Seksi Yüzbaşı

1237 Words
Şirin Ayağımdaki saat çıkmıyordu. Üstelik de kırmızı bir ışık yanıp sönüyordu. Bomba gibi kızım derken evrene yanlış mesaj mı gönderdim acaba? Ortada bir saçmalık vardı çünkü. Ben tam olarak ne yapacağımı bile bilmiyordum. İptal, iptal, iptal. Hadi Evren birşey yap. Hayır adam sanki çok güvenilir biriymiş gibi bir de bana güvence veriyordu. Üç ay sadece falan diyordu. Pencereyi açtım. Gerçekten kilitli değildi. Kolumu da bağlamadı. Bileklerim morarmıştı zaten. Hala sızlıyordu. Rüzgarın yüzüme çarpmasına izin verdim. Ölmek istemiyorum. Burada olmak istemiyorum. Başıma bunların niye geldiğini bile bilmiyorum. Tekrar ayağıma baktım. Bunu çıkarırsam pencereden kaçabilirim. Ya da bahçedeki tuzaklarda ölürüm. Bu da gerçekse daha büyük bir ihtimal olur çünkü ben düz yolda bile iki kere düşen bir sakarım. Pencereyi bırakıp kapıya yöneldim. Kapı da açılıyordu. Evin salonu büyüktü. Ormandaki bir kulübeye benziyordu ama kocamandı. İkinci kat da vardı. Benim psikopat ortalıkta yoktu. Hala eve bakıyordum. Mutfakta çekmeceleri görünce hemen bunu açacak bir bıçak ya da öyle birşey aradım. Telaşla çekmecelere bakıyordum. - Ona zarar verirsen patlar dedi o ses. Bağırarak elimdeki kaşığı attım. Belimden bir el tutunca sırtım sert bir zemine, taşa, hayır ona çarptı. Eli tam olarak karnımdaydı. Popom da adama dayanmıştı. Olayın saçmalığı ve şokuyla bir saniye durdum. Beynim susmuyordu. Arkada hint müziği çalıyordu. - Bıçaklar karşıdaki çekmecenin ikinci bölmesinde dedi kulağıma eğilerek. Hemen kendimi ondan sıyırıp bir kaç adım uzaklaştım. Arkamı döndüğümde bilmiş bir şekilde bana bakıyordu. - Seni öldürmemden korkmuyor musun? dedim. - Ölümden korkar bir halim mi var? dedi. Evettttt bu adam psikopat. Yoksa herkes ölümden korkar. Sinirle ona bakıyordum. Bir titreme tutmuştu. Bardak çıkardı mutfakta. Sonra büyük salona geçti. Şömine de yanıyordu. Biraz soğuk olmuştu. Büyük koltuğa geçip kendine içki doldurdu. - İster misin? dedi. Bağırıp çağırmamak için kendimi zor tutuyordum. Beni tekrar bağlamasın diye ona saldırmıyordum. Tabi kurtulamayacağım da belliydi. Adam benden baya uzun ve kaslıydı. Keşke annemi dinleyip biraz spor falan yapsaydım. Ya da kendimi savunmayı öğrenseydim. Böyle şeyler sadece filmlerde olur sanıyordum. Ben ayakta beklerken bir kadeh içti. Gidip köşeye oturdum. Saldırgan da durmuyordu. - Sarhoş olma, seninle uğraşamam dedim. Bana ters bir şekilde baktı. - Ooo Şirin Hanım, ortama baya alıştınız bakıyorum. Benimle uğraşmaya da başladınız dedi. Bende ona ters bir şekilde bakıyordum. - Bana zarar vermenden korkuyorum, yoksa banane senin içkinden. Hem sen benim herşeyimi biliyorsun. Peki senin adın ne? dedim. Bilgi toplamam iyi değil belki de. Kaçınca peşime düşer onu tanıyorum diye. Tüh keşke dilimi tutsaydım. İşte onu bir türlü beceremiyorum ya. Ne geliyorsa başıma bu dilim yüzünden geliyor. - Kadir Demirhan dedi. Bana hiçbir şey ifade etmiyordu. Ne ismini ne de soyadını ilişkilendirebileceğim hiç kimse yoktu. Sanki aklımı okuyormuş gibi bakıyordu. - Kaç yaşındasın? dedim sakince. Kaşlarını çattı. Bu haliyle birşey yapamazdım ama sarhoş olursa belki de onu bayıltabilirdim. Savunmasız olabilirdi. Sonuçta kontrolünü kaybederdi çok içerse. Sadece biraz teşvik. - Otuz dedi. Islık çaldım. Hala ters bir şekilde bakıyordu. - On bir yaş var da aramızda, baya büyüksün. Amca falan oluyorsun yani. Sanırım sana amca demeliyim dedim. - Mümkünse hiçbir şey söyleme dedi. Yüzünden de hiçbir şey belli olmuyordu. - Eee başka dedim. - Ne başka? dedi. - Yani ne iş yaparsın? Kimsin, falan dedim. Hala içiyordu. Çok güzel. - Askerim dedi sadece. Sıkılmış gibiydi. - Asuu, askersin. Suçluları falan yakalaman gerekiyor yani dedim laf sokarak. - O polis dedi. Asker ne yapıyor? Aklıma birşey gelmiyordu. - Eee sen ne yapıyorsun o zaman? dedim. Ters ters bakıyordu. - Biraz daha soru sorarsan dilini keseceğim dedi. Bunu söyleyen çok olmuştu ama bu adam çok ciddi olduğu için inanasım vardı. - Seninle de sohbet edilmiyor dedim. - Bir bardak al da gel, sohbet edelim dedi. Tek kaşımı kaldırdım. - Sence beni kaçıran adamın evinde içecek kadar salak duruyor muyum? dedim. - Evet dedi. Çok alınmıştım ama cevap da veremiyordum. Çok sert birine benziyordu. - İçemeyen biriysen sorun yok dedi. - Alakası yok, çok iyi içerim ben dedim. Gidip mutfağa bir bardak aldım. İçkiden sonra bardağı kırıp onu yaralayabilirdim de. Üzerinde mutlaka telefon falan olmalıydı. Polisi arardım. Sakin ol Şirin. Sen ne filmler izledin? Ne yapacağını biliyorsun? Bunlara zor yapmak işe yaramaz. Yumuşak görünürsen seni ciddiye almaz. Sen de en sonunda kaçarsın. Bardağı ona uzattım. Diğer koltuğa oturacak iken kolumdan tutup çekti. Yanında duruyordum şuan. Şömineye bakıyordum. - Al bakalım dedi. Elindeki bardağı aldım. Bir yudum almamla boğazım yandı. - Ne var bunun içinde? Çok sert dedim öksürerek. - Sert evet. İçemeyeceksen ... dedi. - Hahaha senden iyi içerim dedim. Gideyim de bayıldığını görmeyeyim demi. Üçüncü bardağını doldurunca keyifle ona baktım. Bardağı kırıp ona zarar verebilirdim. Sadece sakin olmam gerekiyordu. - Üç ay derken, sonra ne olacak? dedim. - Üç ay metresim gibi davranacaksın. Sonra özgürsün dedi. Metres? - O ne? dedim. - Kız arkadaş gibi düşün. Aynı evde yaşadığımızı insanlara ispat edeceğiz dedi. Haa demek aynı eve taşınıyor statü atlayınca o kadına metres deniliyor. - Yani, yanlış anlama ama kız bulmakta zorluk çekeceğini hiç sanmıyorum. Niye beni kaçırdın ki? dedim. Çok saçma gelmişti. Bana döndü. - Ne kadar soru soruyorsun? dedi. Kendi dedi sohbet edelim diye. - Ben sana niye inanayım? dedim sinirle. Ağzıma kadar gelen küfürleri yutuyordum. Sakin ol ki bu adamı alt edesin. Yoksa buradan çıkamazsın. Bir yudum içki alınca yine boğazım yandı. - Başka çaren yok dedi. - Kendimi öldürürüm mesela dedim. Umarım aklında yokken ben sokmam bunu. Annem eşeğin aklına kabuklu birşey söylerdi. İşte ondan olmaz ya. - Öyle birşey yaparsan babanı ve Paul'u öldürürüm dedi. Donup kaldım. Hiçbir şey söyleyemedim. Sakince ona baktım. Hiçbir şey tesadüf değildi. Bu adam beni kaçırmak için plan yapmıştı. Beni biliyordu, tüm hayatımı biliyordu. Her şeyi araştırmıştı. Bardağı kafama dikerken ellerim titriyordu. Sanırım bir bardak içkiye daha ihtiyacım vardı. - Yapamazsın, onlar Almanya'da dedim sessizce. - Cehennemde olsalar bile fark etmez. Buna gücüm yeter dedi bana dönerek. Kalbim sıkışıyordu. Bir bardak daha doldurdum. Ona bakamıyordum. - Rütben yüksek yani dedi. - Sadece o değil, güçlü bağlantılarım da var dedi. Korkudan hala ona bakamıyordum. Bağlantı derken? - Niye ben? dedim. - Anlaşma sağlayabiliriz yavrum dedi. Normalde olsa düşeceğim biriydi. Mesela barda falan tanışsak ona verirdim. Ya da takılırdım. İnkar edilemeyecek bir şekilde yakışıklıydı adam. Niye dışarıda tonlarca kız varken beni bu işe sürüklesin ki? Çok mantıksız. Nefes alamıyordum. Bir bardak daha doldurdum. - Yavaş ol, bu içki fazla ağır dedi. - Hayatım kadar değil dedim. Sinirle bana bakıyordu. Başka yüz ifadesi yoktu zaten. Ciddi ve sinirli. Vay canına. İki maske almış kullanıyor işte. - Babam evimizi sattı ve beni dışarı attı. O Paul dediğin adam bana senden bıktım, sorunların hiç bitmiyor dedi. Peki ben onların canı için niye uğraşayım? dedim. Biraz aklım bulanıyordu. İçki cidden çok sertti. - Çünkü sen böyle birisin dedi. - Asu, beni de tanıyorsun! Helal olsun sana. Yoo ölsünler pislikler dedim. Cebindeki telefonu çıkardı. Onu alabilirim işte. Polis gelir. - Hemen arayıp halledebilirim dedi. - Halt! Ayy dur yani dur dedim. Kalbim ağrımıştı. Elimi uzatıp telefonu almaya çalıştım. Adam geri çekilince üstüne düşmüştüm. Belimdeki eliyle birlikte yüzüne bakıyordum. Kara kaşlı, kara gözlü dedikleri buydu işte. Sakalı ve bıyığı çok yakışmıştı. Sivri burnu ve çenesiyle harika hatları vardı. Tabi göğsünün taş gibi olmasından bahsetmiyorum bile. Tam olarak altımdaydı. Hiç ses etmedi. - Yapma dedim. - Tamam dedi beni oturtmaya çalışarak ama omuzlarından tutup onunla kalktım. Tam olarak kucağına oturmuştum. Şuan çok saçma bir şekildeydik ama ben düşünemeyecek kadar sarhoş olmuştum bir kere. - Çok yakışıklısın. Vay canına dedim. - Sarhoş olmuşsun dedi rahatsız olarak. - Yok, yok, sarhoş olmadan düşündüm. Barda falan karşıma çıksan sana verirdim dedim. Boğazını temizledi. Benim de kurumuştu zaten. Hem de nasıl?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD