İlk Mantıklı Seçim

1150 Words
Bella sabah gözlerini açmak istemedi. Bu şaşırılacak bir şey değildi. Genelde uyanmak istemezdi ama bu sabah kendini ekstra kötü ve dağınık hissediyordu. Bu da durumu katlanılmaz bir hale getiriyordu. Özellikle bir ay önce asansörde yaşananları hatırladıkça bir deve kuşu olup kafasını kuma gömmek istiyordu. Sahi, ne olmuştu o gün öyle? Az daha arkadaşının düğününde kulağını kopartacak adamı öpecekti. Bu hormonlar artık gerçekten kontrol edilemez bir seviyedeydi. Bir an önce biriyle birlikte olması lazımdı diye düşündü. Fakat Jack bile işe yaramadıysa çözümü neydi bilemiyordu veya çözümü reddediyordu içten içe. Bu sefer olanları ne Linda’ya ne de Lara’ya anlatabilmişti. Utançtan yerin dibine girerdi. Şimdiden Lara’nın çığlığını ve Linda’nın nasihatlarını duyar gibiydi. Ofladı. Yataktan kalkarak televizyonu açtı. Bugün evden çalışmak için yöneticisinden izin istemişti. Kahvaltısını hazırlarken maillerini kontrol ediyordu. Şirketteki en yakın arkadaşı doğum iznine ayrılmıştı. Bahsetmişti ya! Neredeyse tüm arkadaşları evli veya hamileydi. Bu da Bella’nın arkadaşının işlerini devralacağı anlamına geliyordu. Arkadaşının ilettiği mailler ile başladı. Stoktaki ürünlerin— Geçti. Merhaba, ihale kazananı belirlendi. Sizin firmanızla ilgili olumlu bir dönüş var. Detaylı bilgi için- Güzel haberdi. Geçti. Gözüne başka bir mail çarptı. Sayın Katılımcı, Yeni Yıl Organizasyon firma ihalesi 8/11/24 tarihinde, saat 14.00’da Monte Toplantı odasında yapılacak olup katılım sağlamayan firmaların ihaleden eleneceğini bildirmek isteriz. Katılımınız bizler için değerlidir. İyi çalışmalar, V.H. 8 Kasım diyordu. 8 Kasım ne zamandı ki? Bella gözünü bilgisayar ekranının sağ üst köşesine çevirdi. Çevirmesiyle çığlık atması bir olmuştu. 8 Kasım bugündü ve saat 13.15’di. Koşarak üzerindeki pijamayı çıkartarak üzerine gelişigüzel bir şeyler giyip dışarı çıktı. Arkadaşı onu öldürecekti. Aylardır hazırlandığı ihalenin günü gelmiş ve Bella her şeyi mahvetmek üzereydi. Bir yandan taksi çağırıyor bir yandan telefondan konumu bulmaya çalışıyordu. Tam bir taksi durmuştu ki bir adamla aynı anda kapıyı tuttuklarını fark etti. “Yalnız ben çağırdım, bana geldi bu taksi.” dedi Bella gözleriyle saati kontrol ederken. 13.30 olmuştu. “Hanımefendi, ben uygulamadan çağırdım bu taksiyi, müsaade ederseniz.” dedi adam. Eyvahlar olsundu. “Bakın benim çok acelem var.” dedi Bella. Adam umursamadı. Adam kapıyı açmak için uzanmıştı ki Bella bir tarafı işaret ederek: “Aman Tanrım! Kadın intihar ediyor! Atlayacak!” diye bağırdı. Adam gösterdiği yeri anlamamıştı. Elleriyle onu iterek: “Gidip yardım etsene, ne duruyorsun? Erkeksin sen tutabilirsin. Aman Tanrım! Ben bakamayacağım!” diye bağırmaya devam ediyordu. Öyle bir rol yapıyordu ki inanmamak elde değildi. Adam anlamayarak Bella’nın dediği konuma doğru ilerledi. Bella ise adamın dönmesini fırsat bilerek arabaya bindi. “Şoför Bey, erkek arkadaşım telefonundan çağırdı. Kendisi de dışarıda hatta şu an, fakat konumu yanlış girmiş. Şimdi devam edelim ben tarif edeceğim, çok acelem var.” dedi hızlıca. Taksici onu hızlı bir şekilde götürmüştü. Adam uygulamadan çağırdığı için maalesef ödeme de ona kalmıştı. Yapacak bir şey yoktu. Bella saate baktığında on dakikasının kaldığını fark edince koşarak içeri girdi. Danışmaya doğru ilerlerken birden olduğu yerde kalakaldı. Evraklar yoktu. Evraklar olmadan hiçbir ihaleye katılamazdı. Nasıl takside unutmuştu? Taksi gitmişti çoktan. Bella olduğu yere çöktü. Kafasını iki eline yaslayarak ovuşturmaya başladı. Ağlamak istiyordu. Eline yüzüne bulaşmıştı. Bitmişti her şey. Derken bir ses duydu: “Aksi kız. Ne işin var burada?” Bella gerçekten iyi değildi. Belli ki gaipten sesler duymaya da başlamıştı. Kafasını iki yana sallayarak kulağını tırmalayan o iğrenç sesten kurtulmaya çalıştı. “Hey, sana diyorum! Salak mısın kızım? Niye yolun ortasında çömeliyorsun?” dedi Alex gerçekten yargılayan bir tonla. Bella sesten bir türlü kurtulamıyordu. O iğrenç ses kafasının içinde onunla oynuyordu adeta. O adı lazım değil eksikti bir şu an. Görmezse belki olmamış sayabilirdi. Fakat nafileydi. Kafasının acısıyla hemen ayağı kalktı. “Ne vuruyorsun be?” dedi sinirle Alex’in sırıtan suratına. Asansör yaşanmamış gibi davranıyordu ikisi de. “Niye yolun ortasında sorunlular gibi çömeliyorsun? Sorunlusun farkındayım ama insanları rahatsız etme bari.” dedi Alex sırıtması büyürken. Bella zaten üzgündü. Münakaşa edecek bir enerjisi yoktu bugün. “İhaleye gelmiştim ama evrakları takside unutmuşum.” dedi ‘nası gireceğini bilmediği ihale’ diye düşünürken. Alex gülerek elindeki kağıtları havaya kaldırarak gösterdi. “Bunları mı?” Olabilir miydi? Bella’nın gözlerinde umut ışığı her yerden görülebilirdi o an. Alex’in boynuna atladı. “Ben sana borcumu nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum. Çok teşekkür ederim.” diyordu bir yandan. Alex, Bella’nın sırtını sıvazlarken; “Walker Holding’in ihaleye katılmasına bu kadar sevineceğini bilmiyordum, aksi kız.” dedi Alex. Bir dakika, ne? Ne demişti o? “Ne dedin, sen? Walker Holding mi?” dedi Bella hızla uzaklaşırken. Alex imalı bir gülüşle “Evet ve sayende artık ihaleyi kazandığımı da öğrenmiş oldum.” dedi gevşek bir tonda. Bella rezil olduğuna mı üzülseydi yoksa ihaleyi bu adama kaptırdığına mı karar veremiyordu. Alex’i dövmek için bile enerjisi kalmamıştı. Derken Alex arkasındaki bir adama doğru seslenerek Bella'nın dikkatini dağıttı. “Victor, hoşgeldin. Biz de Bayan Caldwell ile seni bekliyorduk. İhale salonuna geçelim mi yavaştan?” dedi Alex muzur bir gülümsemeyle. Benim evrakları unutmam çok hoşuna gitmişti. Yüzünde bayram vardı resmen. Kafamı bir umut yalvarmak için yavaşça Victor denen adama çevirdiğim anda pişman oldum. “Sen?” dedim pısarak. “Sen!” dedi hiddetle. Şu an deve kuşu bile olsam paklamazdı beni artık. “Taksimi çalan kız.” dedi Victor asabi bir bakışla. “Merhaba Bayım, taksinizi ödünç rica buyur eden hanımefendi desek daha doğru olur gibi. Art niyet asla gayem değildi.” dedi Bella. Sıvıyordu ve bunu biliyordu. Devam etti. “Geç kalmak istemediğim için böyle bir durum gerçekleşti, özürlerimi kabul edin lütfen. Normalde böyle bir kabalık yapmam.” dedi taksinin hala kendisine ait olduğunu düşünürken. Victor sanki dediklerinden ziyade düşüncelerini duyuyor gibi baktı bir süre ve Alex’e dönerek; “Ben de sizlere bunu söyleyecektim. Acil bir durumdan ötürü ihaleyi ertelemek durumunda kaldık. Sizlere maille yeni tarihi ileteceğim. Mazur görün lütfen.” dedi kibar ama tok bir sesle. Alex, Victor ile vedalaştıktan sonra çıkışa doğru ilerledi. Victor bana dönerek “Bir daha vaktinde çıkmayı öğrenmelisiniz Bayan Caldwell.” dedi. İşi düştüğü için bu nasihatını takıyor gibi yapmak dışında bir şey yapamıyordu. Tam arkasını dönüp gidecekti ki “Bu arada,” diye bir bağırışla Bella tekrar ona doğru döndü. “bu sana ait sanırım.” dedi Victor bir dosya uzatarak. Bella takside unuttuğu ihale dosyalarıyla bakışıyordu. “Ama sen, nasıl?” dedi şok içinde. Victor naif bir gülümsemeyle “Her zaman ikinci şansı vermem. Bunu iyi kullanın, Bayan Caldwell.” dedi Bella’yı bir daha şok içinde bırakarak. Bella ne diyeceğini bilemeyerek teşekkür etmekle yetindi. Elindeki ihale dosyalarına bakarak çıkışa ilerliyordu ki Victor’un sesi ile tekrardan ona döndü. “Hey, Bayan Caldwell! İsminizi söylemeyecek misiniz?” dedi Victor can alıcı bir gülüşle. “Bella.” dedi donuk bir ifadeyle. Victor güldü. “Peki, Bella… Benimle bir yemeğe çıkar mısın?” dedi aynı can alıcı gülüşüyle. Bella şok üstüne şok yaşıyordu. Tam kendine gelip ona dönerek cevap verecekti ki duyduğu korna sesiyle dikkatini oraya yönlendirdi. “Atla, aksi kız.” dedi Alex. Bella bir Victor’a bakıyor bir Alex’e bakıyordu. Bir yandan Bella’ya yardım etmek için ihaleyi erteleyen Victor vardı. Öbür yandan ihale belgelerini unutmasına sevinen ve alay eden Alex. Siyah ve beyaz gibiydiler. İki zıt kutup. Mantıklı bir seçim mümkün müydü sahi?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD