YANLIŞ TEŞHİS

4392 Words
En kusursuz cinayet birinin yaşama sevincini öldürmektir.... Paulo Coelho Hava soğuktu kış ocak ayında yapmadığı kar ve tipiyi şubatın sonlarına bırakmıştı içim üşüyordu, ellerim sürekli soğuğa esirdi. Üstüme kırmızı ekose desenleri olan bir oduncu gömleği giymiştim, saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yaptıktan sonra aynada yüzüme bir göz gezdirdim, makyaj yapmayı hiç sevmezdim ama bu sefer azda olsa yüzüme bir şeyler sürmem gerekiyordu. Gözlerimin altı yorgunluktan tamamen morlaşmıştı. Kendimi enerji dolu hissetsem de bedenimin dışa vurumu hiç bir şekilde öyle durmuyordu. Silahımı ve rozetimi aldıktan sonra üstümden çıkarmadığım yeşil parkamı alıp evden kendimi dışarı atmıştım. Rüzgar tüm haşmetiyle yüzüme vurduğunda hızlıca arabaya bindim. Gergindim... 21 gündür gecemizi gündüzümüze katıp aradığımız katili bulamıyorduk. İlk cinayetten bir hafta sonra basın yasağı koydurmuştuk ama konuşanlar hiç bitmiyordu, sosyal medyadaki sanal hakimler, savcılar çoktan kararlar almışlar bu kararları bir şekilde sanal dünyalarında yaşatmışlardı. Emniyet kemerini taktıktan sonra kontağı çalıştırıp emniyete doğru yola koyuldum . Amirlerinde bulunacağı bir toplantı yapılacaktı bu demek oluyor ki bu gün daha fazla gerilecektim. Sırf bu cinayetler için özel ekip kurulmuştu , iki gün önce öldürülen FATMA IŞIK ile birlikte 36 kişi erkekli kadınlı 36 kişi ölmüştü ve biz bir adım yol kat edememiştik. Aradığım ip ucu belkide gözümün önündeydi ama hiç bir şekilde göremiyordum ve bu durum benim çok canımı sıkıyordu... 🩺🩺🩺 Toplantı bitmişti ve ben ekiple birlikte en baştan cinayetleri araştırma kararı almıştım. En başından itibaren görmem gereken ipucunu görecektim. Zamanım yoktu bir ölüm makinesi gibi,her fırsatta öldürüyordu. Evet çaylak ilk maktulün özellikleri neydi ? 33 yaşında bir kadın Zeliha Şengül . Tek yaşıyor . Ailesinden sadece abisine ulaşabildik oda senelerdir yurt dışında aile bağları pek iyi değil,abisi kardeşinin başına gelenleri bizden öğrendi . Bir bankada veznedar olarak çalışıyor iş arkadaşları çok sessiz sakin birisi olduğunu söyledi,özel hayatında kimsede yokmuş telefon kayıtları da bunu doğruladı. Sadece psikoloğa gidiyor. Ayla atladı diğer masadan psikolog mu ? 5. Maktul Erhan Şeşen de bir psikoloğa gidiyor . Elimdeki kağıtlara baktığımda 10. Maktulünde bir psikoloğa gittiğini gördüm. Psikolog ismine baktınız mı ? Benim elim de ki dosyada psikolog bilgisi bulunmuyor. Eğer psikologlar aynı kişiyse ilk şüphelimiz psikolog olacak. Çaylak bu iş sende bu psikolog kimse bana acil iletişim bilgilerini bul. Aradan geçen bir saatin sonunda 36 maktulün içinde 8 kişinin psikoloğa gittiğini ve bu kişilerin tek bir psikoloğa gittiğini öğrenmiştik. Çaylak bana psikologdan randevu al. Bu gün içine bulmak için uğraş bir kişi daha ölmeyecek! tabii suçlumuz psikologsa. Çaylak 15 dakika sonra yanıma geldi, yüzündeki hınzır gülüşü her şeyin yolunda gittiğinin kanıtıydı. Ellerini kollarıyla birleştirip komiserim ben sizi doktorunuza biraz değişik anlattım kendinizi buna hazırlarsanız iyi olur. Nasıl yani çaylak ? Şimdi siz oraya kendi halinizle giderseniz gayet sağlıklı olduğunuzu anlar ben sizi biraz değiştirdim agresif , saldırgan ara sırada sessiz sakin bir anı,bir anını tutmuyor dedim ve büyük bir ilişkiden aldatılarak ayrıldığınızı söyledim düğüne 1 ay kala sevgilinizin sizi aldattığını öğrendiniz. Ayla köşesinde bana belli etmeden gülmeye başladı . “Ayla arkamda da gözlerim var bunu unutma ve sen çaylak dua et katil psikolog çıksın yoksa seni bitiririm.” Sözlerim bittiğinde çaylak sadece yutkundu . Şimdi hazırlanma vaktiydi yüzümdeki fondöteni sildiğimde aslında yüzüm kendiliğinden hazır olmuştu morarmış göz altları , kurumuş dudaklarım onun yanı sıra iyi bir giyim tam bir manik depresif bir halim vardı. Elime peluş bir oyuncak ayı aldım. Eren’e göre her erkek sevgilisine bunu alırmış nede manidar bir hediye, gözlerime hafif değdirdiğim biber gazıyla bolca ağlayıp gözlerimin kızarmasını sağlamıştım. Eren beni kliniğe götürdü. Beyaz taşlarla kaplanmış iki katlı bir evin önünde durduğumda gözüm ilk tabelaya ilişmişti siyah dikdörtgen bir tabela üstünde beyaz harflerle “LA VİDA” İspanyolca Hayat yazıyordu eğer katil psikologsa bu isim seçimi bile ürkütücüydü. Siyah demir kapıya geldiğimde Eren zile bastı orta yaşlarda elmacık kemikleri belirgin sivri çene hatları olan balık etli bir kadın bize kapıyı açmıştı. Yüzündeki gülüş baharda kendi belli eden bir güneş edasıyla ısıttı içimi , bizi içeriye buyur ettiğinde Eren önden ben peşinden isteksiz adımlarla içeriye girdim. Rolüm konusunda gayet başarılı olduğum doğrudur. Zaten Eren’de bu sebeple beni bu hallere soktu. Etrafı gözlemlemeye başlamıştım kliniğin içinde kocaman bir kitaplık vardı , kitaplara ufak bir göz gezdirdiğimde seçkin yazarların psikoloji ve kişisel gelişim üzerine yazdığı kitaplar vardı. Klinik genel olarak ferah bir dekora sahipti ve benim düşüncelerim umutsuzca benden uzaklaşıyordu. Yardımcı naif bir sesle Eren’e yönelip “buyurun Eren bey doktor bey müsait girebilirsiniz içeri” Eren oturduğu yerden kalkarak hadi abla sıra bizde doktor beyle konuşmak sana da iyi gelecek. Elimdeki peçeteye sahte göz yaşlarımı akıtıp içli bir hıçkırık çekip başımı salladım. Titrek sesimle “tamam ablacığım” diyebildim. Merdivenlerden yardımcıyla birlikte çıkarken kendimi, en güçsüz halimle göstermekti amacım , omuzlarım olabildiğince düşmüştü yardımcı kadın kapıyı tıklatıp açtığında beni içeride ki koltuğa oturttu. Odaya göz gezdirdiğimde ağaç mobilyaların hüküm sürdüğü gösterişli ama bir o kadar da sade bir oda beni karşılamıştı . Doktor tok sesiyle önce kendini tanıttı. Merhaba Hale ben doktor Yücel Tanrıverdi. Buraya niçin geldin. Başımı öne eğip ağlamaya başladım. Amacım onu tam karşıma alıp daha dikkatli incelemekti ve amacımda gayet başarılıydım masanın çekmecesinden çıkarttığı peçete kutusu ile tam karşımda ki koltuğa oturdu. Masanın üstünde ki sürahiden bir bardak su doldurup uzattı. Elleriyle ilk teması, beni sakinleştirmek adına olmuştu , elleri soğuktu. Bir buz kütlesi kadar soğuktu! kafamı kaldırdığımda gözlerine baktım. Gözlerinin içi avını kıskıvrak yakalamış bir timsah gibiydi. Yavaşça elini çekip sorularını sıraladı ardı ardına bende depresif biri gibi cevaplarımı sıraladım ara ara kahkahalar attım. Ben güçsüz göründükçe başını aşağı yukarı sallayıp beni daha da iyi gözlemlemeye başladı ve mutlaka tedaviye devam etmemi istedi hatta ekledi eğer tedaviye devam etmezsem sonuçların daha kötü bir hal alacağını söyledi daha sonra Eren’le konuşmak için beni odadan çıkarıp Eren’i içeri aldı. Ben lobide Eren’i beklerken bir hasta daha geldi kliniğe bir erkekti 20 li yaşlarının sonunda gibi duruyordu dış görünüşü gayet sağlıklı duruyordu kliniğe gülümseyerek girmişti danışmadaki kadına yönelerek doktor bey müsait mi? diye sordu. Kadın beklemesini söyleyip onu yanımda bulunan koltuğa yöneltti. Yanıma geldiğinde hiç bir şekilde cümle kurmadan masadaki dergilerden birini alıp karıştırmaya başladı. Kapının gıcırtısı ile gözlerimi üst kata yönelttim. Doktor ve Eren kapının önünde tokalaşıp vedalaştılar. Eren bana şaşkınlıkla bakıp danışmaya doğru ilerledi haftaya aynı güne tekrar bir randevu alabilir miyiz ?diye sorduğunda istediğimiz sonuca ulaşmıştık. Hasta olduğuma doktoru inandırmıştım. Eren bana yöneldiğinde hiç beklemeden kendimi dışarı atmıştım arabaya binene kadar halimden hiç taviz vermeden. Sürücü koltuğuna Eren oturmuştu ve oturmasıyla bana dönüp komiserim siz doktora ne dediniz ? Kafamı Eren’e çevirdiğimde bana açıklama bekleyen gözlerle baktığını gördüm. Çaylak sen bana bir rol biçtin ve ben bunu oynadım Oscar’a aday gösterilebilirdim eğer bu yaşadığımız bir film sahnesi olsaydı ama maalesef gerçek bir hayattayız ve bu bile kanımın donmasına bir sebep bence . Çaylak gözlerini yola diktiğinde konuşmaya başladı eee komiserim ilk izleniminiz ney sizce katil doktor mu ? Gözlerimi başımı yasladığım camdan dışarı gönderdiğimde konuşmaya başladım. Elleri çok soğuktu Eren. Tamamen soğuktu ve ben konuşurken bir doktor rahatlığı hiç hissetmedim. Üstündeki o gizemli koku hala burnumda ve ben bu burnun daha hiç yanıldığını görmedim ama bizim bu doktoru elimizi kolumuzu sallayarak almamız imkansız bu doktora sadece suç üstü yapmamız lazım yada güzel bir itiraf işimizi görür o yüzden bir süre daha senin biçtiğin bu rolü oynayacak gibiyiz. Eren kafasını onaylar biçimde salladı ve konuşmaya başladı bana sizin hakkınız da intihara meyilli olduğunuzu ve uzun süre yalnız kalmamanız gerektiğini söyledi duyduklarıma şaşırsam da şimdi kafamda bazı taşlar oturmaya başladı bu adam seçtiği kurbanlarına bir şekilde ölümü kodluyor en sağlıklısına bile böyle söylemlerle ve ilaçlarla ölüm arzusunu işliyor . Yazık! ona gelip hayata tutunmak isteyen hastalar aslında ömürlerine birer pranga vurup, ruhlarını göçe zorladıklarının bile farkında değiller. Eren aniden arabayı durdurup bir feryat kopardı komiserim! Ne oldu çaylak ? Şaşırmıştım aklımın meşguliyetiyle birazda korkmuştum ama bu korkum çokta uzun sürmedi Eren aynı şaşkınlıkla tekrar konuşmaya başladı komiserim ya sizin de kafanıza ölümü sokarsa , ya siz de artık ölmeyi isterseniz . Bir an sadece küçük bir an Eren’e bakıp ciddi olup olmadığını sorguladım ama Eren ciddiydi ve sesimin yüksek çıkmasını gayet tabii hak etmişti. Eren ! Ben sağlıklı bir insanım ve biz şuan operasyondayız ne ölümü düşünmesi kendine gel. Eren bir an irkilip parmağını damağına yerleştirip kalbini tuttu, ama komiserim niye bağırıyorsunuz adam psikolog her şeyi yapar, bilimle şaka olmaz . Ve eğer doğru iz üzerindeysek bu adam bir ölüm makinesi tıpkı oyun salonlarındaki gibi delikten çıkan tavşanı gözüne kestirirsin ve bingo tokmakla kafasına vurup sayını alırsın bu adam tamda o makineler gibi gözüne kestirdiğini öldürüyor hem de bir kural gözetmeksizin. Hayır ! Bir kural var 5 ve katlarına sıra gelince klinikten bir hastasını öldürüyor en son 36. Kişi öldü 40 ta klinikten birisi olacak ama bu adam 37. Kurbanını seçmeden durdurmalıyız. Doktorun peşine sivil polis bıraktın değil mi ? Her anı izlenmeli o adamın. Evet evet bıraktım. Emniyete geri döndüğümüzde ekibin kalan kısmı klinikten olmayan maktulleri mercek altına almışlardı ve kalan 29 kişinin de ortak noktası belli olmuştu kimsesizlerdi ölenler ya evsiz bağımlı gençler yada yaşlı çocukları tarafından bakılmayan kendi hallerinde yaşayan insanlardı. Her iki kesim içinde ne acı bir son değil mi ? 🩺🩺🩺 Aradan geçen koca iki gün. Sivil polisler doktoru takip ediyordu her adımından haberdardık bu sürede hiç ölüm ihbarı da gelmemişti önümüze içimiz rahattı doğru iz üstünde olduğumuzdan emindim artık. Emniyete geldiğimde ekip çoğunlukla toplanmıştı. Çaylak tam söze girecekti ki telefonum çalmaya başladı. Telefonun açma tuşunu kaydırdığımda arayanın doktor olduğunu anlamam zor olmadı . Merhaba Hale . Nasılsın bu gün diye konuşmaya başladı . İyiyim doktor bey bir sorun mu var diye sorumu yönelttim . Hayır hayır, Cuma günü bir seminer için şehir dışına çıkacağım ve bir hafta burada olmayacağım istersen seansa bu gün gelebilirsin diyecektim . Kafamda bir yangın başladı beni ölüme davet ediyordu hasta olduğumu kabul etmişti ve ölmem gerekiyordu sonra kolay bir şekilde kaçacaktı. Seminer kaçmanın bir yoluydu . Tabi doktor bey gelebilirim hem sizinle konuşmak bana çok iyi geldi bu habere çok sevindim 1 saat sonra klinikte olurum . Görüşmek üzere. Telefonu kapattığımda ekibe dönerek hemen hazırlanıyoruz denize attığımız yem işe yaradı katil balina bize bu gün saldıracak . Eren hızla bilişimci polisleri çağırdı üzerime ses kayıt cihazları ve aksesuar gibi görünen kameralardan iliştirdiler. Odaya tek girdiğim için bu hazırlığı yapmam lazımdı karşımda ki bir katildi, gözü ölümün karasına, kanın kızılına boyanmış bir katil. 🩺🩺🩺 “Her şey hazır mı ?” “Hazır komiserim . Biz sizi kliniğin olduğu sokağın başında indireceğiz siz kendiniz yürüyerek gideceksiniz küpe sol kulağınızda kayıtta olacak odaya girdiğinizde masanın sağ tarafında ki koltuğa oturmanız lazım. Biz sizi buradan takip edeceğiz, ses kayıt cihazı üstünüzdeki ceketin sağdan üçüncü düğmesinde elinizden geldiğince konuşturmaya çalışın eğer kendinizi tehlikede hissederseniz ‘unuttum’ demeniz yeterli olacak, yan villanın bahçesinde hazırda bekleyen bir ekip var üstelik kliniğin karşısındaki kırmızı otomobilde polisler hazır bekliyor hemen içeri gireceğiz. Operasyonun üstünden bir kez daha geçmiştik. Her şey kusursuz ilerliyordu. Hayatların karanlığa çekildiği o kapının önüne geldiğimde zile bastım, kapıyı bana bu sefer yardımcı bayan değil doktor Yücel açmıştı, şaşırdım. Doktor klinikte tek olmayı seçmişti. Bu zamana kadar klinikteki hastaları diğer maktullerden ayırmıştı onlara belirli numaralar vermişti. Eğer beni çağırdıysa ya bizim fark edemediğimiz 3 kişi daha öldürülmüştü yada doktor her seri katil gibi beni öldürüp yer değişikliği yapıp dinlenme sürecine geçecekti . Bunu öğrenmenin tek yolu seansa başlamamızdı. Sesimde ki yalancı şaşkınlık kendini ortaya koydu. “Merhaba doktor bey sizi görmeyi beklemiyordum, yardımcınız açar diye düşündüm o yüzden biraz şaşırdım.” Karşımda duran doktor benden daha yapmacık bir ifade ile konuşmaya başladı. “ Seminere çıkacağım için ona izin verdim. hoş geldin Hale!” “Teşekkür ederim.” Dilimden dökülen kelimeler ifademi koruma çabalarım şuan belkide sona yaklaşmıştık. Kapıda daha fazla beklemeden içeriye girdim . Doktor Yücel aceleciydi. Unuttuğu şey acele her zaman yapılan planları darma duman ederdi. Plana her zaman sadık kalmak gerekirdi. Yücel ise aceleyle sonuca odaklı ilerliyordu. Vücudundaki adrenaline engel olamıyordu. Onun için insanları öldürmek heyecan verici olmalıydı bu yüzden alnı sık sık terliyordu daha soğuk kanlı olmasını beklerdim. Sözlerini bana doğru yöneltti. “ O zaman seansa geçebiliriz bir şey içmek ister misin? Bir su ya da içecek.” “Teşekkür ederim su alabilirim.” “Tabii ben getiriyorum sen yukarı çık” Eliyle merdivenleri işaret etti. Her şeyin çözümleneceği yer merdivenlerin sonunda ki odaydı. Biraz gergin biraz şüpheli bir şekilde merdivenleri çıkmaya başlamıştım, onun arkamda kalmasını hiç istemiyordum ne yapacağı belli değil sonuçta karşımdaki bir katildi. Her ne kadar buna hazırlıklı olsam da adımlarımı dikkatli ve temkinli attım karşımdaki doktorun nasıl bir psikolojiye sahip olduğunu bilmiyordum doktor iken katil olmayı seçmişti ne kadar da ürkütücü. Ona gelen hastalara hep üzülüyorum. Ellerinde kalan ufacık bir umuda tutunan onca insan baş edemedikleri dertlerini doktor sayesinde yenebileceklerini düşünüp buraya gelmişti bir hiç uğruna canlarından olmuşlardı. Kağıttan yaptıkları gemileri umut denizine salınmışken her şeyi başarabileceklerine inanmışken belkide hayatlarından olmuşlardı. Bizim bildiğimiz sadece 36 cinayeti var peki ya bundan önce , bundan önce kaç kişiyi öldürdü acaba? ona her şeyi itiraf ettirecektim ama nasıl? odasına girdiğimde normal düzenli geçen seferden farksız bir oda beni karşıladı beni burada öldürecekse bile düzende değişiklik yapmamıştı. Bu doktorun düzen takıntısını ortaya koyuyordu. Operasyon sonunda buranın detaylı incelemesi yapılacaktı mobilyadan aksesuara kadar her şey incelenmeliydi. Beni burada öldürmeyi planlıyordu ama nasıl olacaktı. Bu zamana kadar silah kullanmamıştı kurbanlarının hepsi kumaş yada bir iple boğulmuştu. Öldürmesi için yanımda ve yahut karşımda oturması gerekirdi. Yanıma gelmesi demek öldürme eyleminin başlaması demekti. Çaylak’ın dediği gibi bilim şakaya gelmezdi. Çok dikkatli olmam lazımdı. Doktor bu gün beni öldürecekti. Bir aydır çözemediğimiz cinayetler bugün bitecekti psikolog derdini bize ifade odasında anlatacaktı açılan kapının sesiyle gözlerimi o tarafa doğru çevirdim ona en kibar gülümsememi sunup manik depresif halime geri döndüm onu sinirlendiren halime ulaşmıştım. Bir aşk için bu hale düşmeme sinirlenip beni öldürmeye karar vermişti , bu halime devam ederek onu tetiklemeliydim. Gözlerimi çaresiz bir çocuk edasıyla onun gözlerine bıraktım. Kurtuluşum onun ellerindeydi o böyle inanmıştı . Kurtuluşumu bana ölümle sunacaktı. Halimi görünce gözlerindeki kızgın lavlar yüzümü yakmaya başlamıştı. “ Bu kadar çok çabuk pes etme başaracaksın inanıyorum buna, bir insan bu kadar önemli olmamalı. Sen ondan önce de vardın,ondan sonra da var olacaksın acı çekerek sadece kendi vücuduna haksızlık ediyorsun bu acılar yüzünden çoğu hastalık geliyor sence vücudun hak ediyor mu ? Yaptığın hatayı göremiyorsun bile.” Aşk acısından bahsediyorsunuz doktor bey sadece baş edemediğim bir ayrılık mı? Dayanamıyorum. “- sen sana verilen canın kıymetini bilmiyorsun.” Gözlerinde ki volkan harekete geçmişti. Doktorun karşısında hastası değil de sanki çocuğu vardı. “- O can sadece sana emanet sen o canının kıymetini anlamadın. Akıl sağlığı yerinde olanlar kendine zarar veren bir insan için bu kadar üzülmez. Üzülmemeli.” “ - Doktor bey biraz sakin olur musunuz? bana bağırmaya hakkınız yok!” sesim onun kadar olmasa da yüksek çıkmıştı . “Tabii ki de bağıracağım sana. Hiçbir şey bilmiyorsunuz! Senin gibiler zaten hiçbir şey bilmiyor.” diye bağırmaya başladı. Sesi daha da yükselmişti anlaşılan şu an onun damarına basıyordum. Buna devam etmeliydim bu işin artık çözülmesi lazımdı. Bir ay olmuştu neredeyse ve ne savcıların ne medyanın artık bir güne bile tahammülü yoktu. “Neyi bilmiyoruz doktor bey? Anlatın öğrenelim.” (Açık konuşmalara geçmiştik bu konuşmanın sonunda tahminen beni öldüreceğini düşünüyordu hastalıklı kafası.) “Neyi bilmiyorsunuz? Siz insanlar, ahmaklar! siz insanlar, başka insanları üzüyorsunuz. Sonra birisi karşınıza çıkıp sizi üzünce de ağlıyorsunuz, kızıyorsunuz, kendi vücudunuza zarar veriyorsunuz. Ne kadar da saygısızca değil mi ? Halbuki size çok güzel bir ölçüde vücut verilmiş bunun değerini niçin bilmiyorsunuz?” “ iyice saçmalamaya başlamıştı doktor ama ben istediğimi almanın peşindeydim. Onu sakin tutup bana çoğu şeyi anlatmasını istiyordum.” – -Doktor bey! kendinize gelir misiniz bana bu şekilde konuşamazsınız! “Birden yerinden kalktı. Reflekslerim istemsizce daha rahat savunma haline sokmuştu beni sağ ayağım sol ayağımdan istemsizce biraz öne geçmişti . Her hangi bir saldırıda daha kolay ayağa kalkıp karşılık verebilirdim. Ellerim vücudumun üst tarafına gelebilecek bir darbe için üst kısımda daha hareketliydi.” Odanın içinde yürümeye başladı. Bir yandan da kravatını boynundan çözmeye çalışıyordu. “ Cinayet silahımız kravat bu adli tıp sonuçlarıyla da uyuşurdu kumaş yada ip ama genel olarak kravatı maktullerin üstünde bıraktığı izler içinde uygundu.” Beynimdeki konuşmaları durduran katil doktor olmuştu. “Bak hale sen yaratılış olarak mükemmel bir özelliktesin. Saçların, gözlerin yani herkesin sahip olabileceği bir şey bu. Değil mi? ama kalbin, kalbin Hale kaç tane çocuk kalp yetmezliğinden ölüyor sen biliyor musun? bilmiyorsunuz çünkü bunları umursamıyorsunuz. Aşk denen saçmalığın içindesiniz. Bir aşık olan insanları anlamıyorum bir de şu uyuşturucu bağımlılarını ya da daha güzel bir tabirle madde bağımlılığını anlayamıyorum. Siz size verilen canın kıymetini bilmiyorsunuz, aşık olduğunuzda da aynı üzüntüleri çekeceğimizi bile bile tekrar yeniden aşık oluyorsunuz.” “Ben de doktor gibi ayağa kalkmıştım. Artık oturmamın bir anlamı yoktu daha yakın temasa geçecektik onunla konuşarak çoğu şeyi itiraf ettirebileceğimi düşünüyordum haklıydım da.” - İyi de doktor bey insan sevmeden yaşayabilir mi ? sonuçta sevgi en başından beri vardı. Dünya yaratılmadan önce de vardı. Aşk bu kim engel olabilir ki? kim duygularına söz geçirebilir? “Sinirlenmişti boynunu sağa sola yatırıp biraz rahatlama gereksiniminde bulunmuştu.” -işte sizin gibiler geçiremiyor ama ben duygularıma söz geçirebiliyorum bu zamana kadar kimseye aşık olmadım. -yazık en güzel duygudan mahrum kalmışsınız doktor bey! -hiç te bile , ben böyle boş şeylere kafa harcamayı hiçbir zaman istemedim her zaman daha iyi bir doktor olmalıyım diye düşündüm insanların sorunlarına çözüm bulan bir doktor! o yüzden psikoloji okudum. “İyice açılmaya başlamıştı. yakında cinayetlerini itiraf etmeye başlarsa hiç şaşırmayacağım Ama bunları bana emniyette itiraf etmesi gerekiyordu sonuçta burada itiraf ettirmem bana hiçbir şey kazandırmaz.” - Peki doktor bey unuttum demekle unutuluyor mu hemen ben de çok istiyorum unutmayı bana da yardımcı olur musunuz? ekibin beni duyduğunu biliyordum. “ Şuandan itibaren tahmini 3 dakika içinde yanımda olacaklardı. Doktora bana yardımcı olur musun? derken beni öldürmesini teklif etmiştim aslında bunun farkındaydım bana döndüğünde elindeki kravatı 2 el arasında gergin 1 ip gibi gösterdi. - tabii ki de yardım edeceğim küçük kızım, seni bu acı ile asla baş başa bırakmayacağım sana huzur diliyorum küçük kız ! gittiğin yerde arkadaşlarına selam söyle. Fatma'ya o da senin gibi aşk acısı çekerek öldü. Çok sevmiş güya sevgilisi onu,ama başına küçükken gelenleri öğrenince yarı yolda bırakmış kızı. Yazık ne kadar ahmakça değil mi ? aşık olmanın bak bir zararı daha varmış huzurlu uyu!” dediğinde üstüme doğru geliyordu. “ Artık her şey ortaya dökülmüştü aşağıdaki kapının açılmasıyla bir anda panik yaptı ve üstüme doğru atıldı elindeki kravatı bırakıp boynuma ellerini doladı var gücüyle sıkmaya çalışıyordu ama bilmediği tek şey vardı ben polisim biraz zorlasa da tek 1 hareketimle onu üstümden attım kendi üstüne çıktığım zaman belimdeki silahımı alıp kafasına dayadım. Silahım her zaman yanımdaydı ama kelepçelerim yanımda yoktu.” Şimdi sakin duruyorsun doktor ben komiser Hale Demir. “ismimi vurgulayarak söylemiştim beni tanımıyordu ama artık tanışmıştık.” - şimdi şu kurtardığın kişileri bana emniyette anlatırsan çok mutlu olacağım doktor Yücel! “ismi ağzımdan tükürürcesine çıkmıştı. Kapı açılıp içeriye giren iki tane polise tutuklamaları için emir verdim.” -Buradan doğruca emniyete geçiyoruz ifadesini ben alacağım. Kimseye vermeyin. Buraya da olay yeri çağırın her taraf araştırılsın diğer maktullerin herhangi bir fotoğraf iz ne varsa ne çıkarsa o kadar iyi, her cinayeti için ayrı ayrı ceza almasını sağlayacağım akıl sağlığım yerinde değil deyip kurtulamayacak bu cani. En ufak bir tüy bile bulsanız DNA’sına bakın lütfen tam kapıdan çıkacakken Eren’i merdivenlerde gördüm. Mahallede ki Ayşe teyze gibi telaşıyla birlikte merdivenleri çıkıyordu. “Komiserim, komiserim iyi misiniz? herhangi bir sorun, yara yok değil mi?” diye sordu. - hayır Eren iyiyim. Tamam hiçbir sorun yok, senin komiserin Atmaca ! atmacalar avlarını her zaman doğru yerde yakalarlar... - unuttum unuttum diye iki defa söyleyince ben de korktum ama komiserim ne yapayım sonuçta bir atmaca kolay yetişmiyor... “Bu sefer ona hak vermiştim bir Atmaca kolay yetişmez” - şimdi hızla emniyete geçmemiz lazım adam her şeyi itiraf edecek gibi duruyor iyice delirmişti zaten duydunuz klinikteki hastalar haricinde madde bağımlılarını da öldürüyordu büyük ihtimalle ölen evsizlerin çoğu da madde bağımlısıydı. -Evet komiserim ben de size bunu söyleyecektim siz operasyonda iken adli tıptan Ebru Işık aradı 36 kişiden 15 tanesi madde bağımlısı çıktı Geriye kalan 12 tanesi de sokaklarda kalan ya da harabe evlerde yaşayan yaşlı ve kimsesiz çocuklardan oluşuyor. -Ne tuhaf değil mi? Eren. aslında onlara bir şekilde yardım edecek gücü varken kendi dünyasında tamamen adalet onun eliymiş gibi öldürmek istemiş. - komiserim bence bu adamın beyninin açılıp araştırılması lazım çünkü bizimle aynı çalışmadığı ortada... -Burası Amerika değil çaylak! “zor geçen 1 ayın ardından katili bulmuştuk. Omuzumdaki yükler uçan balonlar gibi gökyüzüne doğru yol almıştı. İçim rahatlamıştı. Ciğerlerime çekeceğim her nefes benim için huzur doluydu. Bende böyleydim işte para pul mutlu etmedi hiç bir zaman beni, kendimi sınadığım , beynimi fark ettiğim işlerde rahatlıyordum. Saatler akşama yaklaşmıştı ve ben bizim bildiğimiz 36 maktulün katilini sorguya alacaktım .” Yanımda 1 polis ve savcı ile birlikte sorgu odasına girdiğimde doktor sanki suçlu değilmiş de oturmaya gelmiş gibiydi rahat tavırları beni daha da sinir ediyordu. Benim inandığım adalet senin hapishanede çürüdüğünü görmek doktor ! “canım yanıyordu ölen 36 can için canım yanıyordu bir insan madde bağımlısı olsa da öldürülmeyi hak etmiyordu benim gözümde... Savcıya dönerek “isterseniz başlayalım savcım.” -Buyurun komiserim siz başlayın ben müdahil olmam gereken yerde araya gireceğim. -Emir anlaşıldı sayın savcım .. -Evet anlat bakalım doktor Yücel. İnsanları niçin öldürdün ? “kısa ve net bir cevabı vardı.” -ben onları öldürmedim. - Nasıl öldürmedin doktor? hiçbiri yaşamıyor hepsinin cesedini kendi ellerimle topladım ben. - Ben onları sonsuz huzura kavuşturdum komiser! hepsi sonsuzluğa kavuştu onlar artık mutlular bunun için beni yargılayamazsınız. - mutlu olduklarını nereden biliyorsun sana kim söylüyor mutlu olduklarını? “Doktorun kafası neye hizmet ediyordu bunu anlamam lazımdı o yüzden her detayı irdeliyordum.” - Biliyorum. Hepsi her gece rüyama giriyor, gülücükler veriyorlar insan hiç kötü bir yerde olsa bunu yapana gülücük getirir mi? gülücükler geliyor sıfatlarından bana,onlar çok mutlular bir gün herkes mutluluğa kavuşacak! -sana kötü bir haberim var artık kavuşturamayacaksın. Buradan sonrası ceza evi olacak büyük ihtimalle . - herkes bir gün o huzura kavuşacak bunun sebebi ben olayım ya da olmayayım mutlaka biri gelecek. “Savcı gülerek araya girdi ...” - yani illa bir belamız olacak başımızda öyle mi diyorsun doktor? “Sırıtmıştım. Savcının da böyle bir giriş yapmasını beklemiyordum ama bir aydır hiç birimizde akıl sağlığı kalmamıştı.” “Savcı tekrar soru sordu bizim bildiğimiz 36 kişi huzura erdi asıl sayı kaç başka insanları öldürdün mü ?” - Bu zamana kadar 58 kişiyi huzura kavuşturdum. -Biz 36 tanesini bulduk diğerleri nerede? Bize yer bildirebilir misin ? -hatırlamıyorum nereye gömdüğümü gelişi güzel attım hepsini bir yere hem zaten artık benim elçiliğim bitti yoksa siz beni yakalayabilir miydiniz bu zamana kadar nasıl yakalanmadıysam bundan sonra da yakalayamazdım. -nasıl senin için bitti? kimin elçisisin sen? - Tanrı seçti beni. -Allah Allah bak daha da ilginç bir hal almaya başladı bu olay. tanrı ne dedi sana? git masum insanları öldür mü ? dedi. -hayır onları bana kavuştur dedi. Ben onları öldürmedim daha güzel yerlere gönderdim. Kendilerine dikkat etmiyorlardı şimdi mecbur dikkat edecekler üstlerini de sıkıca örttüm. - kaç senedir cinayet işliyorsun? - sanırım 20 sene oldu. - Fatma Işık senin hastan mıydı? - Evet onun problemi çok kötüydü çok küçük yaşta tecavüze uğramış kimseye söyleyememiş bu utançla yaşamıyordu. Sevgilisine bunu anlattığında kızı istememiş halbuki kızın ne suçu var. bunu çözmek için kliniğe geldi. ona bunun utanılmayacak bir şey olduğunu söyledim ama biliyordum eğer böyle düşünmeye devam ederse intihar edecekti ben sadece onun işini kolaylaştırdım. - Peki ya diğerleri? onların neden öldürdün? - madde bağımlıları vardı mesela hem başkalarına zehir veriyorlardı hem kendilerine. Bence onlar ölmeyi hak etmiyordu da elçi olduğum için hiçbir insanı ayıramazdım eğer kendilerine dikkat etmiyorlarsa yapacak hiç bir şey yok . “ Bir buçuk saat süren sorgunun ardından doktor her şeyi itiraf etmişti. Duyduklarım bir insanın kanını dondurur vaziyetteydi. Günün yorgunluğu omuzlarıma karabasan gibi çökmüştü.” Katil doktoru mahkeme gününe kadar bir cezaevinde tek kişilik hücrede tutacaktık. Çünkü varlığı diğer mahkumların da hayatını tehlikeye sokardı. sorgu odasından çıktığımda Eren karşımda duruyordu... “Komiserim Sorgunun ne zaman biteceğini bilemediğimiz için kahvenizi yaptırmadım ama isterseniz hemen size bir kahve getirebilirim...” “Hayır hayır bekle şu belge işlerini halledelim ondan sonra dışarı çıkarız bu olayın da bir üstünden geçeriz. Şu gözlerinde ki merakta gitmiş olur çaylak. klinikten haber var mı? farklı bir şey çıkmış mı?” -Olay yeri inceleme bir günlük bulmuş bu zamana kadar öldürdüğü herkesle ilgili düşüncelerini yazmış, incelemeleri laboratuvarda tamamlandıktan sonra mahkemeye sunulacak. - Büyük ihtimalle bir tımarhane olacak sonu çünkü bu deliyi hapse bile atmazlar. Düşünsenize tıp okuyorsun en sonunda kafayı yiyorsun ne kadar kötü bir son. -Gerçekten kötü bir son komiserim. Siz imza işlerinizi halledin ben de arabayı hazırlayayım hemen otoparka gelirsiniz. - tamam çaylak 10 dakikaya ordayım. Belgeleri imzalayıp eşyalarımı aldıktan sonra otoparka doğru inmeye başladım. merdivenden indikçe aklıma doktorun söyledikleri dolanıyordu. “ Çok acı çekiyorlardı onları en huzurlu olacakları yere gönderdim. Tanrı işini bana verdi onlar hayatlarını sağlıklı kullanamıyordu. Bakın bana ne kadarda sağlıklıyım.” Küle dönmüş bir hayattı resmen gözümün önünde yaşananlar,bu olaydan çok etkilenmiştim. Otoparka indiğimde çaylak arabayı çalıştırdı hemen, bu çocuğu seviyordum her zaman dikkatli davranıyordu bu gidişle herhalde hep yanımda olacak tıpkı Nisa gibi Nisa ile akademide tanışmıştık. İkimizde çok hırslıydık. Hırsımız bizi yakınlaştırmıştı ama o şimdi eğitimde yakın zamanda dönecek. Çaylak’ın sınavı asıl o zaman başlıyordu. Hem benimle hem nisa ile uğraşmak zorunda kalacak üzülüyorum biraz da bu çocuğa. arabaya bindiğimde çaylak hemen çalıştırdı. -komiserim nereye gitmek istiyorsunuz? sizi oraya götüreyim. - Direkt Çamlıca tepesine gidelim. Eğer işin yoksa hem çay içeriz hem de olayın üstünden geçeriz .Böyle bir deliye böyle bir manzara yakışır. “ Eren çocuk gibi bir ifade takınıp gülümseme yazdı kendi hanesine. Gözlerinin parıltısı da cabası olmuştu.” - Hemen basıyorum komiserim. Doğrusu orayı da çok seviyorum ama bu olayı orada konuşmak orayı benim için daha güzel kılacak. “kafamda yine sorular dönmeye başlamıştı insanlar, acıları, sahte mutlulukları, biz ne yapıyorduk? biz ne için uğraşıyorduk? çok soru sormak çok sorgulamak beynimizi bu denli yıpratıyor muydu? beynimde bu sorularla yola devam ettik. 🩺🩺🩺 Eve geldiğimde saat gece 12:00 ye gelmişti. Çaylak’ı yakından tanıma fırsatım olmuştu. Aşırı heyecanlı bir çocuktu. Mesaide tanıdığım Çaylak’tan eser yoktu. Siyah saçlarını her zaman özenle düzeltiyordu. Sakalları memur olduğu için yoktu ama kirli sakal yakışırdı kemikli yüzüne. Ciddi bir şey konuşurken bir anda gülüyordu , neşe saçıyordu etrafa. Mimiklerini iyi kullanıyordu , duygularını da tabii çaylak birine değer veriyorsa bunu her şekilde hissettirirdi . Ben ise ne sevgimi hissettirirdim ne değer verdiğimi benim en yoğun duygum acımasızlık galiba karşımda kalmayı tercih edenler cehennemimde gazabımdan kurtulamıyordu. Aklımdaki her şeyi bırakıp içimde ki iyi kalpli savunmasız kalbi kırık Hale’ye kucak açtım. Onun dinlenmeye ihtiyacı vardı kendimi ölümün kıyısında gezinen uykunun yamacına bıraktım...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD