Kadir
Kızın tüm hayatını okudum. Çocukça takılan, aklı beş karış havada, neşeli, uçarı bir kızdı. Yalnız raporda deli olduğunu yazmamışlardı. Bu kız kesinlikle deliydi.
Çok konuşanlardan zaten nefret ediyordum. Bir de bu kız hiç susmuyordu. Hayır hiç susmuyordu yani. Üstelik bu kız esir olduğu halde bu kadar konuşuyordu. Onu yanımda götürünce kim bilir ne kadar konuşurdu? Çok konuşan kadınlardan nefret ediyordum. Kızdan şimdiden nefret etmiştim.
Sarhoş olup biraz rahatlasın istedim. Onunla rahatça konuşup anlaşmak istedim ama yok, kız hem yarım akıllıydı. Hem de çok konuşuyordu. Beni pişman etti. Sanki aklından geçenleri okuyamıyorum. Açık bir kitap gibiydi. Yüzünden herşey belli oluyordu. Bir de bana ya böyle olursa diyordu. Sanki benim korkum varmış gibi.
Kucağımda oturan kıza baktım. Siyah uzun saçları omuzlarından dökülmüştü. Çok beyazdı, tüm Almanya gibi. Yalnız bunun kaşı, gözü karaydı. Bu da ona farklı bir hava katıyordu. Soğuk sarışın kadınlara benzemiyordu. Çok canlıydı. Küçük sivri burnu, küçük, dolgun dudaklarıyla gerçekten güzel bir kızdı. Allah güzellik vermiş akıldan almıştı. Tam sakattı.
- Çok yakışıklısın. Vay canına dedi. Bana bakışlarından anlamıştım zaten. Kim kendisini kaçırıp tehtit eden birine bu gözle bakabilirdi ki? Tabi benim işime gelirdi ama aklı yerinde olsaydı.
- Sarhoş olmuşsun dedim rahatsız olarak. Kızın götü şuan aletimin üzerindeydi. Ben de erkeğim. İrademi hep takdir ederim ama bu kız sınırları zorluyordu sanki.
- Yok, yok, sarhoş olmadan düşündüm. Barda falan karşıma çıksan sana verirdim dedi. Boğazımı temizledim. Cidden ne diyeceğimi bilmiyordum. Korkuttum olmadı, sarhoş ettim olmadı. Bu kız neden anlamıyordu?
Derin bir nefes alıp onu kucağımda indirdim. Tam olarak vanilya gibi kokuyordu. Kokusu taze vanilya olmalıydı. O özde bir parfüm. Gözlerimi bir saniyeliğine kapatıp açtım.
- Şirin, olayın ciddiyetini anlamıyor musun? Deli misin? dedim.
- Ha sen mi akıllısın? Benim herşeyimi biliyorsun. Beni kaçırdın dedi gözlerini büyüterek.
- Benden korkman gerekiyor ya dedim çocuğa anlatır gibi.
- Banane korkmuyorum dedi inatla. Ya sabır dedim içimden.
- Tamam uzlaştık o zaman dedim. Başka söyleyecek birşey bulamıyordum.
- Ha seni zorlayan büyükbaba, büyükanne falan mı var? dedi. Yine aklı yarım yamalak çalışıyordu. Tek kaşımı kaldırdım.
- Neye zorlayan? dedim.
- Filmlerde olur ya. Sevgilin yoksa şirket de yok. Evlilik yoksa mirastan çıkarırım seni derler falan. Türk filmleri dedi. Allah bu kızın yakınlarına sabır versin.
- Aaa bildim. Ondan böyle bakıyorsun değil mi? dedi elleriyle alkış yaparak. Sadece tam tutturamıyordu. Ben onu izledim. Anaokul çocuğu gibiydi.
- Uyuman lazım dedim.
- Birlikte mi? Yok artık. Tek gecelik ilişkiye karşı değilim ama arada kaçırma var dedi. Kızı sarsıp kendine gel diyesim vardı. Aklı cidden beş karış havadaydı. Onu kaçıran kel, göbekli, dişleri olmayan biri olsaydı da böyle davranır mıydı? Bu yeni nesil ne kadar tuhaf? İşime geliyordu ama sinirimi de bozuyordu.
Kolundan tuttum.
- Hadi dedim.
- Sen dedin iç, insan niye içer? Sarhoş olmak içinnn dedi. Sanki açıklama yapıyordu. Cevap vermedim. Kolundan çekiştiriyordum. Odasına götürüp yatağa attım. Hala konuşuyordu.
- Senin ki nasıl? Ahh Paul'un ki çok küçüktü. Aslında hep ayrılmayı düşündüm ama bana uymazdı. Sonuçta çocukluktan bu yana arkadaştık. Bazı şeyler olmasa da olurdu. Yani o zaman. Şimdi kabul etmem bak dedi. Boğazımı temizledim. Kızın yanında iki dakika daha kalırsam farklı şeyler olabilirdi. Aslında onunla birlikte olsam herşey daha kolay olurdu. Kız saftı. Onu da kendime bağlayıp istediklerimi yaptırabilirdim. Yine de deli birinden faydalanmak da istemiyordum. Ne kadar cazip ve azgın olsa da.
Daha fazla dinlemeden odadan çıktım. Kız tam bir baş belasıydı. Hala konuşma sesleri geliyordu. Hiç durmadan konuşuyordu. Nasıl sabredeceğim buna ben?
Derin bir nefes alıp içkimi elime aldım. Bardağı doldurup kafaya diktim. Telefonu elime alıp Semihi arayacaktım. Sesler kesilince odaya dikkat kesildim. Telefonu cebime koydum. Odaya sessizce ilerledim. Kapıyı açarken çok dikkatli davrandım. Yine de bedenim beni uyarıyordu. Tehlike vardı.
Kapıyı açınca pencerenin açık, odanın boş olduğunu gördüm. Hemen pencereden dışarı çıkıp koşmaya başladım. Fazla uzaklaşmış olamazdı. Ev ormanın içindeydi. Ulan yabani hayvanlar vardı ormanda. Elimdeki silahı çıkarıp susturucuyu taktım. Karanlıkta iz okuyordum. Kız sersem bir şekilde yürüyordu. Adımları da sık ve düzensizdi.
Çığlık sesi duymamla koşmaya başladım. Şirin yere düşmüş önündeki yaban domuzu ona saldırıyordu. İkisinin mesafesi çok yakındı. Bıçağı çıkardım. Domuza yaklaşıp bıçağı sapladım ama kafasını vurup beni savurdu. Hayvan bıçak darbesiyle daha kızgın olmuştu. Ayağa kalkmadan onu bekledim. Tüm duyularım alarm veriyordu. Gelince eğilip boynuna bıçağı sapladım ve ittim. Yere düşen hayvan can çekişiyordu. Bıçağı pantolonumla silip yerine koydum. Silahı da belime koydum. Şirin hala bağırıyordu. Ellerim ve kıyafetlerim kan olmuştu.
Elleriyle yüzünü kapatmış, ağlıyordu.
- Gel buraya dedim onu kaldırmaya çalışarak ama sendeliyordu. Kucağıma alıp ilerledim. Şuan kafam hiç kaldırmayacaktı. Allah'tan konuşmuyordu. Kafasını göğsüme koyup ağlıyordu. Kapıdan girene kadar bekledim. Hala ağlıyordu. Benim odamda banyo vardı. Onu kendi odama doğru götürdüm. Sarhoşken yalnız bırakmak benim hatamdı.
Banyoya götürüp yere indirmeye çalıştım. Kolunu boynuma dolayıp daha sıkı sardı.
- Ne olur bırakma beni? dedi korkuyla. Hala ağlıyordu. Hıçkırıkları yüzünden bedeni sarsılıyordu. Kan kokusu ve ağlama sesi beynimde başka bir anıyla bağlantılıydı.
- Tamam, sakin ol dedim sadece. Sesimin sert çıktığını anlayınca kucağımda daha sıkı sarıldı. Küvetin suyunu açtım.
O koyu kahve gözlerinden gözyaşları akarken bana baktı.
- Beni öldürecek sandım dedi. Çok çaresiz görünüyordu. İçimdeki sahiplenme ve koruma içgüdüsü ağır basıyordu. Boğazımı temizledim.
- Öyle birşey olmasına izin vermem dedim. Sadece gözlerine bakıyordum. Sanki gözleri çok tanıdıktı.
Su dolunca onu yere indirdim.
- Temizlenmelisin, sıcak su iyi gelir dedim. Kafasını salladı. Ayağa kalktım.
- Gitme ama dedi.
- Benim de temizlenmem lazım dedim. Hala sarhoş olduğu için tane tane anlatıyordum. O ellerine bakarken itiraz etmesin diye hemen çıktım. Banyoda nefes alamıyordum. Kız sessiz kalıp masumca bakınca kendimi daha suçlu hissediyordum. Halbuki o kandan birine asla böyle birşey hissedemem. Hepsi ölse, yüreğim soğumaz.
Kıyafet alıp aşağıya indim. Soğuk suyla tüm bedenimi yıkayıp kendime gelirken aklımdaki o saçma merhamet duygusunu da silmeyi ihmal etmedim. Kendi kaşınmıştı. Ona kaç diyen olmadı. Kırk kere de uyardım.
Kıyafetlerimi giyip yukarı çıktım. Kapıyı tıklattım ama ses yoktu. Kapıyı açtım ama odada da yoktu. Banyoya doğru sinirle ilerledim. Yine mi sorun çıkarmıştı? Bu sefer kendi ellerimle onu boğacaktım.
Sinirle banyoya gittiğim zaman karşımda görmek istediğim manzara bu değildi. Boğazım kurumuştu.
Küvette banyo yapan kız ayağa kalkmaya çalışıyordu. Gözümü kaçırmak istedim ama tam kalkacak zamanı bulmuştu. Ben de içeri girecek zamanı tabi ki de.
Saçları omuzlarından ıslak bir şekilde dökülen kızın teni bir ay kadar beyazdı. Narin omuzları, harika gerdanının sergiliyordu sanki. Dolgun ama küçük, dik göğüslerinden su damlaları aşağı doğru inerken, sanki yasak bir meyvenin tezahürü gibiydi. İnce beli o narin bedene yakışır şekildeydi.
Uzun ince bacakları ve üçgen mabedi ... Öksürmeye başladım. Şaşkınca bana dönen gözleriyle buluştu gözlerim.
- Kadir dedi şaşkınlıkla. Kahretsin, hiç zamanı değildi. Soğuk suyla kendime şok etkisi yaptıktan sonra basan bu ter umarım hastalık belirtisidir. Aşağıdan yükselen aletim de aynı şekilde. Çünkü ben gözlerimi onun üzerinden alamıyordum. Çünkü kızın fiziği çok güzeldi, hatta muhteşemdi ve ben uyarılmıştım.