Kadir Ankara’ya her gelişim bambaşka bir yük bindiriyor sırtıma. Irak’ta kaybettiğim bir kardeşin, geride bıraktığı bir kadının ve çocuğun emaneti taşınır mı kolayca? Ben taşırım. Çünkü onun son nefesindeki sözü hâlâ kulaklarımda: “Onları sana emanet ediyorum, komutanım.” Çağla’nın evine vardığımda yine aynı manzarayla karşılaştım. Timur’un anne babası kapının önünde, sanki evi kuşatmışlar. Ellerinde belgeler, dillerinde tehditler… Önceden istemedikleri çocuğu şimdi sahiplenmek için uğraşıyorlar. Kapıdan içeri girmeye kalkıştıklarında önüne geçtim. Sesim sertti. - Yeter! Bu kapının eşiğini bir adım daha geçerseniz beni karşınızda bulursunuz dedi. Deniz içeride korkuyor olmalıydı. Kadın gözlerime dik dik baktı, elleri titriyordu. - O çocuk bizim kanımızdan! Onu görmeye hakkımız var!

