Bölüm6

1424 Words
Joseph, bir anda kendi elini havalanırken ve masaya giderken gördü. Kalkan eli şiddetle masaya çarptı ve dudaklarından bir küfür fırladı.’’Tahmin etmeliydim.’’dedi dişlerinin arasından.’’O, alçak senin kuyruğunda dolaşıyordu azgın bir köpek gibi. Buna nasıl engel olamadım. ‘’ Hala utançla başı yerde gözlerini ellerine dikmiş olan genç kızın çenesini hafifçe tuttu ve kendinse bakmaya zorladı.’’Sana zorla mı sahip oldu Lili?’’ genç kız sonunda başını kaldırdı ve hızla iki yana sallamaya başladı. ‘’Hayır. ‘’Dedi duyulmayacak kadar kısık bir sesle. ‘’Onu sevdiğimi sanıyordum.’’ ‘’Alçak herif. ‘’ ‘’Geçti gitti artık. ‘’ Joseph, tek kaşını kaldırarak ona baktı ve ellerini çenesinden çekip kemerine taktı. ‘’Aslında, şu anda tam olarak onun senin böyle yüz üstü bırakmasından dolayı bu haldesin. Geçip gitmedi. ‘’ ‘’Sana tüm hayatım boyunca minnet duyacağım ve borçlu kalacağım. ‘’ Joseph, genç kıza anlayışla gülümsedi. ‘’Kimseye böyle sözler söyleme Lilian, sonra borcunu ödeyemeyeceğin bir şekilde isteyebilir. Ve henüz hiçbir şey bitmedi. Aslında daha yeni başlıyor. Sadece hayatta kalmaya çalış. Iron, bu işin peşini asla bırakmaz. Yaşamak senin hakkın Lili, duygularınla hareket ettiğin için hiç kimsenin seni öldürmeye hakkı yok. Ben buna engel olmak için elimden gelen her şeyi yapacağım ‘’ Genç kız, bu kadar büyük bir iyiliği hak etmediğini düşünüyordu ama bunun hakkında bir şey söylemedi. ‘’Bundan eminim. Teşekkürler. ‘’dedi yalnızca gözlerinin içine bakarak . ‘’Şansımız varsa burada fark edilmeden uzun bir süre kalabiliriz. ‘’ Şansları yoktu! Delf bozkırlarının lideri Iron’un gelini her yerde konuşulmaya kulaktan kulağa fısıldanmaya başlamıştı. Ve insanlar küçük bir köyde yabancı iki kişiyi fark ettiklerinde parçaları birleştirmek zor olmamıştı. Başlarının belaya girmemesi için, ya da daha çok kendi canları için IRon’a haber göndermişlerdi. Ulağın gidişinin üzerinden beş gün sonra savunmasız köy halkı üzerine vahşi bir hayvan sürüsü gibi yürüyen on iki Delf askerinin sadece ürkütücü bakışları karşısında parmaklar Jim’in tepedeki evini göstermeye yetmişti. Zaten niyetleri onları saklamak değildi. Jim, gelenleri fark ettiğinde pazara gidecek olan ahşap oyma heykelleri at arabasına yüklüyordu arkadaşlarıyla beraber. Bu oyma heykelleri kendi elleriyle yapıyor, pazarda satışa sunuyor ve karşılığında bir aylık yiyecek ve avlanmadığı zamanlarda ise et ihtiyacını karşılıyordu. , ‘’Siz onları oyalamaya bakın.’’Dedi arkadaşlarına ve hızla koşmaya başladı eve doğru. Joseph ve Lilian , Jim’in kendilerine yaptığı iyiliğin karşılığında Jim gerek olmadığını söylese bile Joseph, evin tamiratıyla ilgileniyor, gölde balık tutuyor odunları keserek kışlık yakacağı hazır ediyordu. Lilian İse temizliği, yemeği ve ekmeği hallediyordu. İki hafta içinde farkında olmadan aile gibi olmuşlardı. Jim, içeriye hızla girip kapıyı duvara sertçe çarptırarak açtığında Lilian, elinde kuruttuğu tavayı yere düşürdü ve havaya sıçradı, Joseph, çatıdan atladı ve merdivenlerden hızla inmeye başladı. ‘’Acele edin.’’diye bağırdı Jim.’’Kaçmanız lazım. Geldiler.’’ Joseph, odaya girdiğinde Lilian, olduğu yerde donmuş dikiliyordu. ‘’Neredeler?’’diye sordu Joseph, ve Lilian’la ilgilenmeden eşyalarından toplayabildiği kadarını bir hazır bir çuvalın içine atıyordu gelişigüzel. Joseph, eşyalarını toplarken Jim, eski bir sandığın kapağını açmış, içinden yay ve okunu çıkarmaya çalışıyordu. Joseph, onun ne yaptığını fark ettiğinde hızla yanına koştu ve bileğine yapıştı. ‘’Ne yapıyorsun?’’diye sordu sinirle. ‘’Çok iyi avlanırım, siz kaçın ben oları oyalayacağım.’’ ‘’Saçmalama. Seni saniyeler içinde öldürürler. Biz kaçıyoruz ve ben seni ölümle tehdit ettim, onun için saklamak zorunda kaldın anlıyor musun?’’ ‘’Evet. Evet. Haydi gidin. ‘’ sözleri baştan savmaydı ama Joseph’in onunla daha fazla ilgilenecek zamanı yoktu. Kaskatı kesilmiş ve korkudan gözleri açılmış Lilian’ı bileğinden yakalayıp evin arka tarafındaki ahıra doğru sürükledi. Atlarına atlayıp yola koyulduklarında dörtnala gelen atlıların sesleri onlara kadar ulaşmıştı. Joseph, kucağında titreyen genç kızı sakinleştirmek için bir şeyler söylemek istedi ama bunun için bile zaman yoktu. Dikkatinin dağılmaması ve oradan bir an önce hızla uzaklaşmaları gerekiyorlardı. Geride kalan Jim ise, yayına okları yerleştirdi ve gözünü kırpmadan iki askeri ardı arkasına öldürdü. Bunun üzerine öfkelenen Delf askerleri biraz önce Jim’in arkadaşlarına yaptıkları gibi onu da kılıçlarından geçirdiler. Jİm’in çığlığı Lilian’ın kulaklarını çınlattı ve gözlerini sımsıkı kapadı genç kız. Tüm bu anlardan uzaklaşmak istedi. Aslında Joseph’e yalvarıp geri dönmek ve onu Delf askerlerine vermesi için ayaklarına kapanmak geçti bir an aklından ama Joseph’in bunu yapmayacağını biliyordu. Ve sonra genç kızı korkaklıkla suçlayabilirdi. Sadece, birkaç saat kaçabilmişlerdi. Alacakaranlık çökerken onlar hala dörtnala gidiyorlardı. Atları artık yorulmuştu, Delf askerlerinin haykırışlarını ve atlarının ayak seslerini hep bir adım arkalarında hissettiler. Bir su kenarında durduklarında hava neredeyse kararmıştı. Aslında durmak zorunda kalmışlardı. Atları çok zorlanmıştı ve onu öldürmeden durmaları gerekiyordu.. Sert esen sonbahar rüzgarı da onlara pek yardımcı olmuyordu. Joseph, atı suladıktan ve biraz yemledikten sonra gözleri yaşlardan buğulanan ama akıtmamak için kendisini zorlayan Lilian’a döndü. ‘’Sadece birkaç dakika dinleneceğiz.‘’ genç adamın sesi gergin çıkıyordu. ‘’Her an bizi yakalayabilirler. ‘’ ‘’İstedikleri benim.’’diye patladı bir anda genç kız. ‘’Git! Bırak beni ve git. Böyle kaçamayız sürekli.’’ Joseph, hızla omuzlarını kavradı genç kızın ve istediğinden daha da fazla sıktı genç kızın omuzlarını. ‘’Şimdi Lilian, bana hayatta kalmaya çalışacağına söz vermeni istiyorum. Senin için yaptıklarıma karşılık bunu bana söz vereceksin.’’ Genç kız alacakaranlıkla birlikte kararan gözlerini Jopseh’e kaldırdı ve başını iki yana salladı. ‘’Yapamayacağım.’’ ‘’Yapacaksın. Sen bu değilsin Lili. Kaçıp kendini kurtaracaksın. ‘’ Lili, sadece yorgunluktan ve bıkkınlıktan söz verdi. Lilian, Joseph’in yardımıyla ata bindi ve Joseph’in binmesini bekledi. Joseph, ata binemedi. Atın eğerindeki eli yumruk oldu, gözlerini dehşetle açarak Lilian’a baktı, genç kız onun gözlerindeki şaşkınlığı gördü ve başını kaldırdı, hiç fark etmedikleri Delf askerleri hızla onlara doğru ilerliyordu. Lilian’ın başını eğdiğinde yeni fark ettiği bir şey daha vardı, düşmemeye, ayakta kalmaya çalışan bir Joseph, sırtına bir ok saplanmış Joseph, Lilian’ın kalbi ağzında atmaya başladı. ‘’Joseph!’’genç kızın çığlığı boğazını yırtıp geçmişti. Attan inmeye çalıştı ama kendini ayakta tutmaya çalışan Joseph, genç kızın bacağına sıkıca yapıştı ve onu durdurmaya çalıştı. ‘’Git Lili! Git. Şimdi!’’ genç kızın gözlerinden boşalan yaşlar görüşünü engelliyordu. ‘’Hayır, Joseph, buradayım. Seni bırakmayacağım. ‘’ ‘’Lütfen.’’genç adam acıyla dişlerini sıktı. ‘’Lütfen.. Benim için.’’ ‘’Joseph. ‘’dedi genç kız, sesi fısıltıdan öte gidememişti. Haykırmak, ona teşekkür etmek, onu da alıp götürmek istiyordu ama atların sesleri sanki tam arkasında, nefesleri kulağının dibindeymiş gibi geliyordu. ‘’Bana söz verdin!’’dedi Joseph genç kızın gözlerinin içine bakarak. ‘’Yaşamak için… Ahh..’’Dişlerini sıktı.’’ Elinden geleni yap. ‘’Son gücünü genç kızın atına bir şaplak atmak için kullandı. At, şahlandı ve Joseph’in genç kızın bacağındaki baskısı bir anda yok oldu, Lilian, ata sıkıca tutunup düşmemeye çalışırken başını çevirip arkaya baktı. Ve gökleri yaran bir çığlık fırladı dudaklarından Joseph, yerde yüzükoyun yatıyordu. DElf askerleri ise tam arkasındaydı. Lilian, hiç durmadı, karanlıkta sürekli at koştu ve arkasındaki atlarda hiç durmadı. Genç kız sonunda atından atladı ve ata bir şaplak attı, gecenin karanlığında attığı adımları görmeden ilerledi, başını göğe kaldırdı ve ayın çıkması, ışığından biraz olsun faydalanmak için dua etti. Delf askerlerinin sesini duyabiliyor, kalbi hiç durmadan davul gibi atıyordu. Kalbinin sesini öyle güçlü duyuyordu ki, askerlerin onu kalbinin sesinden bulacağından korkuyordu. Ve sonra ayağı takılıp yamaçtan aşağıya yuvarlandı, dallar yüzünü tırmaladı ve bir taşa kaburgalarını sertçe çarparak durdu. Atlardan gelen sesler bir an durdu ve genç kızdan gelen acı haykırışlar üzerine sese doğru tekrar ilerlediler. Ya da genç kız böyle olduğunu düşünüyordu. Delf askerleri, başıboş atın seslerini fark edip onların genç kızın aksi istikametine doğru yönlendirdiğinde sesler Lilian’ın oldukça uzağındaydı. Ama Lilian, bunu fark edememişti. Bir ağaca çarpıp durmuş ve kendinden geçmişti. Uyandığında hava neredeyse aydınlanmak üzereydi. Lilian, artık takip edilmediğini anladığında, içine düştüğü dikenli çalıların arasında kendi acısını aldırmadan doğrulup oturdu ve dakikalarca Joseph için ağladı. Son nefesini verirken ona söz vermişti. Gözyaşları ve acılar içinde fısıldadı; ‘’Söz veriyorum Joseph. ‘’ Saatlerce yürüdü, açlıktan ve yorgunluktan bir ağacın dibinde baygın düştü ve bir avcı onu bulana kadarda öylece kaldı. Avcı, onu kendi köyüne götürdü, karısı ona yemek hazırladı, banyo yapması için sıcak su hazırladılar. Lilian, başından geçen her şeyi sıcak davranışlar sergileyen insanlara anlattı. Köyde çalışmaya başladı. Avcı ve karısı ona kalacak bir oda verdiler, karşılığında onların çocuklarına baktı, temizliğine yardım etti. Süt sağdı ve yemek yaptı. Her şey iyi gidiyordu. Ta ki onu tanıyan ve bunu hemen Iron’a haber vermek için hiç düşünmeden hareket eden bir gezgin onu fark edene kadar. Sadece yanına gidip konuşması yetmişti. Böyle bir güzelliği unutması imkansızdı zaten. Genç kız, onu tabii ki hatırlayamazdı ama adam onu çok iyi hatırlıyordu. *** ‘’ Rick’i çağırın. ‘’ Delf bozkırlarının lideri Iron, öfkeyle dişlerini sıkmıştı. Elleri yumruk olmuş, bedeni onu yangın gibi yakıp kavuran öfkeyle kasılmıştı. Sandalyesinden kalktı ve savaş açmayı düşündüğü bir bozkırın kralına göndereceği pusulaya mührünü bastıktan sonra masanın üzerinde katladı ve deri bir iple sıkıca bağladı. Odanın girişinde başını eğmiş ulak, neredeyse nefes almaksızın onu bekliyordu. Uzun adımlarla yürüdü ve kısa boylu, sıska, sivri yüzlü ulağın önünde bir dağ gibi yükseldi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD