8

2074 Words
Nereye gittiklerini bilmiyordu. Sormak için acelesi de yoktu. İki yabancı gibi gemiye bindiler. Thor kendini bir odaya attı, Vanadis ona verilen odaya girdi. Çıkıp onu bulmak için derin bir istek duyuyordu ama yapamazdı. Thor belki de onu öldürmeye götürüyordu. Bu doğru gelen bir acıydı. Onu öldürebilirdi. Odaya kapandı. Bir şeylerin kaybolmasını istiyordu ya da bir şeylerin durmasını. İkisi de artık aynı şeydi. Ve asla olmayacak şeylerdi. Gerçek yok olmayacaktı. Aslında gemi yolculuğu ile ilgili hiçbir sorunu yoktu hatta denizi çok severdi. Belki haddinden fazla. Babası denizin her zaman bir insan için çok tehlikeli olduğunu söylerdi ama bunu geçmişte diğer kızını savaşta batan teknede kaybettiği için mi yoksa kendi içsel korkuları için mi söylerdi? Cevabı gerçek olsa da, babası her zaman tek şey derdi deniz insanın dostu değildir. O sevmese de Vanadis çok seviyordu. Şuan onu korkutan şey deniz değil kendi korkuları.. ona yük oluyordu. Şimdi burada oturuyor ve kendi düşüncelerinde kayboluyordu ama orada hep Thor oluyordu. Kocası. Bu komik. İki birbiriyle alakası olmayan insan. Ve birazdan onu öldürebilecek olmasını düşünüyordu. Ani bir ziyaretle bunu yapabilirdi. Bu bir yalan değildi. Olabilirdi. Yatağa uzandı ve gözlerini kapattı. Daha fazlasını öğrenmek istemiyordu. Thor'a bunu sorup evet cevabını almak istemiyordu. Daha fazlasını yaşamıştı. İmkansız olsa da pekala ölümle yarışabilecek şeyleri.. Ama bunu duymak istemedi. Evet - istemedi. ** İki gün geçti. Dalgalar gemiyi sallıyor yine de ikisini bir araya getiremiyordu. Vanadis dışarı çıktığında onu göremiyordu. Nerede kaldığını bilse de onu bulmadı. Yine de içinde ki huzursuzluk zamana karışıp onu nihayet yalnız bırakmadı. Nasıl bir ölümün onu beklediğini bilmemek korkunçtu. Sonunun böyle olacağını bilemezdi. Böyle düşünmesi yanlış mıydı? Belki de kocası gerçek bir seyahat planlamıştı. Hayır.. Olamazdı. Birkaç içki çaldı. Kendinden kaçmak istiyordu. Uzaklara da gidemiyordu. Tehlikeli olacağını bilse de odasında yere çöktü ve içkilere bir kurtarıcı gibi sarıldı. En korkunç arkadaşlardan birine sahip oluyordu, kimsesizlikten iyiydi. Umursamıyordu. Utanıyordu ama içkinin o miniğe zarar verme ihtimaline göz yumuyordu. Üstelik Bunu hiç sevmezdi. İçkiyle kafayı bulmayı. Ama gözüne artık kuralları cazibeli geliyordu. Yalın ayak yatağına gitti ama sendeleyerek birkaç eşyayı yere düşürdü. Çok ses yapmış olmalı ki kapı çalındı. Sesini toplayarak "Gidebilirsin. İyiyim." dedi artık orada ki kimse. Ama kapıda ki kişi bu cevapla yetinmeyi ve kapıyı açtı. Kapıyı açan kişiye bağırmak üzere arkasını döndüğünde Thor'u gördü. Thor onu gördüğü anda ne yaptığını anladı. Elbete anladı. Hızlı adımla yanına geldi ve omzunu sıktı. "İçki mi içtin?" Bunu bağırarak söylemişti, yüzünde ki kaşlar çatık olmuş suratı daha da kızgınlaşmıştı ve kötü görünüyordu. "Nedir bu endişe mi?" Vanadis alaycılıktan uzak soğuk bir sesle sordu. Kendi olmaktan çok uzaklaşmıştı, beyni sarsılmıştı ama hala ciddi bir tona sahipti. Uzanıp Thor’un çenesine dokundu ama Thor hızla elini itti. "Ah.. Çok sevimli." "Bebeğe zarar vermek mi istiyorsun?" "Neler istediğimi tahmin edemezsin ama merak ediyorsan söyleyeyim. Bu şişeyi alırken o şey aklımın ucundan bile geçmedi. Onu o kadar sahiplenmiyorum ama belki de derinden.. İstedim." Biraz aklı bulanmıştı. Bunda sorun yoktu ama dili biraz açılmıştı. Haddinden fazla değil ama söyleyecek şeyleri tutamayacak kadar çok. Birde gözlerine bakarken başka şeyler söylemek istiyordu. Kendine uygun bulmadığı şeyleri. Thor anlıyor muydu acaba? Thor nefes aldı. Büyük. Uzun bir nefes. Beyaz yüzü kızarmıştı. Çok sinirlenmişti. O bebeği önemsiyordu. Sevdiği için değil kendini sevdiği için. "Bu kadar öfkelenme. Bebeğimizi.. Bebeği önemsediğini sanacağım? Düşerse bir tane daha yapmak için beni bulursun. " Bunları söylerken yüzüne dikkatle baktı. Cevabını merak ediyordu. Thor ona eğildi, vücudunun harika nefesi burnuna doldu. "Söylediğinde haklısın ama zihnin kendine geldiğinde düşün bakalım. Sen bunu kaldırabilir misin? Ben yaparım. Bir değil beş kere de olsa. Ama sen? Bunu yapabilir misin?" gözleri yandı. Thor başını salladı. Vanadis cevap vermedi. "Kesinlikle." dedi Thor çekildi ve kapıyı açarak çıktı. Vanadis belki de hala fazlasıyla çocuktu. Neler olabileceğini bilerek bunu yapması. Daha fazla acıya doğru kollarını açmak gibi. Bunları yapmamalı. Hayatta kalmak istemese bile - daha fazla delirmek istemiyor. Thor’un sesi net şekilde geliyordu. "Biriniz gidip Vanadis'i banyoya götürsün." Çok yorgundu.Kadınlar ona birkaç içki verdi. İçlerinde ne olduğunu bilmeden onları içti. Dayanılmaz acılar içindeydi ama buna gerçek fiziksel bir acı eklendi. İçine ne koydularsa içini yaktı. Kadınlarkendi aralarında bakışıp Vanadis'e yargılayıcı cümleler fırlatıyorlardı. Sanki bakışlarla söyler gibi "ne aptal,küçük bir kız". Muhtemelen kendileri için kızıyorlardı. Vanadis onların hayatının anahtarıydı. Ama yine de gözler içinde başka bir şey daha vardı. Yaşamın içinde olan bir şey. Sanki Thor gibi birine bu kadar kaba davranması çok suçlu bir davranışmış gibi. Sanki o tam anmamıyla aşık olunacak bir adammış ama bunu sadece Vanadis görmüyor gibi. Yakışıklılık ve nezaket herkeste bukunmaz. Bilmedikleri şey ikisi bir arada yoksa- güzellikte olmaz. thor tüm kadınları avucunun içinde bir güçle döndürebilecek kadar yakışıklı olabilir ve hatta bir sözüyle aşkın kabusuna bile gözü kapalı yürütebilir atla dese atlarsın ama o nazik bir adam değil Vanadis ona bakınca ne hissettiğini bilemiyor ama kendini engelleyecek. İnsan elinde tutmadığı sürece değersizi elmas sanır. Eğer karısı başka bir kadın olsaydı emindi İkinci güne Thor'a bir yumruk atardı. Uzandığı yataktan yavaşça kalktı. Biraz hava almak istiyordu. Gün tutuyor ve uzuyordu. Sanki peşinde devam ediyor gibi uyku vakti bir türlü gelemiyordu. Biraz denize doğru yaklaştı. Demire tutundu. Soğuk ve paslı. Elleri kirlendi. Taze nefes. Kıyıda aldığı hiçbir umutsuzluğu buraya getirememişti. Buz gibi, serin ve hafif. Bir mavi deniz. Gözlerini kapatıp bu keyfi çıkarırken. arkasından adım sesleri duydu. Dönmesine gerek kalamdan "Sakinleşmeni görmek güzel". dedi. Huzur kaybolup gitti. Arkasını döndü ve sırtını demire yasladı. "Gittiğim her yerde çıkmaya başladın." "Bu seni sevindirmiyor mu?" Dalga geçtiğini çok iyi bilmesine rağmen kızdı. Karşığında onu kızdırmak ona bir şey söylemek istiyordu ama ne söyleyeceğini bilmiyordu. Onu hiç tanımıyordu. Bu bir gün hiçbir zaman onu rahatsız etmeyecekti. Ama böyle anlarda burnunu kaldrramadığı anlarda dokunacaktı. "Nereye gidiyoruz?" Bariz bir soruyla devam etti. "Uzağa." "Ne kadar?" Hayal edemeyeceğin kadar uzağa" Bunlar sadeecs özlerdi biliyordum. Burada gidilecek o kadar uzak yoktu. Dünya birden küçülmüştü. O yüzden bunları sadece onu rahatlatmak için söylediğini varsayıyordu ama buda olamayacak bir şeydi. Kafası karışıktı. Onu öldüreceğinden şüphe ediyordu. Ve şimdi o aklına bile gelmiyordu. Gözlerine baktığında bir şey oluyordu. Sanki daha az zararsız görünüyordu. Onu kandırıyor olabilirdi. Ama durum buydu. "Ne düşünüyorsun?" Ona cevap vermedi bakışlarını ondan uzaklaştırdı ve arkasını döndü. "Seni" Bu laf ikisi arasında açık kalmamalıydı. Sanki çok bir değeri varmış gibi ama yanlış anlaşılmamalı. Thor yavaşça ona yaklaştı. Öyle ki ne yaptığını anlayacak zamanı olmamıştı. Bedenler arasında hiçbir engel kalmadı. Thor başını omzuna yasladı. Elleri bedeninden uzak duruyordu. Bu ani hareket göksel bir yerlerde çıkan savaşın aniden durması gibiydi yanıltıcı bir şekilde aşk kokuyordu . barış ve umut. Bir dokunuşla bunları hayal etmesi çılgınlıktı. Arkasını döndü ve gözlerine baktı. "Korkak olma." Vanadis bunları söylerken gözlerinden başka bir yere bakmıyordu. Thor bir süre sessizce bekledi sonra kendini bulmuş gibi silkelendi. "Değilim." "Hala doğruyu söylemeyecek misin?" "Hangi konuda?" "Beni öldürmeye mi götürüyorsun?" Thor aniden güldü. Bu gülüş alaycı değildi, içinden bir yerden fışkıran bir gerçek gibiydi- komik bulmuştu. "Tüm zaman boyunca bunu mu düşündün?" Yeni açılan bir yüzünü görüyor gibiydi. Baştan değiştirilen biri gibiydi. Yüzünde ki mutlu değişime bakıp, heyecanlanıyordu. "Cevap versene" dedi Thor. "Neden güldün?" Thor hemen eski haline döndü. Vanadis bunun için söylememişti. "Komiksin. Bunu düşünmek için sana sebep verdiğimi biliyorum yine de aklına bir daha bunu getirme. Sana bir daha asla zarar vermeyeceğim." "Tamam." Vanadis ona tam anlamıyla güvenemezdi. Bu söylediğinin nereye kadar yaşamasına izin vereceğini bilemezdi. Kollarının arasından ayrılıp öne gitmek ister. Tabii bu içinde ki kızın yeni çığlığındandı. Thor yavaşça geri çekildi. Onun dokunuşundan kurtuldu. Ama bu pek kazanılmış gibi değildi. Ses. Yarım ağızla söylenmiş 'bitti' kelimesinin etkisiydi. Sanki onun kollarının arasına geri dönmek istiyordu. Thor onun hareketlerini izledi. "Özür dilerim." Fazla gergin olduğunu düşünmüştü. Öyle görünüyordu. Vanadis ona baktı. "O gece için. Birlikte ilk gecemiz.." Hangisinden bahsettiğini hatırladı. Bir şey söyleme istedi ama bulamadı. Thor Onu öldürmeye çalışmıştı. Vücudunun getirdiği huzurdan başka şaşırdığı bir şey varsa o da özür dilemesiydi. Bu adama bir şeyler oluyordu. Bu adama karşı kendinde bir şeyler oluyordu. Rüzgar saçlarına usulca eserken, Thor ondan bir cevap bekler şekilde gözlerine bakarken tek düşündüğü buydu. * Odasına döndüğünde gece olmuştu. Gitmek bilmeyen arsız düşünceler içinde gözlerini yumdu. Hep bir karmaşa içinde yaşadı. Hüzün ve mutluluğu iç içe geçtiği yalancı bir girdap. Mutsuz olduğunu tek bir kişiye söyleyemezdi. Acınacak olmaktan ya da yardım almaktan korktuğu için değil. Bu saklamakla ilgili bir şey değildi. Apaçık ortada olan bir şeyi çaresizce ayak altına süpürmekti. Ama o halının üstünde ki her şey doğruyu biliyordu. Hep böyle oldu. Küçükken yaşadığı hüzünleri hep bir kenara attı. Oradan buradan üzülen bir çocuktu. Yalnızdı ve biraz kırgın. Görüşebildiği çocuklar sadece belli kişilerdi. Onlarda genelde biraz sıkıcı ve hafif sert dokunsa bile ailesine söyleyen tiplerdi. Onlarla oynamak, sürekli üstünde kırılacak bir şey taşımak gibiydi. Hiç eğlenceli değildi. Ama hiç şikayet etmedi. Onlarla tüm zamanını geçirdi ve arkadaş olarak adlandırdı. Ailesinin elinden başka bir şeyin gelmeyeceğinden emindi. Bu bir anlaşma gibiydi. Ailesinin nerede durduğunu ve onun nerede durması gerektiğini biliyordu. Vanadis onların küçük uyumlu kızıydı. Hala da öyleydi. Küçük bir şey onu başka dünyaya sürükledi. Bir adım attı. Bunu düşünmeden bir daha.. Üç. Beş.. Oraya varacak saniyeleri çok kısıtlıydı. Sonra bir ses duydu. "Vanadis." O gelmişti. ____ Arkasındaydı. Sıcak nefesi ensesinde, olabilecek her şeye karşı vücudunda ateş doğuyordu. Döndü ve gözlerini karşıladı. Şeytan. O gözleri baştan çıkarıcı. İçine sızacak hiçbir şeyi yoktu, nezaketi, çekiciliği, Vanadis'in kabul edebileceği hiçbir şey yoktu ama gözleri içinden çıkan bir hain gibi ona ait değilmiş gibi çok güzeldi. İçinde öyle harika bir renk vardı ki bu adamı tüm güzel sözlerle şımartıp onu kendinin yapmak istiyordu. Kıskançtı, arzu doluydu. Şuan burada ne yaptığını bilmiyordu. Nerede olduğunu da. Kaybolmuş gibiydi. Etrafında ki dünya başka tarafa dönmeye başlamış ve yabancı bir yerde kalmış gibi. Hiçbir şey algılanacak kadar gerçek değil. Thor’un eli beline indi. Küçük bir hareketti. Belki öpücükten bile daha fazla sıcaklıkla doldurdu. Ama kendisi sadece bu duygulardan ibaret değildi, diğeri çok öfkeli bir kadındı. Yıkıcı ve başka doğruyu bulmak istemeyen biri. Sadece 'git' diyebilmeyi isterdi ve 'kal' aynı zamanda. Sürekli tekrarlamak da. En çok da kal demeyi. Ama bunlardan birini her zaman seçecekti. Thor'un dudakları onu buldu. Sessizlerdi. Dudakları şelalenin en derin akıntısında onlarla nefes alıyor gibi, hayat üflüyordu. Hiçbiri durmuyordu. Vanadis nefes almayı bırakıp sadece onun dudaklarında kaybolmak istiyordu. Thor'un büyük eli saçlarına çıktı. Hafifçe bir teli parmağına sıkıştırdı. Gözünden bir yaş düştü. Sonrasında gelecek şeyi biliyordu. Bu bir rüyaydı. Üzüntüyle doldu. Onu kaybedecekti, bu yakınlığı. Saklandıkları bu güzel karanlıktan tek başına uyandı. Uyandı ama bunu yapmamayı dilerdi. Aynı anda iki dilek hakkında sahip olmak biri şu zihnini söküp atmak iki tekrar uyuduğunda onu görmek. "Ben ona aşık oluyorum" Korkuyla kalktı. Adım adım yürüdü. Ellerine baktı. Terden sırılsıklam olmuştu. Korkuyordu. Bir yola girmekten dönüşü olmayan kanlı yola girmekten korkuyordu. Ne derse desin aşk kelimelerin ötesinde bir yerde yaşıyorlardı ve ne kadar inkar ederse o gücünden hiçbir şey kaybetmeden kendini yıkmaya gelecekti. Tek tesellisi bunun tek taraflı olmasıydı. Vanadis güzel ama o kadar değil. Thor hiçbir zaman onu yeterli görmeyecek. Çünkü o sevmeyi bilmiyordu. Kendisinin başka bir savaşa girmeye gücü yetmezdi. Bu aşkı öldürecekti. Birkaç dua etti. Ellerini açtı yalvardı. Kimseden yardım istemeye gerek yoktu. Daha ileriye gidip bir çalışanın odasına girdi ve ortada duran haçını aldı. Çaldı. Ama yerine koyacaktı. Avucuna sıkıştırdığı haç tenine batıyordu. Artık tüm acıyı tek başına çekmek istemiyordu, birde aşk acısını sırtına yükleyemezdi. Zaten kavrulan bir düzende kendini daha fazla sıkıştırmanın anlamı yoktu. Odasına girdi. Haç karanlıkta parlıyordu. Sesini duyacağını biliyordu. O görebilirdi her şeyden önemlisi gözünü en çok ayıracağı kişiydi. Ve ilk kez buna minnettar oldu. Sabah olduğunda durmadan yola devam ettiler. Küçük bir kara parçasında yaşayan insanlar geçen gemiyi gördüklerinde kendilerini parçalayarak yardım dilendiler. Bağırmak için bile güçleri yoktu yoksa var mı sanıyorlardı? Buradan daha çok sesi çıkmayan küçük detaylara benziyorlardı. Su buz gibi hava getiriyordu. Ve ufukta hiçbir şey yoktu. Tekrar Thor'un nereye kaybolduğunu merak etti. Onu hiç tanımıyordu ve bunun hep böyle kalmasını istiyordu. Koca bir nefes çekti. Ama tekrar onun yüzünü görmek istedi. Hiçbir şey konuşmayacaktı. Anlatmayacaktı. Ve Thor ona neden geldiğini soracaktı. Evet bunu yapacaktı. O anda sadece onu sevmek yeterli olmayacaktı. Kendini suya atsa çok mu abartı olur? İki gün geçti. Bir fırtına ve küçük bir kaza atlattılar. Geminin dışında ufak bir zedelenme oldu ama adamlar bunu tamir etti. Fırtınada ise odasında yalnızlığıyla Gemi sağa sola sallantıyla gidip gelirken öleceğini düşündü. Beklediği gibi olmadı. Fırtına dindi karaya geldiler. Buraya gelmenin özellikle bir sebebi olmalıydı. Bu adanın bir değeri olmalıydı. Uzakta ki tepeler, yanan bir şeyin uğultusunu getirtir gibiydi. Bir şekilde korkutucu görünüyor. Her biri, diğerinin ardına gizlenmişti. Habersiz tehlikeleri memnuniyetle kendi içlerine almış gibi. Bugün bir şey olacaktı. Doğmayan güneş gibi bilinmezliğe yol almıyordu, ona bahşedilen içine doğan bir önsezi ile bakıyordu. Uğursuz bir şey kendi dünyasına doğmuştu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD