Yere düşen silahla kulaklarım uğuldamaya başladı. Sanki dünya durmuştu. Tek duyduğum şey kalbimin sesiydi. Silah yere düşünce ellerim de aşağı doğru düştü. İki yanımda sallanırken Boran bana çok yakındı. Silahın ucu ona doğruydu. Ben vurulmamıştım. O zaman o mu vurulmuştu? Göğsüm inip kalkarken kafamı kaldırıp ona baktım. Gözlerimiz birbirine değdi. Yüzü donuktu. Ben ise dehşete düşmüş gibi ona bakıyordum. Dudaklarım aralandı ama ağzımdan tek kelime çıkmadı. İkimiz de susuyorduk. Birkaç saniye geçmeden Boran’ın yüzü buruştu. Hayır… ne olur olmamış olsun diye içimden kendimi sakinleştirmeye çalışırken bakışlarım yavaşça yüzünden koluna indi. Ceketini zaten çıkartmıştı. Kavga ederken de beyaz gömleğiyle duruyordu. Beyaz gömleğinin kana bulandığını ve kanın yavaş yavaş yere doğru aktığı

