Bölüm 2 Beklenmedik misafir

1413 Words
Saatlerdir araba kullanıyorum,peki ben tanımadığım şehirlerden geçerken nereye gitmeliydim sorusu da kafamda durmada dolanıyordu? Sokaklarda tüyler ürpertici sessizlik var,sanki burası yıllardır kullanılmıyor. Çiftlikten uzaklaşmamdan üç gün geçiyordu. Aclıktan ölmek üzereydim. Arabanın içinde babam hep bizim için bisküvi saklardı. Biz bu arabayla dolaşmaya çıktığımızda Simon hep aç olurdu. Benim 21 ,Simonun da 19 yaşı olmasına rağmen ,her ebeveyn gibi babam için de biz hala çoçukduk .Aslında onları çok özlüyorum. Ben bu yaşımakadar hiç babamın sözünden çıkmadım .O benim, kendi ayaklarımın üzerinde duramayana kadar erkek arkadaşımın olmasını istemiyordu.Zaten nereye gitsem, param için hep ilgi görüyordum.Ama bunlar benim ilgimi çekmiyordu.Ben erkek aramak yerine,hikayelerdeki aşkı araştırmayı tercih ediyordum. Geçen tatilde arkadaşlarım beni Nik-le tanıştırdılar.İlk cümlesini beğendim, çünki babamla ilgili değildi.Sonra beni arabası ile eve bırakmıştı,zaten onunla iki gün takıldım o sırada anahtarsız araba kullanmayı öğrendim.O zamanlar ben ona inanmıştım,bilmiyordum ki o anahtarlarını kayb etmedi sadece araba onun değildi. Bu arada… benzin de bitmek üzereydi .Benim acilen bir benzinci bulmam gerekiyordu. Uzaktan benzin istasyonu görünüyordu.Arabayı biraz uzakta park ettim .Sessiz olmam gerekiyordu.Her şeyi kontrol ettim ve arabaya döndüm. Araba benzine olan ihtiyacını giderirken,ben içerilere bir göz atacaktım .Ne zamandır,bilmiyordum ama burası da terk edilmişdi. İçerden bir kaç bidon ve su şişesi buldum,şükürler olsun ki dokunulmamış., bundan başka bıçak, kase ve en esası yiyecek birşeyler buldum.Onları toplayıp ,arabaya dönüyordum ki,durmak zorunda kaldım.Arabam 3 insan mı yoksa zombi mi, her kimdi bilmiyordum ama etrafı sarılmıştı. , Burda böyle durmak niyetim yoktu. Addımlarımı sessizce atıyordum.Yaklaştığım an onların insan olduğunu anladım.Kendi aralarında" araba bulduk hadi ne bekliyoruz kaçalım" konuşmalarını duyduğumda , "Ey arabaya dokunma" sözü ağzımdan çıktı. O an 3ü de bana döndü.Yüzleri hiç iyi görünmüyordu.Galiba zorlu mücadileden çıkmışlardı. İki erkeğin yanında duran kız bana yaklaştı. Sen nereye gidiyorsun? diye sordu.Bende onlara Galaxy Şirketinin zombilere karşı savunma kampına gitmek istediğimi söyledim.Ben bunu radyoda duymuştum.Galiba her şehirde savunma kampı vardı.Uzun lafın kısası bunlar da benimle gitmeliydi. Burda sonlarını bekleyemezlerdi .Bu arada erkekler centlmen çıktılar,bana yardım etmek için işe koyuldular .Her ihtimalı düşünüb,bidonlara benzin doldurduk.Onların isimleri John ,Laura ve Kent idi.Laura benimle aynı yaşlarda gibi görünüyordu.Kent Lauranın kardeşiydi .Kent 1.70 boylarında kardeşi gibi beyaz tenli biriydi ve konuşkan birine benzemiyordu.John onun aksine şaka yapmayı seven gülerken gözleri parlayan , çok yakışıklı biriydi.Böylece yolculuk için tam hazırdık.Bu yolculukta bizi neler bekliyor?!bunu zaman gösterecek.... Jessica araba ve yeni tanışdığı arkadaşlarla yolculuğa devam ediyordu. Jessi onlarında hikayelerinin kendi hikayesinden farklı olmadığını anlamışdı.Ama Laura içinde üzülmüşdü,sonuçta sevgilisi gözü önünde zombiye dönüşmüş,ve John öz kardeşini yani Lauranın sevgilisini öldürmek zorunda kalmış. Bu yolculukta John ve Jessica çok iyi anlaşıyordu.Laura ve Kent bazen konuşulanlara katılırdı. Arabayı sırayla kullanıyorlardı.Bu sırada bir çok terk edilmiş şehirler arkada kalmıştı .Jessica bir şeyi anlamıyordu,John-un kardeşi Lauranın sevgilisiydi,ama sanki aslında bunun altında başka birşey saklıydı.Jessica Johnla ne zaman sohbet etse Lauranın öfkeli bakışlarını üzerinde hiss ediyordu. Sürekli radyoda koordinatları anlatılan bu yer aslında büyük bir fabrikaydı. Fabrikaya az bir mesafe kaldığında Kent arabayı durdurdu ve bir aptal gibi kornaya bastı. - Ya ne yapdın? sözü ağızımda kaldı.Az önce sessiz gözüken şehir bir anda arabanın sesine zombilerle doldu .Ben kendim direksiyon başına geçtim Peki ne yapmalıyız sonuçta burda insanların olması gerekiyordu. Nereye gitmeliyiz? Bu sorular bizim beynimizde dolaşırken karşıdaki fabrikanın kapısı açıldı .İçerden bir kaç silahlı zombilere saldırırken , ben arabayı içeri sürdüm.Arkamızca o silahlı adamlar girdi ve kapı zorda olsa kapandı. Tam arabadan iniyorduk,bize doğru bir grub yaklaştı .Bunlar çok kızgın ve öfkeli görünüyorlarlardı .Ama onların arkasından öne çıkan 24 yaşlarında görünen kız ve 28 yaşı olduğunu yüzündeki hatlardan belli eden erkek bize çok yaklaştı -Sen ne yaptığını zann ediyorsun.?Siz aptalmısınız ?sizin yüzünüzden iki arkadaşımızı kayb ettik,!! diyerek bize bağıran erkek bana doğru daha da yaklaştı . Çok öfkeli görünüyordu ,ben bir adım geri gittim ve durmak zorunda kaldım çünki arkaya gitmek için yol yoktu .Ben araba ve çimen yeşili gözlerinden alev çıkan adamın arasında sıkışmıştım. -hele sen ? !! Sen neyi düşünüp te kornaya basıyorsun ? Babanın malikanesi filan mı? Burası senin babanın özel kampı değil!anladım mı?!!! -Ama bunu ben.... 'yapmadım' demek istiyordum ki ,az önce onunla gelen kız -tamam Derek ,olan oldu biraz sakin ol! Diyerek onun elinden tutup kenara çekti. Ben benimle gelen arkadaşlara baktım... .onlar grupla çok iyi anlaşıyordu. Sanki olanlar tek benim suçummuş gibi ben dışlanmıştım.Bu kadar hakarete karşı Kent ağzını bile açmadı,bi tek yanımdan geçerken üzgün olduğunu söyledi. Sonuçta öfkeli canavarında söyledikleri doğruydu.Bizim yüzümüzden iki adam canından oldu. Bütün bunlar belkide benim suçumdu. Laura ve John yol boyunca arkada sohbet ediyordu.Ben onların şöförü değilim diye direksiyonu John-a vermek istedim ama direksiyon başına John değil Kent geçtiğinde fabrikaya az kalmıştık .İşte o sırada Kent istemeden kornaya basmıştı .Bütün bunlar benim John -ın dört hafta boyunca sevgilim yok ve Laura da benim kardeşimin sevgilisi demesi,ama onunla flört etmesi benim ona olan güvenimi kırmıştı. Bana neden yalan söylüyor? fikirleri ile yaptığım aptalca bir hareketti .Bunları kafamda düşünürken bana birinin dokunduğunu hiss ettim ve gerçekliğe döndüm.Karşımda duran az önce 'Derek sakin ol' diyerek ortamı yumuşatmaya çalışan o kızdı. -Sen onun kusuruna bakma Derek hep öyle.Bu arada ben Melisa .Senin adın ne ? -...Jessica... ve arkadaşların için özür dilerim,gerçekten çok üzgünüm... -Jessica sana Jessi desem olurmu? Bu kadar üzülme hadi gel seni de diğerleriyle tanıştıralım -Tamam.. diyerek Melisanı takib etmeye başladım. Merdivenlerle yukarı kalktığımda bu katın çok iyi olduğunu gördüm. Mobilyalar bile vardı.Laura ve diğerleri yemek yiyorlardı. Herkesle tanıştım.Burda bir çok ülkelerden insanlar vardı.Ben etrafa göz atarken,elindeki demir parçalarından bir şeyler yapmaya çalışan,eskisi gibi kızgın görünmeyen yeşil gözlü Dereki fark ettim Galiba o da beni fark etti. Beni kızgın bir bakışla baştan aşağı süzdü ve yine elindekine odaklandı.Onun bakışları çok farklıydı.Sanki o gözler birşeyler saklıyordu ve en önemlisi bana hem korku hem de güven hissi veriyordu.Ben zamanla herkesi tanımayı umuyordum.Buna kahve renginde kapişon giyen 180 sm boyunda olan yeşil gözlü,esmer öfkeli çoçuk "Derek" de dahildi! *********** Fabrika çok büyükdü ve her yandan korunuyordu.Yani bura zombiler kolayca giremezdi.Bundan başka burda bir sürü tuneller gizli odalar vardı. Benim arabamın bile nerde olduğunu bilmiyordum.Sabahlar herkes bir tarafta bir işle uğraşıyordu. Sürekli olarak içmek için su kaynatılıyordu. Fabrika çok sayda odaya sahip olmasına rağmen burdakı insanların sayı binden fazlaydı. Ben ailemin olduğu resmi ve bi kaç kiyafeti arabadan almak için Melisayı arıyordum.Sonuçta o arabamın nerde olacağını bilecek biriydi.Bu sırada alt kattakı amcanın biri, bana bir tür dosya verip,bunu Dereke ulaştırmamı istedi.Ben onun adını duyduğumda onun kızgın bakışları aklıma geldi.Bir hafta boyunca onu hiç görmediğim için mutluyken şimdi bu dosya çıkdı başıma.Ama amca ağzımı açmadan gözden kayb oldu. Ne var yani beni sevmek zorunda değil, nefreti neden onu bilmiyorum,bana kızgın ola bilir,ama beni yapmadığım bir şey için bu kadar yargılayamaz.Hem ona dosyayı verip giderim,böylece onunla muhattap olmam! düşünceleri ile yola koyuldum. Odaları dolaşırken onu daha doğrusu ikisi Melisa ve o , bi konuda tartışıyorlardı.Sonra Melisa ona sarıldı ve onu öptü.Ben geri dönmek istedim,merdivenle iniyordum ki aşağı kattakı amca -bakdın mı ? Listeyi gördünmü? Ben bana doğru bakan amcanın , bana mı diyor bu? düşüncesindeyken tam arkamda birini hiss ettim.Dosya elimden öyle bir hızla alındı ki, ben arkamda durana dönerken ayaklarım merdiven basamaklarına basamadı .Ben kendimi tutamadım Son olarak ,korkudan gözlerimi kapadım çünkü az sonra kırk basamaktan yuvarlanacaktım. Ama dur ben yuvarlanmıyorum,bi acı da hiss etmiyorum... Etrafda neler oluyor diye gözlerimi yavaşca açdığımda,benim getirdiğim dosya kağıtları havada uçuşuyordu.Şimdi görmek istemediğim o gözler şaşkınlıkla bana bakıyordu ve bir anda yine öfke moduna geçti.Az evvel beni yuvarlanmaktan koruyan o güçlü kollar benim toparlandığımı görüb geri çekildi. Bay kızgın bir addım geri gitti ve başını yana çevirib -Melisa şimdi anladın mı, neden ona bu kadar öfkeliyim? Bunun gibi bir kız dosyayı taşıyamıyor,zombiler saldırırsa bu hepimizi tehlikeye atar!anladınmı?! Bu zamana kadar fark etmediğim ,dahası, bay kızgının iri kaslı vücudu yüzünden arkada Melisanın olduğunu bilmiyordum.Melisa başını salladı,ama artık ben onun ne dediğini duymuyordum Derek neden benden bu kadar nefret ediyordu.Ben ona ne yaptım ,bunu anlamıyordum ama dedikleri canımı o kadar yakmıştı ki,üstüne bir de bana - "aptal ayakların nereye basıyor bi bak!"diye bağırması bardağı taşıran son damlaydı. O kadar insanın içinde ağlamamak için kendimi zor tuttum. Kızgın bir bakışla aşağı kata indim,ben ona kendimi anlatacak değildim,ne dersem boştu. Demek korna konusu hala sürüyormuş. Ama geç tez onunla konuşmayı düşünüyordum.Arkada ayak seslerini duyunca göz yaşlarımı sildim.Gelen Melisaydı. Konuşmak için doğru zaman değildi.Bunu Melisa da biliyordu..... Akşam ,Melisa ve Laura... ..arabamdakı bir kaç eşyamı almak için benimle depoya gitdik.Burası akşamlar güvenli değildi.Buranın anahtarları sadece 2 kişide vardı. Melisa Derekin odasından anahtarı alınca ,biz depoya indik. Ben bazı eşyalarımı, fotoğraf ve tişörtlerimi de aldım. Bu zaman alarm işe düşdü.Bu o demekti ki ,burda bizden başka biri daha vardı.Ama bu insan değildi .Kırmızı işık fabrikada "zombi" olduğuna işaretti......
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD