Kadın, elini Şirin’in omzuna koyarak onu içeri çekti. “Gel evladım, önce bir otur. Bu halde daha fazla ayakta kalamazsın,” dedi. Genç adam ise homurdanmaya devam ediyordu. “Bey bu işten hoşlanmaz. Eğer bir şey olursa bizim de başımız yanar,” diyerek kadına uyarıda bulundu. Kadın, ona sert bir bakış attı. “Sus Ahmet! Kızın haline baksana. Vicdanın hiç mi sızlamıyor?” dedi ve sonra Şirin’e dönüp, “Sen otur, ben hemen bir şeyler getiririm,” diye ekledi. Kadın mutfağa doğru ilerlerken, Şirin istemsizce yaşlı gözlerini yerdeki halıya dikti. Ahmet, hâlâ ona soğuk bir şekilde bakıyordu, ama daha fazla bir şey söylemedi. “Üstündeki kıyafetler ıslanmış, kirlenmiş,” dedi kadın, Şirin’i baştan aşağı süzerek. “Şu dolapta birkaç eski kıyafetim var sana büyük gelir ama idare edersin. Bir duş al, üz

