Perdenin uçlarını tuttum, bir hareketle tamamen açtım. Sabahın ışığı içeri doldu. Gözlerim kamaştı ama içim biraz aydınlandı. Havada kahve kokusu yoktu. Sessizliği bozmak için ocağa cezveyi koydum. Kahve dolabını açarken elim hafif titredi. Düşüncelerim hâlâ az önceki ana dönüyordu. Kadir’in sesi, Şerife Hanım’ın ağlayışı, o ismin yankısı… “Gamze…” dedim fısıltıyla. Kahveyi kaşığa alırken arkamdan bir ses duydum. “Günaydın, uyanmışsın,” dedi Kadir, sesi yumuşaktı ama ben dönmedim hemen. Elimdeki cezveyi ocağa koydum. “Günaydın,” dedim, sesim soğuktu. Yüzüne bakmadım. Kahve karışırken çıkardığı o küçük ses o kadar tanıdıktı ki bir an kendimi avutmak ister gibi dinledim. Kadir sandalyeye oturdu. “Ne yapıyorsun?” diye sordu. “Kahve yapacaktım,” dedim kısaca, sonra arkamı dönüp ona bakt

