Yapmaya çalıştığı şeyi görüyordu. Bunu nereye götürmek istediğini. Burada kollarına düşeceğini umut ediyordu. Artık karar verdiğini görüyordu. Bebeğin sonu şimdi belliydi. Sıkı tutan parmaklarını açtı ve elini geri çekti. Sanki dalgalı bir denizde ayaktaymış gibi geriye itildi, fark etmeden onun tutuşuna alışmıştı. Kendine çektiği elleri ile yanından gitti. Onu durdurmadı.
Evin içindeyken Hagan ile karşılaştı. Eğer yeterince yakın olsalardı yanına koşup oğlunuz kendini kurtardı derdi. Kendini kolayca kurtardı. Ama eğer umursuyorsan söyleyeyim ben hala ölüyorum.
"İyi görünüyorsun.." bunu söylerken hafifçe omzuna dokundu. Bu yalanı göze çarpmadı. Vanadis onunla aynı çizgide devam etti. O el, söylediği yalanın tersini savunan gözleri, ona iyi hissettirmişti. Neredeyse daha önce hiç sevgi görmemiş gibi onunla arasının bozulmasını istemiyordu.
"Teşekkür ederim." Hagan küçük bir çocuğun başını okşar gibi sevgiyle saçına dokundu. Bu adamın böyle bir yanının olduğunu tahmin edemezdi. O düşmanları, o kendi kanlarının cellatları bir gün böyle bir duyguyla karşısında var olacaktı. Her ne kadar ona karşı tepkisiz olsa da aralarının daha iyi olacağına dair küçük sevimli bir umut vardı.
"Bu kadar üzgün olma." Vanadis şikayet etmek istemiyordu. Birinin karşısında mutsuzluğunu dile getirmek istemiyordu ama yaptı.
"Böyle olmak istemiyorum. Ama buradayken çok zor. Kendimi korkunç derecede yalnız hissediyorum. Muhtemelen biliyorsunuz.. Thor’la henüz birlikte olmadık bile ama sanki- yanılıyorum gibi korkunç hissediyorum"
Vanadis bu kadar şeyi söylediğine inanamıyordu. Buna ihtiyacı olduğu için, bu doğal şeye ihtiyacı olduğu için.. nasıl denizin dalgalara, balıkların suya ihtiyacı varsa her ruhunda dinleyecek birine, belki açıldığı kişi doğru değildi ama bulduğunda sorgulanamazdı.
"Bu durumda en çok senin perişan olacağını görüyorum Vanadis. Görüyoruz ama sende anlamalısın ilerlemeliyiz ne kadar acı verecek olsa bile sonuna kadar gitmek zorundasın. İstediğin zaman aileni görebilirsin fakat sana bende buradayım demek istiyorum.. endişelenme. "
Vanadis bir şey söyleme ihtiyacı duymadan onu dinledi. Sonunda Hagan gitti.
Sanki herkes aynı korkunç şarkıyı seslendiriyor gibiydi ve bu şarkıyı anlamayan tek kişi Vanadis'ti.
Gözleri bahçedeyken adımları nereye gittiğini bilmiyordu. Thor'u gördü dudaklarının arasına sıkıştırdığı sigarasını içiyordu. Sanki hiçbir yeri görmüyormuş gibi yukarıda bir yere bakıyordu. Yanından bir kadın geçti. Sigarasını parmaklarının arasına aldı ve bunu yaparken tüm vücuduyla o kadına doğru bakıyordu. Leena'ydı. Birbirlerine bakmadan yürüyüp gitti. Onları bir araya getiren şeyin daha özel olduğunu düşünmeye başladı. Yatağa uzanmış tavanı seyrediyordu. Endidelenecek hiçbir şeyi yokmuş gibi yalnız bırakılmıştı. Henüz gerçekleşmemiş bir şeyin rahatlığı vardı. Çok dinamik bir rüzgarın kuşatması süratinde değil. Çok uzaklaşmış gibiydi. Bu tekrar iyi hissettirmiyordu. Ama umudunu öldürmüyordu. Çünkü umut tekrar tekrar doğmak için vardı.
Sıkıcı bir gün geçirecekti. Diğerleri gibi. Onlar tohumlarının bir hayat bulmasını umarken o burada ölmeyi dileyecekti. Ama aniden kalbine batan acı ile ayaklandı. Daha önce böyle bir acı hissetmemişti. Yere kapaklandı ve hatta yüz üstü düştü.
Kendini toparlayamaycak kadar ağrı içindeydi. Elini göğsüne koydu ve tıpkı hayat damarları alev almış gibi feci şekilde atan kalbini avucuna bastırdı. "Ah!"bu gerçek olamayacak kadar keskin acı ona yeryüzüne düşen yıldırımı hatırlattı. Vücudu alev alıyordu. Gözlerini yumdu ve bu ultra çaba gerektiren şekilde ayağa kalktı. Zemin ayaklarının altında kayıyordu. Kapı açıldı ve biri içeri girdi. Sanki bir saçmalık havuzunda yüzüyormuş gibi gelen koştu ve dudaklarına yapıştı. Şok edici olan bu öpücüğün iyileştirmesiydi.
Dudakları ayrıldığında korktu, tekrar o acıyı hissetmekten ama sonrasında dudakları boynuna dokundu. Bir titreşimle yandı, dokunduğu her şeyi aleve alabilir o böyle bir adamdı. Yüzleri birbirine dokunduğunda bunu istemediğini biliyordu onun tarafından yanmak kaderinde olmamalıydı ama ne derler bazen sadece ayaklarım yürür ben değil tıpkı şimdi gibi. Ona dokunduğu her an gibi. " Hala acıyor mu? "
"Hayır. "Thor Vanadis'in ellerini tuttu ve onu yatağa çekti gözlerine bakmaktan kaçıyordu yakalanmak istemiyordu. Elinde tuttuğu ateşin gözlerinde parlamasını. Vanadis yatağa uzandı ve Thor onun üstündeydi. Parmakları Vanadisin gözlerine dokundu görmek istiyordu o tutkuyu görmeden devam etmezdi o kendi değerini başkalarının gözlerinde olmasını severdi. Belki şuan olmayacak bir şeyi istiyordu. O kızı kendisini sevmediğini biliyordu ama tutku tüm kuralsizkigin içinde doğar aşk yoksa bile kendini var ettirir, aşık olmayanlar için biraz kötücül bir his kamufle olmayı öyle iyi bilirki belki seni bile kandırır. Vanadis soğuk parmakların ürpertisi ile gözlerini açtı.
Kabul ediyorum, kabul ediyorum. Her Dokunuşu ateş gibi yakıyor ama bunların yasak olduğunu biliyorum. Zihnim okuyor. Görüyor. Ama gözlerimi çok iyi anlıyorum, o ateşi bırakmıyor ona engel koyamıyor yok edemiyor insanların ruhu ne kadar dirense de vücutları zayıf bunu biliyorum. Çünkü senin ellerinin sihrini anlıyorum, bir erkeğin, ve benim sana yaptığım gibi bir kadının dokunuşunu ne sert sonuçlar doğurabileceğini biliyorum. Bunu saklayamazsın. Onun gözlerinin yandığını biliyor. İkimizde birbirimize aşık değiliz, ama bunun bizi almasına izin veriyoruz. Bir defa.. Kulağıma fısıldıyor gibi, o ses ne ikna edici ne tapılası ne güzel bir ses. Tamam. Dönüşün olmadığını görüyor. Sadece sığabilecegimiz dakikalar içinde sen ve ben varız.
Avucu beline indi ve onu kendine doğru çekti. Kendince yasak olan bir yere koşuyor gibi durdurulmak istiyordu. Kendini durduramazdı. Çok merhametli bir ruhun bunu yapması gerekti. Bu basit bir yasak değildi. Tanrının koyduğu bir yasak değildi. O yaşayan Havva ve Adem'in aldığı günahkar yol gibi değildi burada gitmemeyi gösteren Tanrı değildi. Kendisiydi.
O büyük ellerin oksamaları muhtemelen hiç tahmin edemeyeceği şekilde yumuşaktı. Parmakları en özel yerine indi. Ne kadar istekli olduğunu anladığında utançla sıkı sıkıya nirlesevegini ve hatta bu zevki yaşarken kendinde olamayacagini düşünüyordu
Ama kim olduğumu biliyorum.
Nerede olduğumu biliyorum.
Ona 'durma' demek istiyordu. Canını istese ona evet diyecek kadar aklını kaybetmişti. Ama vicdanını değil. O var olmasa bile doğan annelik durtusunu yok edemezdi. Tutkusunu yaşamayacaktı. Öldürecekti.
"Bu gece her şey bittiğinde yanımda durma.." dedi ona. Sesi fısıltıydı ama tüm kulaklara ulaşabilecek kadar ciddiydi. Thor dudaklarını kulağına yaklaştırdı nefesini öyle hızlıydı ki zaten sıcak olan bedenini daha da ısıtıyordu. Dudakları yavaşça tenine çarptı. Gözlerini kapattı ve yavaşça nefesini bıraktı.
"Durmam."
Bu onu rahatlattı. Vanadis yalan perdesini ararlarsa, hadi sana gerçeği söyleyeyim. Orada bir ton yakalamayı ummuştu. Belki hayal kırıklığı ya da sıkılgan bir dokunuş ama onun ezberlerini bozmuştu. Bunu niye istediğini biliyordu. İkiside böyle kendini kaybetmişken bu haksızlıktı. O bir erkeğe onun gibi birine bunu yasatabiliyorken o kendine dokunuşları ile hiçbir kazançlı durumu yokken bile yakabiliuorken bunları saklaması haksızlıktı bu ana kadar inançsızmis gibi davranması bu gece asla yalnız kalmak istememesine rağmen buna mecbur olması haksızlıktı. Şimdi bağırsa her şey yok olsa o bebeğe gerek kalmasa öpücüklerinin tadını çıkarsa ve ne kadar istediğinden bahsetse.
Ama Vanadis kendini saklama gereği duyarak büyümemişti. O ne sevdiğini, neyin onu sinir ettiğini, neye aşık olabileceğini özgürce anlatarak büyümüştü. Bazı şeyler aynı kalmalıydı. Onu hak etmeyen birine olsa bile kendini bu kutuya hapsetmeye gerek yoktu. onun yüzüne doğru yaklaştı Thor ilk onun öpmesine izin verdi. Dudakları bir araya geldiğinde artık asla yumuşak olamayacak kadar istekliydiler. Bir sır kutusu gibi öpücüklerinin ne derece şiddetli olduğunu onun dudaklarına hapsetti. Dudakları artık yeterli değildi. Thor onun kıyafetlerini çıkardı. Hızlı ve keskindi. Hiçbir duraklama yoktu. İkiside çıplak kaldığında Thor kendini sertçe ona hapsetti.
Hissettigi acı saniyeler sonra yerini derin bir sıraya bıraktı. Daha fazlası daha fazlasını görmek istiyordu. Elleri onun omzunu kavradı alabildiği tüm hareketleri ondan aldı.
Bu gece tüm oyunlarda kaybettiğini biliyordu.
Dakikalar birbirini kovaladı. Onlar kendilerini kaybetmiş halde birbirlerine sahip olurken, ilk kez zamanın böyle net bir anda durmasını isterdi.