme çaldım, sonra yavaşça derin bir nefes aldım. Üzerime sade bir kazak geçirip odadan çıktım. Koridorun sonundaki mutfaktan kızarmış ekmek kokusu geliyordu. O koku çocukluğumun sabahlarını hatırlattı. O an içimde bir yer acıdı. Sessizce kapıya ka

