unutmak öyle kolay mı,sandın

4670 Words
Derek bir anda kapıya koştu ve hemen Jessicayı aramaya başladı Jessica ona karşı silaha el atan askerlerin hiç birine acımıyordu .Yaraladığı askerlerin silahıyla diğer askerleri durdurmaya çalışıyordu. Çünkü o Simonu bulmuş, şimdi ailesinin diğer ferdlerini arıyordu. Simonu bulduğunda Simon ona anne ve babasının da burda tutulduğunu söylemişti. Sonra bilinci kapanan Simon Jessicanın kucağına, düşmüştü. Şimdi Jessica onu duvara yaslamış karşısındakı askerlere direniyordu. Askerin biri Jessicayı tabancayla vurmaya çalıştı. Kurşun Jessicanın omuzuna saplandı. Ama kafasına değecekti, tabii Derek son anda, yetişmeseydi. O, yerden tabancayı alarak , askeri vurdu. Jessica bu hayatı mutlu bir şekilde ailesiyle geçirmeği çok istese bile, belki de şimdi burda ölecekti. Bunları düşününce, gözlerinden akan yaşlara engel olamadı. Elini yaralı omuzuna götürdü ve yarayı bastırarak kanı durdurmaya çalıştı. Şimdi canı daha fazla acıyordu. O, ilk defa kurşun yarası almıştı. Ama ölmekten çok ailesinin başına gelecekleri düşünüyor ve bu yüzden güçlü durmaya çalışıyordu. Ama ayakları onu satmıştı bile, dizleri üste olsa bile hala saldırılara hazır dercesinde etrafına baktığında askerlerin daha onunla ilgilenmediğini gördü. Çünkü askerler Jessicayı yaralı görünce , deliren ve bağırarak , onlara saldıran Dereki durdurmak için çabalıyordu Jessica kan kayb ettiği için gözleri kararıyordu. Ama hala bakınıyor, karşısında olanlara inanmakta güçlük çekiyordu. -Derek...... Derek sanki onu duymuş gibi Jessicaya kısa bir bakış attı Jessica onun gözlerindeki acıyı görünce yarasını unuttu. " neden Derek, yapma bunu bak ölüceksin, kendini düşün, değer mi sevmediğin kız için bu kadar şey yapmaya, yoksa sen... .sen bana karşı birşeyler mi hiss ediyorsun??? " Derekin bakışları o an çok farklıydı. Sanki o Jessicanın kalbinden geçenleri duymuştu..Karşısındakı son engeli de kaldırınca , Derek koşarak Jessicaya yaklaştı. Diz çöktü , ellerini önce yarasına götürdü sonra kızın yüzünü avuçlarına aldı. Gözleri dolmuş halde Jessicaya baktı " İyi olucaksın, tamam mı, seni burdan çıkarıcağım" Bu sözlere aslında Jessica gibi kendini de inandırmaya çalışıyordu. Jessicanın her nefes alışı zorlaştığı gibi, şu an Derekte nefes alamıyordu. Hayatından çok sevdiği kızı kayb etme korkusu onu delirtiyordu . - Derek..... Simon...ve ve .. ailem lütfen onları kurtar, burda bırakma.... Ben.... - hayır,.. Hayır.... .sakın! bunu. ..birlikte yapıcağız.... Beni böyle zor görevde yalnız bırakamazsın tamam mı?! Hayır! Jessica ağlıyordu, ama Derek onun yüzündeki yaşları siliyor, buna rağmen kendi gözünden akan yaşları umursamıyordu. Jessica diğer elini hafifce kaldırarak Derekin yüzüne götürdü, Derek onun elini dudağına götürdü ve avucuna buse kondurdu. İkisi de etraflarını saran askerlere karşı şanslarının olmadığını bilseler bile pes etmiyorlardı. Derek elinde tuttuğu silahla askerleri yakına bırakmıyordu. - durun, ateşi kesin ! Askerler geri çekildi ve liderleri öne geçti. Jessica şu an Derek gibi karşısındakına nefretle bakıyordu. - Jessica..sen ne yapmaya çalışıyorsun? Derek , senin de burda olman çok tuhaf. Ama Piter onların arasında baygın olan Simonu görünce şaşkınlıkla Jessicaya baktı. - Simon, ona ne olmuş? Jessica bu kez sinirini saklamadan bağırdı - bilmiyormuş gibi yapma, nasıl ailemi mahv eden adamla çalışmak güzel mi? Ama neye karşılık? Çok merak ediyorum, neye karşılık sen arkadaşım, kardeşim dediğin insanı sattın? -Jess ben ben bilmiyordum, Ben Simonun burda olduğunu gerçekten bilmiyordum. - gerçekten sana inanacağımı düşünmüyorsun değil mi? Jessica tam sözünü bitiremeden , yukarıdan Generalin sesi duyuldu. "Her kes beni dinlesin, kaçakları hemen yakalayın, çalışın Derek zarar görmesin, ama kız ve kardeşini ölü ve ya diri getireni ödül bekliyor". O an her kes gibi Derek ve Piterde şaşırmıştı. Derek bakışlarını Jessicaya çevirdiğinde , Jessica yerden silahı almış, kardeşinin yanına gitmişti. Derek te aynısını yaptı ve az önce öldürdüğü askerin silahını aldı ve onlara doğru gitti. Ama Jessica onu engeller gibi elini öne uzattı. -lütfen dur artık, bak onun derdi seninle değil, kendini yakma... - ne yani senin yalnız onlara karşı mücadileni mi izleyeyim ASLA!! Senin aldığın her darbe, her yara benim yüreğime işliyor. Eğer ölüceksem bile , seni burda yalnız bırakmam. Piter silahların Jessicaya döndüğünü görünce, panikledi. -hemen durun! diye bağırdı -üzgünüz komandor, ama emir büyük yerden. Hemen kızı yakalayın. İşte o an Piter etrafına bakındı. Hala ondan emir bekleyen sadık askerleri görünce onlara Jessica ve kardeşini korumağı emir etti. -Kevin sen hemen bizimkilere haber sal kırmızı alarm de, uçağı çatıya getirsinler. -tamam komandor Piter. -efendim yalnış yapıyorsunuz, generali karşınıza alamazsınız. -peki ya siz siz bu masum insanları öldürerek yalnış yapmış sayılmayacakmısınız? Ya düne kadar Simon sizinle omuz omuza dövüşmedi mi? Ne sanıyorsunuz , siz onları öldürünce , general sizi alkışlayacak mı? Ha? Hayır bu gün onlara yapılan yarın size de yapılacak. Ben bir hiç uğruna arkadaşımı ölüme terk edemem. Size karşı gelmeğimi istemiyorsanız , bu insanları bırakırsınız, aksi taktirde ben olanlardan sorumlu değilim. Piter kendi askerlerini , Jessicayı korumakla görevlendirdiği için, kendisi de, onların yanına gitti. Ama az sonra yine generalin emri duyulunca çatışma başladı. Piterin askerleri öne çıkan her askeri vuruyordu. -Jessica yürüye bilecekmisin? -ben iyiyim, Simona yardım edin -Derek sen Jesicayı al, ben de Simonu, hemen çatıya çıkmalıyız. -Piter, böyle gidemeyiz... çünkü hala Jessicanın anne babasını bulamadık. -O zaman sen bir kaç askerle kardeşleri burdan çıkar, ben diğer askerlerle onları bulurum . -tamam. -hadi... Derek Jessica ve Simonu merdivenlerle yukarı çıkarmak için askerden yardım almıştı .Piterde o sırada iki askerle odaları bakınıyor , Jessicanın anne , babasını arıyordu. General kendi askerlerinin başarısızlığını görünce, çıldırdı. Bu yüzden aklına gelen en kötü fikri yapmak için işe koyuldu. Ama tam düğmeye basacakken kızı içeri girdi. -baba bu doğru mu? Kızın bir anda gözü monitora kayınca, bu kez duyduklarının gerçek olduğunu anladı. -demek doğru. lanet olsun!! baba sen ne yaptığını düşünüyorsun. Masum insanların hayatıyla oynamak ta ne demek? Derek , o da orda, mı? -kızım , işte bu yüzden, bak bu yüzden Derek senin canını daha fazla yakmasın diye ben bunu yapıyorum. -Demek benim canım yanmasın diye sen Jessicayı öldürmeye çalışıyorsun. Ya Simon? o ne yaptı bana? onun suçu ne? -kızım sen... -baba hemen adamlarını geri çağır... -aptal, o zaman sen Dereki sonsuza kadar kayb edersin. - böyle yapınca kayb ettim zaten, bırak onları , ben mutsuzluk üzerine yuva kuramam, ben Dereki kendimden çok seviyorum. Ama böyle yapmana da izin vermem .Onların ölümüne seyirci kalamam. -Ama ben kalırım. General bunu dediği gibi düğmeye bastı - baba sen ne yaptın, ama sen sen o projeyi durdurduğunu söylemiştin? -madem askerler yapamadı, ben de onları durdurmak için son pilanımı işe sokarım. Ben projeyi asla durdurmadım, şu değersizlerin de elimden kurtularak, bunu engellemelerine izin veremem. Ölseler daha iyi. -hayır baba, lütfen, lütfen yapma masumlara kıyma ! Dereke kıyma. Emma hıçkırarak ağlıyor, ekrandan gördükleriyle çıldırıyordu. **** Kırmızı ışık yandığı gibi , Piter Dereke döndü, bu ne anlama geliyordu, ikisi de iyi biliyordu. General, son silahını iyileşemeyen zombileri özgür bırakmış, onların üstüne salmıştı. -Derek , sen aileyi helekoptere götür ben onları oyalarım. Jessica bunu duyunca , bir Pitere , bir helekoptere binmek için hazırlanan anne babasına baktı.hayır Piter sen de gel birlikte gitmeliyiz. -hayır Jess bu mümkün değil, birimizin burda kalıp , onları durdurması lazım, yoksa yaptığımız onca şey, boşuna gidecek, yeniden insanlar ölücek. Bu zaman Simonu da helikoptere yerleşdiren Derek geri geldi. -Piter haklı Jess, birinin içerde kalması sistemi durdurması lazım, ama bunu Piter yapamaz, bu sistem yalnız Emma ve benim parmak izimle çalışıyordu. Hala öyleyse, demek bunu sadece ben yaparım. Derek bunu dediği gibi, kapıya doğru gitti ve son defa Jessicaya baktı .Ardından cam kapı kapandı. Jessica ne olup bittiğini anladığında Piterin güçlü ellerinden kurtulmaya kapıya doğru koşmaya başladı. O sırada Derek bilgisayarda birşeyler ayarlıyordu. Sistemin hala eskisi gibi onun parmak iziyle çalışması güzeldi. Demek , Emma programla ilgili değişiklik yapmamıştı. Bu da o demek oluyordu ki, Emma babasının yaptığı son projeden habersizdi . Tam o an Derek mekanizmada değişiklik yaptı ve kapılar kapanmaya başladı. Son kapı kapanmadan önce içeri bir kaç zombi girmişti. Jessica ağlayarak cama vuruyor, Derekin içerde nasıl zombileri durdurmak için çabaladığını izliyordu. Derek silahtakı son kurşunları zombilerin kafasına sıktı. Bilgisayardakı işaretle o bir kaç düğmeye daha bastı. Ama zombiler bir kaç cam kapıyı kırmış Derekin olduğu odanın kapısını kırmak için kendilerini büyük bir güçle son kapıya vuruyorlardı. Ama az sonra diğer odalara yeşil sis dolmaya başladı. İşte o an Piter Jessicayı uzaklaştırmak için , onun durduğu yere gitti. -hadi gitmeliyiz, artık, bak Derek başardı bombayı işe saldı. Bu zombilerin burdan asla çıkamayacakları demektir. Jessi eğer gitmezsek bizde burda ölüceğiz.Aileni düşün! - bırak beni! Ben Dereksiz hiç bir yere gitmem. DEREK !!!!! LÜTFEN AÇ , lütfen, beni yeniden aynı acıyı yaşamaya zorlama lütfen. İşte o an Derek bilgisayardan başını kaldırdı ve Jessicanın olduğu cama doğru yaklaştı. -Jess i̇kimizde bunun imkansız olduğunu biliyoruz, Eğer ben içerde olmazsam, bu sistemin komutası generalin eline geçer, o zaman hiç kimse kurtulamaz. Üzgünüm... O Pitere işaret etti. Piter Jessicayı zorla kapıdan uzaklaştırdı. Helikoptere yaklaştıklarında Jessica yine Piterden kurtuldu ve yeniden kapıya doğru koştu ve daha şimdi Derekin karın bölgesini eliyle bastırdığını gördü. O, yaralıydı ama hala ayakta dumaya çalışıyordu. Jessica ağlıyor cama sert vuruyordu. - ne olur Derek ölme, ben senin böyle olmanı istemedim. Derek kanlı parmaklarını cama götürdü.Son kez kendini topladı, gözleri ıslaktı , çünkü o , en çok sevdiği kadını az sonra kayb edecekti. Parmaklarıyla cama bir şeyler yazdı. Bu kanla yazılan aşk itirafıydı -ben seni seviyorum. Jessica ağlayarak onun gözlerine baktı. Bu itirafı duymayı uzun zamandı bekliyordu. Ama şimdi çok üzgündü. Derekin göz yaşları arasında hafif gülümsemesine Jessica da gülümsemeye çalıştı. Ama başarılı olamadı. Çünkü yapamıyordu.İç çekerek konuştu. -biliyorum.....çünkü bende seni seviyorum. İşte o an Piter sakinleştiriciyi Jessicaya vurdu, Jessica bayıldı. Derek Pitere "teşşekür ederim"icabı bakış attı. Piter kızı helikoptere götürdü ve helikopter havalandı. Derek ağır addımlarla bilgisayara yaklaştı ve bombanın patlamasına kalan son dakikalara baktı. *** -aptal , gerizekalı bombayı aktive etti. Kendisi kaçmak yerine , kız ve ailesini kurtardı. Şimdi de burayı patlatıcak. Hadi kızım acele edelim 18 dakikaya, burası havaya uçucak. Eqmma bunu duyunca babasının silahını aldı ve kendi kafasına tuttu. -eğer Derek ölürse, bende yaşayamam. -delirdin mi ? Derek kendisi bunu istiyor, kızım beni üzmek mi istiyorsun? Bırak şunu -o zaman , adamlarına söyle Dereki kurtarsınlar, yoksa ben bombayı falan beklemeyeceğim..... Ben onsuz yaşayaman. **** 5 ay sonra... -Piter! Seni görmek ne güzel, sana yeni görev verildiğini duyduk. -Selena…. kesin babandan duydun , bende onu tebrik etmeliyim, galiba onu dış işleri bakanı yapacaklar, ama adam gerçekten hak etti. Simon nerde? -o yukarda Jessicanın yanında.. Bak işte geliyor.. -Simon kardeşim -nasılsın Piter haberi duyduk senin adına sevindim , ama biraz da üzüldüm ,demek sonunda batı bölgesine gidiyorsun? Orası çok uzak. - biliyorum, ama her kesin bir yerden başlaması lazım , hem orda bana ihtiyaç var. Ayrıca duyduğum kadarıyla orda sarışın kızlar varmış, e bende birini bulursam , senin ablana benzeyen birini , bakarsınız evlenirim. Piter bunu söyleyince Simona göz kırptı. Simon kocaman gülümsedi. - umarım ablama benzemez, yoksa hayatının inatcı biriyle geçmesi zor olur. -evet ,haksızsın diyemem… Piterin suratı bir anda ciddileşti. -o nasıl... ? - iyi olmaya çalışıyor, yada öyle görünmeğe çalışıyor… aradan bir kaç ay geçti. Ama hala Derekin yaşadığına inanıyor. En acı olan ne biliyormusun? Acısını saklmaya çalışması. Gülerken öyle gülüyor, sanırsın ondan mutlusu yok, ama odasına girince herşey değişiyor, ağladığını duysam bile , hiç itiraf etmez, ben iyiyim der yeniden gülümser. Ama iyi değil biliyorum. -doktor ne söylüyor? -yalnız bırakmamamızı, böyle durumlarda kendisine zarar verebilirmiş. -E kolay değil, önce Derek öldü sandı, sonra onun yaşadığını öğrendi, sonra senin olayın kızı çok yıprattı, şimdi de bu... Ya annenler… ? -onlar iyiler, ama şimdi biliyorsun iki aylığına generale karşı mahkemede şahitlik için gittiler. Onlar da Jessica için üzgünler ama yapacak birşey yok. *** - Burası da güzelmiş , yeşillik, orman falan.. Bayıldım. -e babam seçti, biliyormusun Derek zamanı bizimle olan insanların hepsi burda, artık onlarla bir aile gibiyiz, hatta babam yenilerinin geleceğini de söyledi. -e Simon Selenanın babası hem kızını sana veriyor,hem insanların üstünde durmanı istiyor,işlerin artıyor değil mi? -evet, ama şikayetçi değilim, inşaatta insanlara yardım etmek beni mutlu ediyor. -ama sen patronsun unutma, hep onlara dikkat etmelisin! -Biliyorum, bu işte Selenanın babası bana öğretmen gibi -ama yakında o bakan olunca burdan gider, kesin her şeyi size bırakacak, o zaman işler daha da zorlaşıcak. Her neyse ben bir Jessicaya bakıyım, daha uçağa yetişmem gerek. *** Kapıda ayak sesleri duyulunca Jessica yataktakı Derekin resmi olan gazeteyi kaldırdı ve hemen baş ucunda olan kitabı açtı. Göz yaşlarını sildi ve sesini normale getirerek "gir"dedi. Gelen misafirin Piter olduğunu görünce kocaman gülümsedi. Şu aylarda sahte gülümseme kızın en yakın arkadaşı olmuştu. -Jess nasılsın, gitmeden sana da bir uğramak istedim. -iyi yaptın da, bir yere mi gidiyorsun? -evet tayinim gelmiş, ben batı bölgesine gidiyorum, orda biliyorsun eski çalışanlar generale sadıktı. Bizden birileri lazım. Şimdi üstten emir gelince, bende gidiyorum. - umarım orası sana iyi gelir, peki generalden bir haber var mı? -evet , şu an mahkemesi sürüyor, şahit yetersizliği vardı. Ama biliyorsun, Emma ona karşı şahit olmak için mahkemeye baş vurdu, böyle olunca mahkeme bitince kesin onu ömürlük hapis hayatı bekler - tuhaf değil mi? -kızının babasına karşı şahitlik etmesini diyorsan öyle, ama kızı da çok çekti.. Hem Emma da..… onu çok seviyordu. O an Jessicanın gözleri doldu, beli etmemek için kafasını cama çevirdi, dışarıyı izliyormuş gibi yaptı. -biliyormusun Derek çok şanslı biriydi. -onun bu kadar sevenleri olduğu için mi? -hayır, onun için hala üzülen biri olduğu için, şimdi anlıyorum, onun neden spor salonunda bana saldırdığını. O, kendi ve senin aşkından emindi. Bu yüzden bana senden uzak durmamı söylemişti. Bunu söylerken Piter gülümsemeye çalıştı. Jessica ona döndü , Piter onun yüzünde ilk kez hüzün ve mutluluğu bir arada gördü. Kız ağlıyor , ayın zamanda gülümsüyordu. -demek o zaman sizin paylaşamadığınız o şey… -teknik değildi sendin. Çok üzgünüm Jess . -niçin? -seninle daha önce karşılaşmadığım için, belki seninle daha önce karşılaşsaydım, sen beni severdin, ama batıda da sarışın akıllı kızlar varmış diyorlar, belki senin gibi zeki, akıılı, iyi kalpli, güzel birini bulurum. Piterin göz kırpmasına ve gülümsemesine Jessica da gülümsedi. -ama hepsi bir arada olmaz. -biliyorum, senin gibisini bulmam imkansız ama yinede denerim. Umarım sende toparlanırsın, belki ilerde ziyaretime de gelirsiniz. -seni çok özleyeceğim, sen gerçekten iyi arkadaşsın. Jessica Pitere sarıldı. Piter onunla hep böyle kalmayı isterdi. Ama vakit gelmişti. -kendine iyi bak .Akşamlar vakit bulunca ara beni , bende kızlardan bahs, ederim -tamam , sende kendine iyi bak, iyi birini bulunca da evlen. -peki arkadaşım. **** Mahkeme sürüyordu. Ama Selena da işlere alışmaya çalışıyordu. Babası bakan olunca, bu işler ona ve Simona kalacaktı. Bu gün Selena sabah erkenden Jessicaya uğramış üstten yeni koruma ve güvenlik ekibinin geleceğini söylemişti. Jessicanın da onunla gelmesini istese de , Jessica kendini iyi hiss etmediğini söyleyerek, evde kalmayı tercih etmişti. Selena ofiste babasından başka kimseyi göremeyince çok şaşırdı. -baba, adamlar daha gelmediler mi? -kızım , onlar geldiler, aşağıda ama ondan önce benim seninle konuşmam gerekiyordu. -baba , korkutma beni , ne oldu? -kızım şahitlik için hafta sonu bende şehire gitmiştim ya, orda ben Emmayla karşılaştım, o da bana bir şeyler anlattı. O gün le ilgili… -hangi gün , bomba patladığı gün mü? -evet kızım, o gün… .. Derek… o gün… o -baba ne olmuş? -O GÜN DEREK ÖLMEMİŞ! Emma son anda onu patlamadan kurtarmış. -ne??? Baba sen ne diyorsun ?Derek yaşıyor mu yani? -evet, şu an aşağıda… Selena aşağı fırlayacaktı ki, babası onu durdurdu. -kızım, ama o eskisi gibi değil.. Yani yangın ve onun gibi bir çok şeyi hatırlamıyor. Bombanın ilk etkileri onda da iz bırakmış. -anladım da, ne kadarı yani ne kadarını hatırlamıyor? -Salgını, sonrasını kısacası bizim hiç birimizi hatırlamıyor, tek hatırladığı Emmayla işe aynı anda girdiği ve s.. - canım arkadaşım, ben bunu ona nasıl anlatırım. *** -Jess sen ..sen burda ne arıyorsun? e sen gelmeyince, ben de birşey mi oldu bakmaya geldim. Biliyorsun Simonda inşaatta ancak akşam gelirmiş, bende sıkıldım , divarlar üstüme üstüme geliyordu. -hadi geç , otur, benim de sana anlatacaklarım vardı. -Seli kötü birşey mi oldu, yoksa yeni gelenler mi birşey yaptı.? -hayır, sadece sen onunla karşılaşmadan sana birşey anlatacağım. -kiminle? Ne oluyor Selena ? korkutma beni .Çabuk söyle! -Jess biliyorsun babam dün mahkemedeydi -evet?, yoksa o şerefsiz serbest kalıcak mı, onun yüzünden biz çok çektik eğer…. -hayır konu Emma, o babama bir teklif yapmış yeni gelen görevlilerle ilgili.. -nasıl? hala birşey anlamadım. - dur şimdi en baştan anlatacağım…. *********** -Jess birşey söylemeyecekmisin? Jessica göz yaşlarını sildi ve gülümsemeğe çalıştı. Ama olmuyordu .Boğazında sanki birşeyler düğümlenmişdi. -ne… ne söyleye bilirim ki? Ben onun ikinci kez yaşadığını öğreniyorum. Ama yine sevinemiyorum. Çünkü bu kez ben yine ona yabancıyım… -ama Emma zamanla hatıraların geri geleceğini söylemiş. -peki, öyle olsa bile neden Emma onu kendi yanında saklamadı , neden buraya gönderdi.?? Benim burda olduğumu biliyor mu? - biliyormuş , işte bu yüzden buraya gelmesini istemiş. Doğru, Derek şu an onu sevdiğini düşünüyor, hatta parmağında nişan yüzüğü bile var, ama Emma yalan üzerine yuva kurmak istemediğini söylemiş. Eğer bir gün Derek her şeyi hatırlar da yine de Emmaya dönmek isterse, o zaman Emma onunla yeniden başlarmış.… - ne yani o zamana kadar , o burda mı kalıcak? -evet… -Selena kulağını aç beni iyi dinle, onu bu mahallede görmek bile istemiyorum. Ben teselli bebeği falan değilim, tamam mı?! -peki, sen onu hiç mi görmek istemiyorsun? -istesem bile bu neyi değişir? . Derek hep bana yakın olduğu kadar da uzaktı. **** Akşam kapı tıklamasına Jessica başını yastıktan kaldırdı ve kardeşini kapıda görünce, onun ne için geldiğini anladı. -Jess ben az önce ofisteydim ve… Dereki duydum.. Eğer konuşmak istersen… -Hayır şimdi sırası değil… … ..sen yemek yedin mi? -evet Generalle ofiste birşeyler atıştırdık. Ama senin yaptığın tatlıya da hayır demem aslında. -e Hadi o zaman, bende tatlıyı buz dolabından yeni aldım. -tamam benim cadı prensesim. -bana cadı deme demedim mi? -ama ben sana cadı demeyi seviyorum ne yapıyım?! - sen bence öyle konuşmayı Selena için sakla. -a yok olmaz, sevgilim başka tatlılar tatlısı cadı ablam başka. -gerizekalı. Simon Jessicaya sarılarak gitmeğe başladı -ama abalasının tatlı gerizekalısı dimi? . Jessica bu kez kocaman gülümsedi ve ellerini Simonun saçlarına götürdü ve bir anda onun saç şeklini bozdu. -şapşalım *** Jessica erkenden uyanmış, Simon için kahvaltı hazırlıyordu. Ama, ekmeğin bittiğini görünce, Simonu uyandırmaya gitti. Simonun mışıl mışıl uyuduğunu görünce de , onu uyandırmaya kıyamadı ve kendisi , ekmek almaya gitti. Tam marketten çıkıyorken birine çarptı. Hemen özür dilemek istedi ve adamın yere dağılan dosyaları toplamasına yardım etti. Sabahtan başındakı kep yüzünden yüzünü göremediği adam şimdi başını kaldırınca, Jessica yine kendine söz geçiremedi. -teşekkür ederim… siz? Ama Jessica şu anda gözlerini kırpmadan , yanağını ıslatan göz yaşlarına aldırmadan , Dereke bakıyordu. Derek bir kez daha bir şeyler söyleyince Jessica zorla da olsa kendini topladı. -evet, ben de burda oturuyorum, aşağı sokak, siz de yeni güvenlik şefi olmalısınız? -evet , çok doğru bu arada ben Derek Hall - biliyorum.. - Selena sizin arkadaşınızdı değil mi ? Siz Jessica Marson olmalısınız? O an Jessica nefes almakta zorlanıyordu. Derek gerçekten onunla bir yabancıyla konuşuyormuş gibi konuşuyordu. Ama oysa onlar bir birine yabancıdan çok daha fazlasıydı. Jessica yeniden gözlerini yakan yaşları saklamak için "ben gitmeliyim "dedi ve hemen ordan uzaklaştı. *** -gir. -efendim biraz konuşa bilirmiyiz? -a Derek senmisin gel oğlum , geç otur. Konu neydi? Kasabayla ilgili bir sorunun yok , öyle değil mi? -yoo hayır , ben sadece bu sabah markette bir kız gördüm, dahası ben istemeden kıza çarptım -eee? -esi kız bana çok tanıdıktı, sanki onu daha eskiden tanıyor gibiyim. Ama bir türlü hatırlayamıyorum. -olur, zamanla kafandakı parçalar yerine oturucak, o zaman ben de sana her şeyi anlatacağım. Ama herşeyi kendin hatırlamalısın. -biliyormusunuz kız beni görünce ilk şok geçirmiş gibiydi, sonra fark ettim ki ağlamamak için zor duruyor. Acaba neden bana öyle bakıyordu. Ben zamanında ona birşey mi yaptım ..eskiden yani? -Bizim Jess yani Jessica biraz narin bir kız… "Jess lütfen kendine gel " - Derek sen iyimisin? Daldın sanki? -yok iyiyim, kusura bakmayın ben biraz hava alacağım -tamam oğlum, ama ne zaman konuşmak istersen, ben burdayım Derek dışarı çıktı ve hemen kafasını tuttu. Az önce duyduğu o şeyler kafasındakı o sesler neydi? Neden Jessica diye bağırıyordu? Aklı neden ona oyun oynuyordu? Şu an aklında bir soru vardı" Jessicayla onların geçmişteki olayı neydi?" *** Simonun evi -bak akşam için bize bilet buldum, Simonla beraber akşam üçümüzde konsere gidiyoruz. Ay lütfen hayır deme, bak bütün kasaba orda olucak, ayrıca Derekte ordaymış -anlaşıldı, sen önce bana anlat bakalım , Derekle ne konuşmuşsun? O benim senin arkadaşın olduğumu bile biliyor? -a, ya ilk geldiği gün konuştum sadece, senin ismini söyleyerek, onda birşeylerin uyanmasını istedim. -ama olmadı değil mi?! Sel bırak artık, bak o nişan yüzüğünü bile takmış demek ki onun aklında da , kalbinde de Emma daha fazla yer tutuyormuş. -öyle olsaydı, Emma onu kendinden uzaklaştırmazdı, ayrıca haberin olsun Derek seninle baya ilgileniyor. Hatta babam onun, seni sorduğunu, falan söyledi. Hadi lütfen akşam bizimle gel -tamam , ama sıkıcı olursa ben geri dönerim , haberin olsun. -peki, öyle olsun. Akşam, Jessica konserde fazla kalamadı. Simon ve Selenayı baş başa bırakınca eve dönmeğe karar verdi. Yolda Derekle bir kaç askere de rastladı. Derek diğerlerinden ayrıldı ve Jessicaya yaklaştı. -ne zaman sizi görsem benden kaçıyorsunuz, eskiden sizi üzücek birşey yapmış olabilrmiyim? -yoo , hayır, ne alaka ben sadece biraz kendimi iyi hiss etmiyorum, müsadenizle.. -geçmişde aramızda ne yaşandı? Jessica bu soruyu beklemiyormuş gibi , geri döndü -anlamadım? -biz sevgilimiydik, yada daha farklı şey mi vardı aramızda? -size tek birşey söyleyeceğim, emin olun parmağınızdakı eşyanın hatırası kadar aramızda önemli şeyler yaşanmadı. Bununla Jessica ordan ayrıldı. Derek bir parmağındakı yüzüğe, birde giden kızın arkasından baktı. Artık konsere gitmek için heves kalmamıştı, bunun yerine kasabada dolaşmaya karar verdi. *** Jessica elini yüzünü yıkadı, üstünü değişince de yatakta oturdu. Uyumadan biraz kitap okuyacaktı. Tam o an elektrik gitti. Jessica yataktan kalktı ve mumları bulmaya gitti. -ne oldu birden , hiç elektrik gitmezdi , ya…. O aşağı kata inerken , arka kapının açıldığını hiss etti. Bu bahçeye açılan kapı olduğu için her zaman açık olmazdı. Jessica tedirgin olmaya başladı .Acaba Simonlar mı geldi derken mutfaktan ayak sesleri duyuldu. Jessica tamamen paniklemişti. Kalbi hızla çarpıyordu. Alçak sesle "Simon senmisin? " dedi cevap yoktu. Ama bu hırsız da olamazdı. Çünkü o kadar güvenlik varken, bu imkansızdı. Jessica telefonla Simonu aramak için odasına geri dönüyorken , biri zorla onun saçından tuttu ve merdivenden aşağı çekti. Jessica büyük gürültü eşliğinde merdivenden aşağı yuvarlandı. Kendini toplamaya, kalkmaya çalıştı. Ama karanlıktakı el yeniden onu yakaladı , bu kez onu yakındakı yazı masasına fırlattı -ah nasılda çaresizsin, bende seni güçlü zann ediyordum, hele yaşadıklarından sonra.. Jessica sanki beyninde oluşan ses taramasıyla o an anladı, karşısındakını. Onu salgından önce görmüş ve asla yeniden görüşeceğini düşünmemişti -Nik?! Bu sen olamazsın!!! -evet , sevgilim bu benim, kurtulman için beni yem olarak kullandığın erkek arkadaşın -sen asla benim erkek arkadaşım olmadın, ben o gün sizi uyarmıştım, olanların tek suçlusu sensin. -yaaa bakıyorum , avcı qrublarına katılarak, epey değişmişsin, bu arada geçmiş olsun, Derek seni unutmuş diye duydum,görüyorsun seni benim gibi kimse sevemez -pislik ne istiyorsun benden, neden burdasın? -belli değil mi? Seni istiyorum, güzelliğini istiyorum, en önemlisi seni öldürmek için geldim. Sen o gün beni onlara yem edince ne oldu biliyormusun… bak… bak yüzüm ne halde… ben iyileştim , ama yüzümdeki izlerden dolayı ben dışarı çıkamıyorum. Bu gün sende benim yaşadıklarımın aynısını yaşayacaksın. O bir anda Jessicayı yeniden yakındakı yazı masasına doğru itti. Jessicanın burnundan dudağından akan kanlar yetmiyormuş, gibi birde kafasıda yarılmıştı artık. Jessica kendini iki yıl önce olduğu gibi güçsüz hiss ediyordu. Yine de birşeyler düşündü, burda öylece ölemezdi. Yazı masasından yere düşmüş gece lambasını aldı hızla kalktı ve ona doğru koşan , Nikin kafasına geçirdi. Aceleyle kapıya doğru gitti. Ama tüm kapılar kapalıydı. -hayır…. Hayır lütfen açık olsun ..lütfennn.. Jessica ağlayarak diğer kapıya gitti. O da kapalıydı. Şu an Jessica evden ayrılamazdı. Jessica çaresizlikle salona gitti, salonun kapısı kırılmaz , kurşun geçirmez camdandı, ona vurmaya çalıştı. Ama cam kırılamazdı, bu yüzden Jessica son umutlarını kayb etmiş bir şekilde yere çöktü. Elini yüzüne götürdü, etraf karanlık ve sessizken Jessica sonunu düşündü. Belki de , az sonra Simon eve geldiğinde soğuk bir cesetle karşılaşacaktı.Onun umutsuzluklar içinde can veren soğuk cesetine… Bunları düşününce , Jessica dudak ve burun kanamasını durdurmaya, çalıştı. Elinin kan olduğunu hiss edebiliyordu. Nikin onu bulması da an meselesiydi. Jessica kendi kanıyla cama "yardım edin" yazısını ancak yaza bildi. Nik onu bulmuştu. O, yerden aldığı vazoyu Jessicaya vurmak için havaya kaldırdı, ama elini havada bekletti. -yoook, bu senin için kolay olurdu. Ben senin acı çekmeni, bana yalvarmanı istiyorum. Bu sefer o Jessicaya sert bir tokat attı. Jessica cama öyle bir yapıştı ki, bir anda gözlerinin önünde yıldızlar , karanlık en sonunda mavi ışık göründü. Ama bunun hayal ürünü ,halüsünasyon olmadığını görünce , şaşırmıştı. Bu saatte her kes konserdeydi. Peki öyleyse bu kimdi? 20 dakika, önce… Derek etrafı dolaşınca, kalbinede bir şeylerin ters, gittiğine dair şüphe uyandı. Çünkü etraf her şeyin yolunda gitmesinden daha sessizdi sanki. Etrafta uzun bir süre dolaştı ve en sonunda belki de onu rahatsız eden sessizliğin altında saklanan sorulardan kaynaklandığını düşündü. Bu yüzden sorularına yanıt bulmak için yine de o kızla görüşmeye karar verdi. O kızın, onun geçmişiyle ilgili fazla şeyler bildiğine emindi. Nedeni kızla her karşılaştığında kızın titreyen dudakları ve onunla bakışmamak için kaçırdığı gözleri onu ele veriyordu. Tüm bunları düşündüğü sırada Derek artık kızın evine vardığını fark etti. Ama tüm mahallede elektrik gittiği için, Derek önce geri dönmek istedi. Karanlıkta kızın kapısını çalmak doğru olmazdı. Ama sonra içeriden tuhaf sesler duyunca Derek yine de eve bakmaya karar verdi . Tam o an o el fenerinin ışığında evin etrafına bakıyordu ki, tuhaf bir şey onun dikkatini çekti. Tuhaf şey cama kırmızı boyayla yazılmış bir yazıydı ."Yardım edin" bunu şakadan da olsa kimse yazmazdı. Ayrıca ışığı yazıya yaklaştırdığında Derek bunun kan ola bileceğini düşündü tam o an , gözleri şaşkınlıkla etrafa baktı. Geri gitti bahçeyi dolandı , kapı kırma izlerine rastlamadı. Yeniden cama yaklaştığında yandakı cama gürültüyle birşey değdi. Işığı sese doğru çevirdi ve o an Jessicayı gördü. Kızın yüzünde sağlam yer yoktu. Kanlar içinde olan kız, cama tutunarak kalkmaya çalıştı. Derek ne olduğunu anlamaya çalışmak için , silahını çıkardı. Kızın içerde yalnız olmadığını , üstelik kıza saldıranın onun adamlarından biri olduğunu anladığında, Derek beklemeden kapıya ateş etti ve kilidi kırınca, hemen içeri daldı. İçerideki, kızı köşeye kıstırmış, ellerini , ayaklarını bağlamaya çalışıyordu. Derek elindekileri bi kenara fırlattığı gibi , Niki kızdan ayırdı. Nik şimdi yalnız olmadığını fark etti , önce ne diyeceğini bilemedi. -şef ben… Derek onun neler anlatacağına önem vermedi ve onu yakasından tuttuğu gibi diğer köşeye fırlattı. Anlatamayacağı bir öfke , kontrolü ele geçirmişti. Adamın çıkmasına izin vermeden , onu kendisi kaldırarak sert bir yumruk attı ve bu kez Nik oturma masasının üstümü yuvarlandı -şerefsiz, sen kime dokunuyorsun ha? Ne düşünüyordun kızın kimsesi olmadığını mı? Bu kez Derek adamın üstüne çökmüş onu yerde yumrukluyordu. Jessica etrafında olup , biteni tam kavramasa bile , siyah düğmeye doğru ilerliyordu. Bu , diğer evlerle sistemli şekilde alakalı çalışan , mekanizmaydı. Bu evde elektrik olmasa bile , mekanizma elektriği yukarı kasabadan alıyordu. Bu bir türlü SOS düğmesiydi. Jessica sürünerek oraya vardığında tüm gücünü topladı ve düğmeye bastı. Şimdi yardımın gelmesini bekleyecekti. Aslında Jessica Derekin yanında Nikin hiç bir şansı olmadığını biliyordu. Derek öfkelenince kimse onu durduramazdı. Şimdi hafızasını kayb etmiş bile olsa o yine Derekti ve yardım gelmese, o Niki öldürecekti. Elektrik geri geldiği için Jessica Dereki aradı, Onu görünce ise Jessica bir anda korktu. Çünkü o Niki yumruklarıyla öldürmek üzereydi. Jessica ayağa kalkmaya çalıştı yapamadı. Bu yüzden yerdeki cam kırıkları arasından sürünerek Dereke doğru yaklaştı ve onun sıradakı yumruğunu havada sakladı. -lütfen Derek yeter, öldüreceksin onu, lütfen dur artık. Derek kafasını ona çevirdiğinde, Jessica onun kızarmış gözlerinde sadece nefret ve öfke gördü. -bırak Jess, o ölmeyi hak ediyor, alçak utanmadın mı kıza dokunmaya, ama şimdi akıllanırsın, başkasının kız arkadaşına dil uzatmak neymiş görürsün. Jessica az önce duyduğu şeyler yüzünden bir anda elini geri çekti ve tabi bu da Derekin Nike bir yumruk daha atmasına sebep oldu. -sen ne dedin? AZ ÖNCE SEN NE DEDİN? Jessicanın bağırması üzerine Derek elini durdurdu ve hiç birşey anlamıyormuş gibi Jessicaya baktı. Ama kızın tepkisini görünce kendisi de az önce dediklerinin farkına vardı. Az önce o Jesicaya kız arkadaşımı demişti? -konuş Derek!!! -ben.. Ben… bilmiyorum, bir anda çıktı? !! Derek bunu dediği an yerdekini rahat bıraktı ve kafasını tutarak ortalıkta devre vurmaya başladı. Bu durum güvenlik timi gelinceye kadar devam etti. Jessica ambulansa koyulduğunda hala gözünü Derekten ayıramıyordu. Derekte aynı şekilde kızı izliyor ve kafasındakı sorulara cevap bulmaya çalışıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD