Birlikte evden çıktıklarında hava kararmak üzereydi ve yağmur çiseliyordu. Beste'nin tüm karşı çıkmalarına rağmen Çağatay onun Hazan'ın arabasıyla gitmesinde ısrarcı oldu. Adama göre ise incecik üstüyle, yorgun bedeniyle motor tepesinde enerji harcamasına gerek yoktu. - Sen uyumamışsın bile. Yorgun olduğun her halinden belli. O zaman sen de bizimle gel. Motoru bırak. Başka bir gün gelip alırsın. "Yarın sabah işe gideceğim Beste, ben onunla. İyiyim, merak etme. Uykulu hissetmiyorum." - Yorgun hissediyorsun yani? Bir buçuk saat uzun. Bizimle gel. "Zaman akıyor, on beş dakikadır bunu konuşuyoruz ve madem gelmemi istiyorsun şartım şu; arka koltukta tüm yol boyunca elim bacak aranda, ağzım da..." Onun ağzını kendi eliyle kapatan Beste, cümlesini bitirmesine izin vermedi. Onları pür dikkat

