Simra
Sağ tarafımdaki silah birden patladı. Karşımdaki geç çocuklardan oluşan gurup korku ile bir kaç adım gerilediler. Karanın arkamda gür sesini duydum. “Cenk araba geldimi.” Ani olay karmaşasından dolayı sıçradım.
Arka tarafımda tanımadığım bir ses cevap verdi. “ Geldi abi, istediklerin de burada.” Arkamda bir metal şıngırtısı ve bileklerimde de metal hissettim. Yan tarafımda deminki sese ait olduğunu düşündüğüm bir adam belirdi.
Adam uzundu ve siyah bir takım giyiyordu. Karan‘dan farkı sarı saçlara sahipti. Adam çocuklara doğru yöneldi o sırada başıma yeniden bir torba geçirildi. Bu kez sürüklenerek gitmedim. Karan arkamda hareketlendi ve beni omuzuna attı.
Ani hamle karşısında çığlık attım. Karanın yürüdüğünü hissediyordum. Ayaklarımla tekme atmaya başladım. Bu pek etki sağlamadığı aşinaydı. Birden yumuşak bir zemine bırakıldım. Arabanın kapı sesini duyduğumda tekrar bir araca bindirildiğimi fark ettim.
O esnada karam kendi kendine mırıldanmaya başladı.”O kadar çok gitmek istiyorsan bana istediklerini söyleyeceksin. Söylemek istemiyorsan da kaçmaya çalışma. Sana son defa soyleyecegim sana zarar veremeyeceğim.”
Koşturma nedeniyle yorulmus ve tükenmiştim. Sigara içmeye alışık ciğerlerimde bana pek yardımcı olmuyordu. Nasıl Kaçacağımı düşünmeye tekrar başladım. Beni götürdüğü yerde belki bir çözüm bulurdum.
Tabi bana aksini söylese de bir şey yapmazsa. Gerçi çocukların karşısında silah sıkmıştı. Bu hareketi bana biraz endişe verdi. Ama üstünde silah taşıdığını fark ettim. Bu bilgiyi kafamın bir köşesine yazdım.
Bunu yakın zamanda kullanmaya çalışacaktım. Bir şey yapmadan yolun bitmesini bekledim. Yapabileceğim pek bir şey de yoktu. Bileklerim kelepçe ile bağlıydı bunu ip gibi kesemezdim.
Araba her durduğunda istemsiz gerilmeye başladım. Bu gerilmeleri sürekli artıyordu. Kendime sürekli sakin olmamı bir çıkış yolu bulacağımı temkinlemeye başladım.
Bir süre sonra araba durdu. Karan kapıyı açtı benim oturduğum taraftaki kapı da açıldı. Sonra beni tekrar yakaladı sırtını aldı. Hareketlenmeye başladı dönüp yürüdüğününü hissettim.
Bir süre sonra biri kapıyı açtı “ hoş geldiniz efendim.” Dedi ince bir kadın sesi. Karan hiç oralı olmadı merdivenlerden çıktık biraz daha yürüdük. Bir kapıyı açtı ve tekrar yumuşak bir zemine bırakıldım.
Başımdaki torbayı çıkardı nefes almakta zorluk yaşadığımı o an fark ettim . Derin bir nefes aldım dudaklarimi yaladım. Kara’nın gözlerinin içine baktım o ise beni süzdü. Bir konuda kararsız gibi bir iki kere ağzını açtı. Bir nefes verdi.
“Bak özür dilerim ama üstünde sivri bir cisim veya telefonun olduğuna dair seni aramam gerekiyor. Sonraki kepçelerini çözeceğim.” bu hamlesine karşı şaşırdım.
Ama bu yine de huzursuz oldum. Yerim biraz kıpırdandım. Bakışların da benden onay beklediğini fark ettim. Derin bir nefes verdim gözlerimi sıkıca kapatıp kafamı salladım.
Ellerini önce kapşonluumun cebine soktu. Ön cepleri yukarıdan yokladı. Cebime sıkıştırdım telefonu fark edip çıkarttı. “Buradan giderken bunu sana geri vereceğim.”
Tekrar kafamı salladım elleri belime gitti. Bir şey bulamadığını fark etti. Ayağımdaki siyah postları yokladı zor durumlara gizlediğim bıçağı fark edip aldı. Zaten üstümde de başka bir silah yoktu.
“Üzerinde başka hoşuma gitmeyecek bir eşya varsa söyle. Sana dokunmamdan rahatsız olduğunu farkındayım. Sana daha fazla dokunmayacağım. Olur da benden gizlediği bir şey çıkarsa her noktanı didik didik ararım.”
Bu düşünce karşısında ürperdim zaten üzerimde aldıkları dışında bir şey yoktu. Tuttuğum nefesimi bıraktım gözlerine baktım kafamı hızlıca iki yana salladım.
Bu hamle üzerine geri çekildi cebinden bir şeyler aldı. Bileklerimi uzandı bağlı kelepçeleri çıkardı. Hamlesi üzerine tekrar bileklerimi oluşturdum.
Bana son bir bakış attı kapıyı çekip çıktı. Öylece orada durdum bir süre sonra kapı tekrar açıldı. Karan elinde birkaç malzemeyle ile yanıma geldi. Yatagin üzerine kıyafet olduğunu düşündüğüm şeyleri bıraktı.
Elimi tuttu ani hareketi karşısında elimi geri çektim. Bunu umursamadı daha sıkı kavradı karşımda diz çöktü oturdu. Bir pamuğa batıkan olduğunu tahmin ettiğim bir madde döktü. Pamuğu elimdeki yaranın üstünde gezdirmeye başladı.
Yaptığı hareketler garip gelmeye başladı. Birden bire bana niye yumuşak davranıyor. Yarım saat önceki adamla şu anki adam bambaşkaydı. Bakışlarım hissetti kafasını kaldırdı ve tekrar işine odaklandı.
Yarın üstüne bir bandajla sardı ve elimi serbest bıraktı. “ Temizlemesem mikrop kapabilirdi bunu istemeyiz. 1 saat sonra yemek getirilecek ihtiyacı olan başka bir şey varsa Nisa hanıma söyleyebilirsin o temin eder.” Sonra önce beni süzdü ve kapıdan çıkıp gitti. Arkasından kapı kitlemeyi ihtimal etmedi.
Odayı incelediğimde gayet lüks bir şekilde düzenlenmişti. Modern mobilyalar odanın dört bir yanında yerleştirilmişti. Geniş çift kişilik bir yatak ve beyaz nevresim vardı yumuşacıktı.
Benim hiç bir zaman sahip olmayacağım bir lükstü. Ayağa kalkıp cama doğru gittim. Arka bahçe olduğunu varsaydığım bir güzel bir manzara çıktı karşıma. Üçüncü kattaydım burdan aşağı inemezdim taş zeminin üzerine kocaman bir havuz vardı. Evin dört bir yanı orman ile kaplıydı resmen. Bu hemen mahremiyet veriyordu hemde müthiş bir güzellik katıyordu.
Odadaki ikinci kapta doğru yöneldim hemen. İçeride geniş ve ferah bir banyo vardı resmen salonum kadardı banyo içerideki oda ise buranın üç katı büyüklüğündeydi. Bir küvet duşa kabin çift bir lavabo vardı. Yaralı olmayan elim ile yüzümü su ile ıslatım içeri geçip ayakkabılarımı çıkarıp yatağa uzandım.
Resmen lüks bir hapishanedeydim. Ben düşüncelerime dalarken kapı açıldı. İçeriye bir kadın girdi otuzlarının ortasındaydı. İçeri taradı beni görünce gülümsedi. Yemeği masanın üzerine bıraktı.” Bir eksiğin veya ihtiyacınız var mı küçük hanım.”
Kadın geri çekilip ellerini önünde bağladı.Başını saygı ile eğdi. Kadını süzdüm anlında ve göz kenarlarında yeni yeni oluşan kırışıklar vadı bir şey söylemedim. Biraz daha bekleyip konuşmayacağımı anlayınca “ Birşeye ihtiyacınız olursa bir saat sonra tabakları almaya geleceğim o zaman söylersiniz” dedi.
Ve tekrar saygı ile eğilip odadan çıktı sonrası da kilit sesi odayı sardı. Tabikide bu piçlerin yemeğini yemiyecektim açlıktan ölmem daha iyidi benim için. Gözlerim gitti ve uykunun kollarını kendimi teslim ettim.
Kapıda anahtar sesi duyunca kadının yemek tepsisini almaya geldiğini düşündüm. Ama içeride sadece bir erkeğin nefes alam sesleri geldi kulağıma.