Bölüm 2

1075 Words
Demirin mekanından ayrıldım ama canım motora binmek istemedi. Bi markette doğru yürümeye başladım. Kapşonu mun şapkasını çikartıp saçımı açtım uzun siyah saçlarım omuzlarımdan döküldü. Marketten içeri girip altılı bira ve sigara aldım. Ve uçurumun kenarına gittim. Oturup bi bira alıp dişimle açtım. Eskiler gözüktü gözümde burda güneşin doğuşunu izlediğim zamanlar. Biradan bir yudum içip sigaramı çıkartıp yaktım. -Geçmiş- Koşmaktan nefes nefese kalıp bi ağacın arkasına çöktüm. Yüzümdeki kanları akışını hissediyorum . Ama umrumda değil . Ağacın kenarından baktım orada yoklardı. Yere kayarak oturup gülmeye başladım. Nezamandır güldüğümü bilmiyorum. Ama alacak halime güldüğüm kesin. Oturduğum yerden kalıp yavaş adımlarla sahile doğru yürümeye başladım. Kumlara kendimi atıp gözlerimi kapatıp. Uykum vardı yurtan kaçtığım için yatacak biyerim yoktu. Tam uykuya dalarken sesler duymaya başladım. Bi içkili adam bana yaklaşıyordu. "Selam güzleik" gözümü açıp adama ters ters baktım. Cevap vermedim " Hadi ama bebeğim takılalım biraz " Bu kez gözlerimi açmadım. Adamın yakınma oturduğunu hissettim. "Peki isteyerek olmazsa zorla olur." sonrası kötü bi karanlıktı. Benim adama gücüm yetmiyordu küçüktüm daha yeni sokağa düşmüştüm ve hiç bi bok bilmiyorum. Ama yakın zamanda yeni bir tarafımla karşılaşacağım da bilmiyordum. ---- Gözümden bi damla aktı. Kedini ünü her yerdeydi ama kimse geçmişini bilmiyodu. Kedi benim bilinçlenmiş halimdi. Gökyüzüne kafamı çevirdim. Bakın ben o küçük masum kızınız değilim. Beni burda bi başıma bırakmanız yüzünde kirlendim ben her anlamda. Benim yaşındaki kızlar okuyo ders çalışıyor. Benimse elerim kanlı kalbim ise nefret ve öfkeyle dolu. İstediğin gibi bi çocuk olamadım bunu için üzgünüm ama beni buna hayat zorladı. Vücudumun her yerinde izler var . Hiç biri iyi anılar taşımıyorlar. Oturduğum yerden kalkıp eve doğru yürümeye başladım. Ufak tefek işler ile para kazanıyordum. Barlarda uyuşturucu made satmak. Silaha satmak ve ufak tefek taşıma işleri. Hayatımı bir şekilde götürmek zorundaydım ve yapabileceğim en iyi seçenekler bunlardı o zamanlar. Şuan ise alışkanlık zaten istesemde bir yerde çalışamam ne diplomam var nede okul bitirdim. KARAN Ofisimde evraklara bakıyordum kapı çaldı kafamı kaldırmadan gel diye seselendim. "Abi kızı bulduk depoda şuanda. Sen konuşmak ister misin biz mi konuşalım." Kaşlarımı çatıp kafamı kaldırdım. Cenk karşımda elleri önünde benden cevap almak için bekliyordu."Hayır ben bizzat sorgulayacağım. Gidelim bakalım küçük kuş ne ötecek." Merdivenlerden inip loş aydınlanan uzun koridordan geçtik. Adamlarım beni görünce saygıyla önlerini ilikleyip eğildiler. İlerideki park halindeki arabama yürüdüm. Anahtarı cenke verip arka koltuğa geçtim. Hızlı yolculuğun ardından deponun önünde aracı park etti. Arabadan inip eski görünümlü depoya yürüdüm. Kapını önündeki iri yarı adamlarım içeri geçmem için kapıyı açtı. Sonrasında saygı ile başlarını eğdiler. İçeri adım atıp depoyu taradım. Küçük kızı karşımda bir sandalyeye bağlı bir şekilde buldum. Kız karşımdaydı güzelliği karşıdında durakladım. Gece siyahı saçları dümdüzdü beline kadar iniyordu. Durumundan rahatsız olduğu çatılmış kaşlarından belliydi. Bembeyaz tenine karşı saçları bir tezat oluşturmuştu. Gözleri evrendeki en güzel mavi olabilirdi. Hayatımda gördüğüm en güzel gözlere sahipti. Pembemsi ve dolgun dudakları güzelliğini resmen tamamlıyordu. Yutkunup etkisinden çıkmaya çalıştım. Öğrenmem gereken bilgiler vardı. "Merhaba Simra nasılsın." Sorum karşısında olabilirmiş gibi kaşları dahada çatıldı. Sorgulayan gözlerle beni inceledi durumu analamaya çalışıyormuş gibi bir hali vardı. Sandalyede birazda yayıldı, hiç endişe sergilemiyordu. Giydiği siyah kapüşonlusu bu hareketinden dolayı bir omzunu açıkta bıraktı. Omzundaki çizikler kaşlarımı çatmama neden oldu. Bu durumu garipsedim. Ayrıca küçük kızın korkmasını bekliyordum bu kadar sakin durması şaşırmam neden oldu. "Beni salarsanız daha mutlu olacağım. Lütfen hızlıca şu işi bitirelim olur mu? Neden buradayım benden ne öğrenmek istiyorsun." Yüzünde samimi olmayan bir gülümseme belirdi. İleride duran sandalyeyi kaldırım tam karşısına ters bir şekilde yerleştirdim. Ben sandalyeye ters bir şekilde otururken beni inceliyordu. "Peki hızlı olmayı tercih ediyor isen o şekilde olsun. Kediyi tanıyor musun. Arkadaşın mı sevgilin mi?" Son düşüncemde istemsiz hoşnutsuzluk yaşadım bu duyguyu garipsedim. "Kedi mi değişik bir isim hiç öyle isimli biri ile tanışmadım maalesef. Yardımcı olmadığım için üzgünüm." Kafasını sola doğru yatırdı. Yüzünün taradım fakat yüzünde ki ifadeden hiç bir şey anlaşılmıyordu. Bu durum beni sinirlendirdi. Karşımdaki kız alışık olduklarıma hiç benzemiyordu ne hali ne tavrı. Genel de dış görünüşümden etkilenirlerdi. İnsanların yüzlerinden de düşüncelerini hızlıca okuya bilirdim. Ama bu kız alışık olduğum hiç kimseye benzemiyordu. Bu durum biraz hoşuma gitti yani bir oyuncak. "İsmi değil lakabı kedi olan birinden bahsediyorum. Ceset lerin üzerini isimini yazan biri. Böyle bir tanıdığının olmadığını mı söylüyorsun." Kızın yüzünde bir anlık şaşırma gördüğümü sandım çok hızlı bir tepkiydi emin olmadım. "Hayır böyle bir adamı tanıyor olsam kesinlikle haberim olurdu." Sesi net ve kendinden emin çıktı. Kaşlarım çatıldı hali beni fazlaca sinirlendirdi. Gözlerinde tedirginlik fark ettim. Yalan söylüyordu peki oyunu istediği gibi oynayacaktım. "O zaman bana cesedi bulduğum yerde senin DNA'n olan izmaritin ne işi olduğunu anlatmak ister misin." Bir saniye sustu gözlerime baktı. Tek kaşını kaldırdı ve sırıtı. "İçtiğim sigaranın orda bulunması bir kanıt mı sence. Kedi dediğin adam yanıltma olsun diye oraya koymuş olabilir. Bir nevi yön şaşırtma." Omuzları yukarı çıkıp yerine tekrar indi. Bu hareketi bol tişörtünde belli olmayan göğüslerini bir saniye belirgin bir hale getirdi. Dikkatini göğüslerinden çekip yüzüne odakladım. Haksız sayılmazdı Simra'nın orda olduğunu sadece bir izmarit kanıtlamayacağını bende biliyordum. Ama elimde ne kamera görüntüsü vardı nede başka bir veri. Ama bu ağızından laf almayacağımın bir kanıtı değildi. "Peki niye senin ruj izle izmaritin oradaydı. Her hangi bir erkeğinde izmariti olabilirdi. Ama özelikle senin vardı." Omuzları düştü başını yere eğdi. Gözleride başıyla birlikte aşağı kaydı. Diyecek bir şeyler arıyormuş gibi düşünceli bir ifade takındı. Kafasını kaldırmada gözlerini bana diktti. "Bu hala bir kanıt değil yatağımı pek çok erkekle paylaşıyorum. İkinci görüşmeyi de pek kabul etmem . Çoğu buna sinir olur. Belki bahsettiğin adam onlardan bir olmuş olabilir. Bana kızdığından izmariti buraya bırakmıştır. Pek çoğu bana problem yaratıyor." Dediği lafların hiç birine inanmadım. Ama yatağımı pek çok erkekle paylaşıyorum lafı beni rahatsız eti. O an onu burada tutsak etme düşüncesi geçti kafamdan. Ama bu bir işe yaramayacaktı bana bir şey söylemeyeceği belli oldu. Genelde işe yarayan kanlı laf alma yollarımı da üstünde denemezdim. Kurallarım gereği hiçbir kadına asla vurmam. Annem bu konuda babamdan yeterince çekmişti. Başka bir kadına da bunu asla yaşatmayacağıma yemin etim. Sandalyemden kalktım sandalyeyi ayağım la sol tarafa itim."Evet haklısın gidebilirsin o halde." Simra'ya yaklaştım yüzüm kulağına fazlaca yakındı. Kasıldı nefes almayı bıraktı. Benim yakınlaşmamdan heyecanlandımı demin o. Bağlı olan ellerini çözdüm. Geri çekilirken gözlerini sıkıca yumduğunu fark ettim. Hayır gerildi ve hatta sanırım korktu. Bu tepkisini garip buldum endişe etmemesi için hemen uzaklaştım. Rahatladı omuzları düştü nefes aldı ve gözlerini açttı. Kollarını yana indirdi sandalyeden kalktı. Gözlerini bileklerine çevirdi kaldırıp bileklerini ovalamasını izledim. Bembeyaz teninde ki kızarıklar hoşuma gitti. Bu görüntü kalçalarında fazlaca yakışçağı fikri geldi aklıma. Tam o anda bileğinde bir şey fark ettim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD