Gece olmuştu. Kadir ile ayrı odalardaydık. Onunla yaşadığım haz dolu anlardan sonra ikimiz de odamıza çekilmiştik. Evde herkes uyuyordu ama ben uyuyamıyordum. Kadir de öyleydi. Odadan çıktığımda o da merdivenin başındaydı. Elinde bir bardak su vardı, göz göze geldik. “Uyumadın mı?” dedi alçak bir sesle. “Yok,” dedim, “midem kazındı biraz.” O da gülümsedi. “O zaman aşağı inelim, bir şeyler hazırlarız.” Mutfakta hafif bir loşluk vardı. Sarı ışık, duvardaki saatle birlikte sessizliği yumuşatıyordu. Kadir dolabı açtı, ben tezgâhın kenarına yaslandım. “Yumurta var,” dedi. “Yap o zaman,” dedim, “ben de çay koyayım.” Tava tısladı, yağın sesi o sessizliğin içinde yankılandı. Ben suyu ocağa koyarken, Kadir yumurtaları kırıyordu. Kırdığı her yumurta, sanki evin içindeki gerilimi biraz olsun

