Haşim, kapının hemen önünde titrek bir şekilde bekliyordu. Gözleri kan çanağına dönmüş, yüzündeki morluklar hâlâ silinmemişti. Karan, ağır adımlarla yanına yaklaşıp soğuk bir sesle konuştu. “Ne istiyorsun?” dedi, gözlerini Haşim’in üzerine dikerek. Haşim, gözlerini kaçırdı. Elleriyle önündeki ceketin düğmelerini tutuyor ama bir türlü düzgün bir cümle kuramıyordu. “Beyim…” diye kekeledi, “Kızımı almaya geldim. Korumalara döndü. “Kızı buraya getirin,” diye emir verdi. Birkaç dakika içinde Şirin, gözleri korkuyla dolu bir şekilde onlara doğru ilerledi. Gözlerini yerden kaldırmadan olacakları beklerken korkudan titriyordu. Karan, Şirinin kulağına doğru yaklaştı. Kaşlarını kaldırıp alaycı bir şekilde sordu: “Baban seni almaya gelmiş. Burada iş için bulunduğuna emin misin? Şirinin terli e

