Bölüm 9

1012 Words
KARAN Simra hışım ile konuşuyor korumalarımdan birini tehdit ediyordu. Olayı anlamak için uzaktan izliye bileceğim bir konumda durup ne hakında konuştuklarını anlamaya çalıştım. Simra resmen bağırarak isimi Hakan olan korumalarımdan birini tehdit ediyordu. “Bana bir daha dokunmaya çalışırsan seni gebertirim anladın mı.” Hakan labali bir şekilde güldü. “Hadi ama güzelim biraz eğleneceğiz ne naz yaptın.” Simrayı kendine çekip öpmeye çalıştı. Ama Simra bu hamle üzerine adama bir yumruk geçirdi. Duymam gerekeni duymuştum hışım ile ilerleyip kendimi gösterdim. O an Hakan paniklemesini izledim. Simrayı bırakıp duruşunu düzelti patron diyerek saygı ile önümde eğildi. ••• SİMRA Resmen gözlerinden ateş fışkırıyordu bu güne kadar o halini hiç görmemiştim. İçimden bir ses onun hiç bilmediğim bir yüzünü birazdan göreceğime dair bir his vardı. Karan resmen ağır çekimde bana asılan adamın yanına yaklaştı. “ Hakan sen benim evimdeki misafir olan bir kadına istemediğini söylemesine ramen ona taciz mi ediyordun.” Son kelimelerinde resmen yer sallanmıştı öyleki ben bile bir adım geri gittim. Adının Hakan olduğunu öğrendiğim adam korku ve dehşet içeren bir ifade ile yutkunup konuşmaya başladı. “Patron ben bir şey yapmıyordum kız gelip bana bulaştı. Ben ona olmayacağını söyledim ama beni dinlemedi.” Korku ile karanın yüzüne baktı ne yapacağını sanki biliyor bunun dehşetini yaşıyordu. Karan kıvrak bir hareket ile hakanın arkasına geçti. Sakin bir ses tonu ile konuşmaya devam etti. “Bir de bana yalan söylüyorsun.” Dudaklarında cık cık diye sese çıkardı. Başını onaylamadığını belirten bir şekilde salladı. Nerden çıkardığını anlamadığım bir bıçak çıkarıp adamın boğazına dayadı. “Ben kelimeni duydum ama ne diyordun ha hatırladım. Hadi ama güzelim naz yapma biraz eğleneceğiz. Kelimesi kelimesine böyle dememiş miydin.” Hakan hemen panik yapmaya başladı acele ile konuştu. “Patron özür dilerim bilemedim. Affedin bir daha olmayacak çok özür dilerim.” Karan bıçağı ustalık ile adamın boğazında gezdiriyordu. Bıçak ile resmen adamın boğazını okşuyordu. “Benim bu hayatta en nefret ettiğim şey nedir.” Soru açtı ama bu bir soru değildi. Adamın cevabını beklemeden kükreme ses tonu ile devam etti konuşmaya. “Kadın ve çocuklara zarar vermek. Buna ala müsama gösteremeyeceğimi biliyor olman gerekiyordu dimi.” Adam korku ile yutkundu bu hamle boğazında küçük bir kesiğe neden oldu. Kadınlara ve çocukalara saygı duyması hoşuma gitti aslında. Bu hareketi babasının tam zıttıydı. Babası daha saldırgan davranışlar sergilerdi buna bizzat tanık olmuştum. Ama o babasına göre tam zıttıydı bu hareketi hoşuma gitmişti. Hatta içimi ısıtıp güvende bile hissetim bir an için. Karan tekrar konuşmaya başladı yine konuşması sesizdi. Dengesiz konuşması ve ölümcül bakışları beni şaşırmıştı. “Peki sana ne ceza versem ne yapsam.” Kendi kendine mırıldanıyordu. Bıçağı daha sıkı tutu yavaş ve sakin hamleler ile adamın boğazında yırtık oluşturdu. Her hamlede yara büyüyor resmen kan fışkırıyordu. Adamın gözlerinde dehşeti rahat bir şekilde okunabiliyordu. Karanın hamlelerinin sonunda adam boğazıdan hava ve kan çekmeye başladı. Sonra adamın nefes alma çabaları bir anda kesildi. Karan saçından tutuğu adamı yüz üstü düşecek şekilde itti. Karan elindeki bıçağı üstüne giydiği bembeyaz gömleğin koluna sildi. Yanında duran diğer korumaya uzattı. Gözlerini kapatı bir iki saniye bekledi sakinleşmeye çalıştı. Gözlerini tekrar açtığında o ölümcül bakışlar birden gitti normal bakışlarına döndü. Gözleri beni buldu beni süzdü bir şey kontrol ediyor gibiydi. Yanıma yaklaştı ama aramızda halla mesafe vardı. “İyimisin sana zarar verdimi?” Yutkundum tedirginlik ile ne diyeceğim konusunda emin olamadım önce. “Evet iyim tam zamanında müdahale ettin teşekkür ederim.” Ani değişen tavrı beni şok etmişti. Bu kadar hızlı bir değişim beklemiyordum. “Arkaya bahçeye geçip yemek yiyelim hem biraz rahatlarsın.” Burdan uzaklaşma fikri kesinlikle şuan ihtiyacım olan şeydi. Onaylar anlamda kafamı salladım. Çok hafif bir dokunuş ile belime dokundu hareketlerine özellikle dikkat ediyor gibiydi. Evin içine girip holden geçip salonda girdik oradan da havuzun olduğu arka bahçe olduğunu tahmin ettiğim yere ulaştık. Sandalyelerden birine oturdum. Karan da baş sandalyeye oturdu tekrar beni süzdü. “Bu gün yemek yemişsin sevindim buna.” Sıradan ama garip sohbet açama çabası hoşuma gitmişti. “Evet biraz daha yemeseydim güçten düşmeye başlayacaktım. Tutsak olduğum bir yerde bunu istemem.” Bir şey demedi sanki acı çekiyormuş gibi bir yüz ifadesi belirdi bir anlık. Tanımadığım hizmetçi olduğunu tahmin ettiğin bir kandın gelip önümüze servis açmaya başladı. Bunlar benim için lüksdü alışık olduğum şeyler değildi. Tek göz olan evimin aksine kocaman ve lüks bir evdeydim şuan bunlar benim için yeniydi. “Sana bir şey sormak istiyorum ama cevap vermiyecekmişsin gibi bir his var içimde.” Kafamda sora bileceği soruları geçirmeye başladım. “Tabi sor ama cevap verip vermiyeceğime dair söz vermiyorum.” “Dokunuşlara karşı hassasiyetini fark etim. Dün gece bunu bilmiyordum deminki olay da bunu bir nevi daha netleştirdi bende. Bana anlatabilir misin.” İçimden bir ses ona anlatmamı ve güvenmem gerektiğini haykırdı. O an bunu yapmak istedim sadece. “Bu ayık kafa ile anlata bileceğim bir şey değil. Alkol veya patlayan şeker ile bu benim için daha rahat oldu.” Patlayan şeker piyasadaki en ünlü uyuşturucu maddeydi. İçimden ona dürüst davranmak geliyordu. Dün geceden sonra dokunuşları aslında biraz iyi hissettirmişti. Hiç var olduğunu bilmediğim bir duygunun özlemini çekiyordum sanki. ” Karan anlayış ile sanki kafasını salladı. “Bunu sağlayabilirim ama yemek yedikten sonra. Buraya geldiğinden beri çok zayıfladın. Misafirlerim iyi bakmayı severim ve sen benim misafirimsin.” Sanki tutsak lafıma karşı söylüyordu bunu. Özellikle tutsak demem takılmıştı gibi. “Dediğin gibi olsun yemeğimizi yiyelim sonra anlatacağım.” ••• Sesiz bir yemek yemiştik yemekler çeşit çeşiti ama çok lezzetliydi. Şimdiyse masada viski ve küçük bir torbada hap ve sigara vardı. Viskiden bir yudum aldım poşeten hapı çıkarıp yuttum üstüne bir yudum viski daha içtim. Kafamı arkaya yaslayıp kafasının gelmesini beklerken yarım gözle karana baktım. Hapı içmedi poşeti alım cebine attı ama viskisine koca bir yudum aldı. “Baştan söyleyeyim anlatacağım şeyler hoş hatıralar değil. Bana acımanı veya benzeri bir üzgünlük göstermeni de istemiyorum. Yaşadığım şeyleri yaşamadan hissettiklerim asla anlayamasın.” Gözlerim gökyüzüne kaydı tepedeki yıldızları izleledim manzara burdan çok güzel gözüküyordu. “Haklısın hiç kimse kimsenin ne yaşadıklarını anlar nede yaşamadın o acıları bilir. Benimde hayatımda zor şeyler yaşadım belki bir sonraki konuşmada ben anlatırım.” Hafif uyuşuk hissetmeye başladığımda hayatımın hikayelerinden birini anlatma zamanımın geldiğini anladım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD