Mizgin Mahmut gittikten sonra içime giren o soğuk, ince tel hâlâ titriyordu. Dışarı adım atarken kalbim göğsümde yankılanıyordu; mahalle sokaklarının taşları bile bu gece başka şeyler fısıldıyordu bana. Her adımda Mahmut’un yüzündeki panik, Semih hocanın gözüne takılma ihtimali, Şirin’in o kısık gülüşü, hepsi bir arada beynimi dağıtıyordu. Hava keskin, rüzgâr yüzüme çarpıyordu. Gitmeliydim. Neriman Abla’ya uğrayacaktım, anneme bir şey söylemeden önce onu test etmeliydim; ama nasıl anlatacaktım kime? Mahmut bekliyordu sokağın ilerisinde; gölgesi kaldırım taşlarına daha büyük düşmüş gibiydi. Görür görmez dizlerimde bir boşalma oldu; nasıl olur da o hâlâ buradaydı? Kalbim bir kere daha hızlandı. Mahmut’un yüzü soluktu, gözleri kıpırdamadan bana bakıyordu. Adımlarımı hızlandırdım, ağzımdan

