Nefesleri bir bir azalırken, geriye çürüyecek bedeninden bir şey kalmayarak bu acı dolu dünyayı terk edecekken en çok neye üzüldüğünü bilmiyordu. Ölmekten değil. Zaten ölmek istiyordu fakat bu canavarın ellerinden değil. Eğer kurtulabilseydi bu sefer kendi onu öldürürdü.
Bir daha kendine zarar verme ihtimalini kaldırmak için. Yeter ki öldüğünde hatırladığı isim o olmasın.
Thor gözleri kırmızı olmaya başlayan, yavaşça ölüm rengi ile buluşan bedene bakarken hiçbir şey hissetmiyordu. Bugüne kadar aldığı yaşlara rağmen kalbimde hiçbir duygu titreşmemişti. İnsancıl hissettirecek hiçbir duygu onu var etmemişti. Onu kötülük var etmişti. O duyguları anlardı, o duyguları çok iyi tanırdı. Ama onu yalnızca kadınlardan öğrenmişti. Gözlerine bakarken ışıldayan gözlerden titreyerek koluna dokunan küçük parmaklardan hiç hatırlamadığı ama var olması ihtiyacı duyulan uzak bir geçmişe götürürdü. Küçükken bunları bilmemesi yazıktı. O ilk adımlarını attığında onu seven aileye değil kılıca kucak açtı. Onu güç besledi.
O bunu yapmanın onu öldürmenin ne kadar kolay olduğunu düşünürken kendi fark etmeden gözlerini dikkatle incelemeye başladı ve bir refleks olarak parmakları açıldı. Vanadis yere düştü. Thor bir kere daha düşünmeden arkasını dönüp gitti.
Vanadis nefesini düzenlemeye çalışarak duvara yapışmış haldeydi. Şuan tek dileği ailesinin yanında olmaktı. Elleri kendi kendini sarıyordu. Kendini kandırmayı ne çok isterdi. Ama ne halde olduğunu gayet iyi biliyordu. O aşkla büyümüş bir çocuktu, bir kadın ve erkeğin birbirini ne kadar sevebileceğini ve bu aşk ateşinin hiç sönmeden nasıl yaşadığını bu hayranlık duyduğu şeyin bir gün vahşileşip böyle bir şeye dönüşeceğini tahmin edemezdi. Gözleri bu odayı gördükçe onun elinin varlığını hissediyordu sanki o parmaklar hala boynunu sıkıyor ve can çekişini sağlıyordu. Bu yüzden gözlerini kapattı. Sakinleşmek için süre verdi. Ölmek için yanıp tutuşmasına rağmen doğrudan gelen ölümü kimse kabul etmez bunu anladı.
Sandığı gibi olmasa da ona hiçbir elin uza uzanamayacağını düşünse dahi öyle olmamıştı fakat sonunda durmuştu. Daha fazla zayıf hissedebilir daha fazla korkabilirdi ama kimse onu kurtaramayacak. Asıl güçlü olmaya başladığı yer o bebek var olduğunda değil tamda şimdi sadece kayba karşı değil herkese karşı savaşmalıydı.
Ayağa kalktı ve yaşlı yanaklarını sildi. Gece her zaman ki gibi uzuyor ve uzuyordu yavaşça pencereye yaklaştı karanlığa baktı. Bu karanlık ezberlerindeydi. Gecenin içinde bir ışığın var olabileceğini neredeyse unutmuşlardı. Hep bu karanlıktan nefret etti. İçini huzursuz eden yine asla enerjik başlamasına izin vermeyen bu karanlıktan ama bu seferlik onunla barış ilan etti. Karanlığa gömülmek istemiyordu. İçine dolacak nefretin yer bulmasını istiyordu. İstediğinde onu tekrar çıkarabilesin. Artık bu dünyadan nefret etmek yoktu.
Dışarıdan adım sesleri duydu.Gelenin Thor olduğunu biliyordu ya da öyle tahmin ediyordu. Onun olmamasını dileyerek kalktı ve kapıya doğru koştu. Yarım bıraktığı işi bitirmeye gelmiş olabilirdi. O kesinlikle anlık kurtuluşunu tekrar ölüme çevirecek bir adamdı. Kapıyı sıkıca tuttu. Onun gücüne karşı koyamayacağını bile bile.
"Kapıyı aç."
Bunu söylemesini şaşırtıcı ve ondan geldiği için tehlikeli buldu.Zaman mı arttırıyordu? Kendi kendine buna değeceğini mi düşünüyordu? Çünkü onu öldürmek Tanrıya karşı gelmek demekti. Doğduğu an Vanadis'in ellerinden kayıp gidecek çocuk için sempati hissetmesinin imkanı yoktu öyleyse bunu yapmak içi ciddi bir sebebi yoktu. Ama kendini ilk kez bir şey yapmaya zorlanmış olmalıydı. hiç alışık olmadığı bu durumdan kurtulmak için ne kadarını göze alabilirdi?
İsterse saniyesinde elleri tekrar boğazını bulabilirdi. Sıkı sıkı tuttuğu elleri hiçbir anlam ifade etmiyordu bu kapı saniyesinde parçalanacak bir eşyaydı sadece. onun hayatta kalma arzusu bile o için için yanan ateş bile eller karşısında sönüp gidecekti. O sessiz kaldı. Thor sessiz kaldı. Nefeslerinin sıklığı ile mücadele ederken ilk kez bir şeyde anlaşmış gibiydiler. Sessiz kalmak. Belki hemen bozulacak bir oyundu ama hiçbir şey olmuyormuş gibi sadece bekleyerek durmayı sevdi. Ama zihinlerin susması imkansızdı. Korku o sessizliğin içine yavaşça süzülüyordu ve çok görünürdü, hayaletimsi değildi artık var olan korku gün yüzüne çıkmış ve çok canlıydı. Ona ölümü hatırlatıyordu. Gösteriyordu. Ölebilecek olmasının ne kadar yakın olduğunu gösterdi.
Pencereye baktı. Eskiye dair hiçbir şey kalmamıştı. Ne bir kuş, sen izledikçe uzaklaşan bulutlar, güneş ay yok olan bir yerde yeni bir düzen yaratılacaksa , ve bunu onun canının evren üzerindeki en büyük acıyla sınayacaksa bir dileği vardı insana ait bir özellik olmayan uçmayı isterdi. Evren düzeldiğinde burada kalmayı artık hak etmeyecekti. o güzelliğin içinde atık kendisi var olamazdı. Bebeği kayıp giderken o da dünyadan giderdi. Bu kadar harap olmuş bir medeniyetin yeniden doğuşunu görmek istemiyordu. Peki bu medeniyet pürüzsüz olacak mıydı? Kendi isteği artık kulağa saçma gelmiyordu.
Her yeni doğuş mükemmel olmaz. Yeni doğan dünya kesinlikle sakat olacaktı. Ya da içinden bunu istiyordu. Bebeği karşılığında mükemmelliği kabul edemiyordu.
"Neden bekliyorsun?" diye sordu.
Kendi güçsüzlüğünü göz önüne atmamıştı ikisi de zaten biliyordu. Thor cevap vermedi. Belkide gitmişti. Sonsuza kadar gitse ne iyi olurdu. Açık alanda kendine bir çizgi çekmiş ve korumaya almıştı. Ama bu hiçbir şey ifade etmiyordu. Onunla yüzleşmeye hazırdı eğer onu öldürürse Tanrıya kendisi hesap verecekti. Kapıyı açtı ve Thor oradaydı. Hala nasıl Bu kadar duygusuz bu kadar acımasız ve hala bu kadar normal durabildiğini düşündü. Tanrının gözlerini umursamadan onu öldürecekti yalnızca saniyelerin gerisindeydi.. Annesinin sözünü çok iyi hatırlıyordu.Küçükken annesinin huzurunda yardım dilenmek için kadınlar gelirdi. Birinin yüzünün yarısı mordu tıpkı bir leke gibi onu ilk gördüğünde ona acımamıştı ,neden olduğunu çocuk olduğu için anlamamıştı ama annesi diğerlerin yapmadığı gibi kalkmış ve kadının ellerini tutunuştu bunun doğuştan gelen bir hastalık olduğunu düşünmeye başlamıştı vr içinden oradan uzaklaşmak gelmişti.kesilikle ölmek istemiyordu ama öyle olsaydı annesi onu bu tehlikeye atmazdı. Ve sonra çok iyi anladı.Büyüdükçe daha iyi anladı. Annesinin hüznünü kadının gözlerindeki çaresizliği Hiç böyle bir durumda olmamıştı. Olamazdı. Onun doğuştan hakları vardı. onun doğuştan koruması vardı. Ama yinede onlardan farklı hissetmedi. Oda bir kadındı. Daha güçlü olması hiçbir şey ifade etmiyordu. Arkadaşı Elizabeth yeniden doğuşa çok inanırdı başka bir bedende yeniden var olacağına ve bu fikre başta Vanadis inanmasa da yavaş yavaş içinde ki inanca bulaşmaya başladı ve yeniden doğduğunda kim olacağını nereden bilebilirdi. Annesinin dediği gibi her insan ölmek için doğar ama bazıları öldürmek için ve bunu yapanlar kesinlikle öteki tarafta Tanrının varlığını en acı şekilde yarattığı her hücresinde görecek. Umarım. Uzanamadığı elleri kimsenin tutamayacağı gibi Tanrı tutacak o acılı ruhlara sakinlik verecek Canavarların kalplerine ateş ekecek. Şuanda boynunun acısını hissediyordu. Mor olduğuna emindi. Ve karşısında hiçbir şey yapmamış gibi duran bu adamı görmek istemiyordu.
"Bu gece oldukça yorucuydu. Eğer beni öldürmek hala planlarının arasında yoksa, çık." Thor'un gözleri hiçbir şey söylemiyordu. Ne yapacağını kesinlikle bilemiyordu. Sahi acaba kendisi ne yapacağını biliyor muydu?
"Bir görevimiz olduğunu unutma." Vanadis bunu söylediği için ona kızdı. Her ne kadar istemese dahi nasıl buraya geldiyse eğer onu öldürmeye çalışmasaydı bu gece ona dokunmasına izin verecekti. Zorundaydı. Ama şimdi sadece kim olduğunu hatırlaması değil kadın olduğunu unutması lazımdı. Hangi ruh böyle bir olaydan sonra aynı yatağa girer.
"Bundan bahsediyor olman komik." Thor birkaç adım attı. Hala uzaktı ama artık tehlikeli derecede yaklaşmıştı.
"Tanrı'nın bizi izlediğine inanıyorsun değil mi?Şuan senin reddettiğini açıkça görüyor." Biraz şaka yapmaya çalışması ne garipti. Şakalarıda kendisi gibi iğrenç. Vanadis elini kaldırdı ve yavaşça ikisini işaret etti. "O zaman eşitlendik. Tabi gece beni öldürmeye kalkmazsan."
Thor onu bir süre izledikten sonra arkasını döndü.
Bir şey söylemesini bekliyordu ama bunu istemiyordu. Böylece gideceğine inanamıyordu. Bu gece onu rahat bırakacağına da. Ama ilk kez yanıldı. Thor ses etmeden gitti.
Uykusu bir türlü gelmedi. Böyle olacağı belliydi bir tarafta ölüm korkusu diğer tarafta ise Tanrı'ya verilen sözün hala göklerde dolaşıp durmasın getirdiği gerginlik. Ama yinede rüyada huzur bulacağını ümit ederek dakikalarca gözlerini kapalı tutmuştu. Gözlerinin önüne gelen karanlıktan daha korkunç bir şey varsa oda bu odada olmaktı. Yataktan kalktı. Odada ileri geri dolaşıp sabahın olmasını bekleyebilirdi. Ya da gayet tehlikeli bulduğu dışarıya çıkabilir di. Odada dura eşyalar her saniye gözüne çarpıyordu. Sanki kime ait olduklarını biliyorlar gibi geride durmayıp gözüne doğru var oluyorlardı. Sanki bir etki altındaymış gibi her birine bakarken ya da sıkıntıdan farklı bir şeyler bulmayı beklemiyordu. Onun çok tahmin edilebilir olduğunu düşünüyordu bir kum torbası parfümler siyah renklerin süslediği ona kendini anlatan bir tablo bunlara bakarken arasından sızan ve görmemeyi isteyeceği küçük bir köşede duran birkaç kitap fark etti meraka yeni düştü onun gibi biri ruhu olmayan biri hangi kitabı okuyabilirdi ki kitaplardan biri ihanet biri savaş ve biri.. Tutkular hakkındaydı. Bu beklenmedikti. Çok eski bir dönemde yazılmış gibi duran bir kitap. Öyle ki parçaları birbirinden ayrı gibi duruyor. Asıl renginin ne olduğu belli bile değil ama kırmızı gibi duruyor. Yazarı yok. Buraya yanlışlıkla gelmiş olabileceğini düşündü ama onun izni olmadan bu yapılabilir miydi? Belki sayfaları boştu. Eline aldığında kaybolacak gibiydi. İçini ilkel bir korku kapladı. Ruhlar sahibinin parçasıdır ve bu durumda her kitabın bir ruhu varsa bu tutkunun onada bulaşabileceğinden korkuyordu. Ve bu kitabın bir yazarı yoktu.Hiçlikte bulunmuş bir ağaç gibi tehlikeli ve korunaklıydı. Thor'un bunu ne düşünceyle okuduğunu tahmin edebiliyordu. Saf değildi. Kadın ve erkeğin doğasını ve bu normal durumun ne şekilde değişebileceğini ne boyutlar alabileceğini iyi biliyordu. Bir sayfayı açtığında karşılaştığı resim ile hızla kapattı. Bir kadın ve erkek- normal bir birliktelikten çok aşırı gibi duran bir resim.
"Sapık!"
istemsizce birkaç adım geri çekildi ve ellerini geceliğine sürdü İçinde onlar bir araya geldiğinde asla ortaya çıkamayacak kadar uzakta ki tutkunun yerini korku aldı. Bu düşünceleri onda korku oluşturmuştu. Onunla birlikte olmak ne kadar korkunçsa şimdi daha da büyümüştü. Bunları kendine yapmasına asla izin vermeyecekti. Zaten canını bir kez yakmıştı. İkisi o adlandırılan tutkunun buluşması değil sadece iki bedenin ruhsuzca buluşmasıydı. ne kendisine böyle bir gözle bakmasına izin verecekti ne Thor ondan böyle bir şey isteyecek kadar aklını onda kaybetmiş olacaktı.
Burada durdukça onun dünyasına daha fazla girdiğini hissetti. Ve bunu istemiyordu. Evli olarak sınırlarını nasıl koruyacağını hala tahmin edemiyordu ama buu elinden geldiğince iyi yapacaktı. Onun hakkında daha fazlasını öğrenmek istemiyordu kim olduğuyla ilgilenmiyordu O tanrı dahi kabul etmese de aynı günahlarına giden kapıydı. Daha fazlasını düşünmeden odadan çıktı. Biraz ileride mağaranın ağzı vardı. ve orada duran iki koruma dışında hiç kimse yoktu. Kendine ne kadar güvendiğini bir kez daha gördü.Buranın havasının hep soğuk olduğunu duyardı. Rüzgar sanki başka bir dünyadan geliyor gibi kupkuru sert yok edecek derecede soğuktu. İnce geceliğinin arasına sızıyor ve titremesine sebep oluyordu. dışarı çıkacak cesareti yoktu. Bu soğukla baş başa kalmak henüz istemiyordu. Fakat intihar için güzel bir açıklıktı.
Merdivene gitti ve üst kata çıktı. Hemen karşısında ki odanı az açık kapısından ışık dışarı sızıyordu. Boğuk sesler gelirken ne duyduğunu anlamadı. Merakl olduğundan mı yoksa bir önseziden mi bilinmez daha net duyabilmek için yaklaştı. İki sesten birinin kadın sesinin olduğunu net bir şekilde anladı. Ve diğer iniltinin sahibinin Thor olduğunu sezdi. Onun sesini iyice tanımıyordu. İçeride ne olduğunu anlıyordu ama o boğuk sesin Thor olduğundan o olduğunu söyleyemezdi. Kendiliğinden adımları oraya doğru gitti. Sessiz ve duygusuzdu. aldatılsa bile - bu tam anlamıyla aldatılmak sayılmazdı o Thor’u önemsemiyordu onu kıskanması mümkün değildi fakat içinde gücünün beslediği gurur kırıldı. onu kralın kızını başkası ile aldatmayı nasıl göze alabilirdi? o olduğunu görürse ne yapacağını bilmiyordu. ama korkusuzca kapı aralığına başını uzattı.