Yazardan... Dursun Ağa’nın evi, dışarıdan bakıldığında taş duvarlarının ihtişamıyla köyün en görkemli yapısıydı. Ancak içeride, o taşların arasına sıkışıp kalmış bir öfke ve huzursuzluk dolaşıyordu. Yaşlı Ağa, ağır adımlarla odanın ortasında gidip geliyor, aklını kemiren düşünceleri susturamıyordu. Kadir… Bu isim yüreğine hançer gibi saplanıyordu. İçten içe, yıllardır bastırdığı ihtimaller birer birer gün yüzüne çıkıyor, ama aynı hızla da reddediliyordu. “Yok, olamaz… Tahmin ettiğim kişi çıkarsa… Bu ihtimal aklımın ucuna bile gelmemeli!” diye geçiriyordu içinden. Yılların verdiği tecrübe ona cevaplar fısıldıyor, ama o cevapların ağırlığını taşımaya cesareti kalmıyordu. Bu sırada Şermin, ince bir yılan gibi yanına sokuldu. Kadının gözlerinde hem kurnazlık hem de alışılmış bir sırnaşma va

