Sapanca 🌸

1226 Words
Eren kahvesinden küçük bir yudum aldı, gözlerini Ada’dan ayırmadı. Onun dalgınlığını, parmaklarının fincanın kenarında oyalanışını fark etmişti. “Sen… iyi misin Ada?” dedi hafif bir endişeyle. “Aklın başka yerde gibi… Bir sorun mu var?” Ada başını hızla kaldırdı, yüzünde yapmacık bir tebessüm belirdi. “Yok, iyiyim… Nereden çıkardın?” dedi, ama sesindeki kırılganlık kendini ele veriyordu. Eren, onun gözlerindeki dalgalanmayı yakaladı. “Bilmem,” dedi omuzlarını silkerek, “bana sanki kafanı kurcalayan bir şey varmış gibi geliyor. Belki de yanılıyorumdur.” Ada elindeki kahveye baktı, bir an Eren’e doğru göz ucuyla bakıp hemen kaçırdı. İçinden geçenleri söylemek istiyordu ama kelimeler boğazında düğümlenmişti. İçinde biriken sıkıntıyı bastırmak istercesine sesini daha neşeli çıkarmaya çalıştı. “Peki…” dedi gözlerini Eren’e dikmeden, “bu sürpriz ziyareti neye borçluyuz?” Eren hafifçe kaşlarını kaldırdı, onun konuyu değiştirdiğini anlamıştı ama üzerine gitmedi. “Ne yani, insan komşusuna uğrayamaz mı?” dedi gülerek. Ada da gülümsemeye çalıştı. “Uğrar tabii ama akşam akşam kahve bahanesiyle çıkıp gelmek biraz… şey…” dedi, lafını yarım bırakarak omuzlarını silkti. Eren, onun bu tavrına karşılık hafifçe eğilip bakışlarını yakalamaya çalıştı. “İstersen geri gideyim.” Ada hemen ellerini salladı. “Hayır, saçmalama. Zaten kahve yaptım. Hem… iyi oldu aslında. Ben de sıkılmıştım tam zamanında geldin.” dedi hafifçe gülümseyerek. Eren kahvesinden bir yudum aldı, gözlerini Ada’dan ayırmadan gülümsedi. “Işıl, Ela’yı aramış,” dedi sakince. “Hafta sonu bir şeyler yapalım diye konuşmuşlar. Benim de aklıma farklı bir şey geldi… Sapanca mesela. Hep beraber hafta sonu kalmalı bir gezi yapsak, ne dersin?” Ada fincanı elinde tuttu, Eren’in teklifini sindirmeye çalışırken yüzüne sahte bir sakinlik oturttu. “Kalmalı mı?” dedi biraz şaşkın bir sesle. “Evet,” diye devam etti Eren, heyecanını gizleyemeden. “Hepimize iyi gelir. Doğa, göl kenarı, temiz hava… Hem biraz uzaklaşırsak kafamız da dağılır. Işıl, Ela, ben, sen… belki Alp de gelir.” Alp’in adı yine araya sıkışınca Ada’nın kalbi istemsizce hızlandı. Dudakları kıpırdasa da cevap vermekte zorlandı. İçinden deli gibi Alp’in de Sapanca’ya gelmesini diliyordu ama dili aynı şeyi söylemiyordu. Kararlı bir şekilde, “Alp’i çağırmayalım ya… gelmesin,“ dedi. Eren kaşlarını hafifçe kaldırdı, dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. “Aslında ben de çok ısınamadım ona,” dedi samimiyetle. ”Ne bileyim, bana biraz ukala gibi geliyor.” Ada, Eren’in bu beklenmedik sözleri karşısında şaşırdı; bir an için rahatlamış gibi hissetti. “Öyle mi? Senin böyle düşüneceğini hiç sanmazdım, “ dedi. Eren omuz silkti. “ Valla, hislerim bu yönde. Sen de istemiyorsan boşuna zorlamayalım. Bence Sapanca’da kafa dinleyeceğiz, keyfimiz kaçmasın.” Ada gülümsedi, gözlerinde biraz huzur vardı. “ Haklısın,” dedi. “Onu çağırmayalım, kendi aramızda daha güzel olur.” Bir süre sessizlikten sonra Eren fincanını masaya bıraktı, yüzündeki ciddiyet aniden belirginleşti. “ Peki ya o sapık hâlâ not gönderiyor mu?” diye sordu, sesi düşük ama kararlıydı. Ada bir an tereddüt etti, sonra Eren’in gözüne baktı; bu meseleyi gereksiz yere büyütmek istemiyordu ama aynı zamanda içindeki huzursuzluğuda bastıramıyordu. “Aramızda kalsın,” dedi. “Evet, hâlâ geliyor ama ben bir şey yaptım.” Eren merakla öne doğru eğildi. “ Mesela? “ Ada kısa, net bir cümleyle yanıtladı: “Kapıya küçük bir kamera taktım. Hareket algılıyor, koridoru ve Alp’in kapısını kapsıyor. Yakında kim olduğunu bulacağım.” Eren omuz silkerek ona güven veren bir tavırla karşılık verdi. “İyi yapmışsın. Ama bulunca sakın karşısına yalnız çıkma tamam mı? Beni çağırabilirsin hemen gelirim.” Ada hafifçe başını salladı, gözlerinde hem kararlılık hem de yorgunluk vardı. “Sağ ol,” dedi. Eren ayağa kalktı, üzerindeki hafif gerginliği bastırmak istercesine gülümsedi. “ Neyse, ben gideyim artık,” dedi. “Kahve için teşekkürler. Cumartesi hazır ol, kaçış yok.” Ada kapıya kadar uğurladı onu. “Tamam, “ dedi hafifçe gülümseyerek. “Görüşürüz.” Eren başıyla selam verip koridora çıktı, ayak sesleri uzaklaşırken Ada kapıyı yavaşça kapattı. İçeride derin bir sessizlik kaldı; masanın üzerinde duran kahve fincanı ve köşede duran kamera kutusu Ada’ya bakıyordu sanki. İçinde garip bir his vardı: Hem yaklaşan hafta sonunun heyecanı hem de kapının önüne bırakılan o uğursuz hediyelerin yarattığı ürperti. ******** Cumartesi sabahı Ada yatağında gülümseyerek gözlerini açtı. Yorganı bir kenara attı, uzun zamandır ilk kez böyle hafif hissediyordu. Güneş perdenin arasından içeriye dans eder gibi sızıyor, odanın içine sıcak bir huzur yayıyordu. “Hafta sonu kaçamağı başlıyor!” diye mırıldandı kendi kendine, sanki çocukça bir heyecan içindeydi. Küçük çantasını dün akşamdan hazırlamıştı bile. İçine birkaç kıyafet, kitabı, kulaklığı ve sevdiği parfümünü koymuştu. Çantanın fermuarını kontrol ederken mutfağa geçti, hızlıca kahve makinesini çalıştırdı. Bugün hiçbir şeyin tadını kaçırmasına izin vermeyecekti. Tam kahvesini bardağa doldururken telefonu çaldı. Ekranda Işıl yazıyordu. “Günaydın doğa tatili kraliçesi!” dedi Işıl’ın neşeli sesi. Ada kahvesinden bir yudum alıp gülerek cevapladı: “Günaydın! Ne haber?” “Beş dakikaya kapındayım. Hazır ol, seni sürükleyerek götürmek istemem!” Ada kahkaha attı. “Merak etme, çantam hazır. Gel bakalım, yol arkadaşım!” Telefonu kapattığında kalbinde tatlı bir kıpırtı vardı. Tatilin heyecanı tüm bedenini şimdiden sarmıştı. Kahvesini bitirdikten sonra odasına geçti üzerine eşofman takımını giydi, saçlarını at kuyruğu topladı ve çok hafif bir makyaj yaptı. Beş dakika geçmeden kapı çaldı. Ada hızlı adımlarla kapıya gitti, Işıl her zamanki enerjisiyle oradaydı, elinde küçük bir sırt çantası ve büyük bir gülümseme. Ardından Eren ve Ela da geldiler; ellerinde çantalarıyla neşeli bir şekilde gülümsüyorlardı. “Günaydın! Hazır mısınız hafta sonuna?” dedi Işıl, heyecanla. “ Hazırız, hadi bakalım! “ diye cevapladı Ada, kendi heyecanını gizleyemeden. “Ben de sabırsızlanıyorum, Sapanca’ya varınca ilk iş ne yapacağız bakalım? “ diye ekledi Ela, hafif bir espriyle. “Yolculuk boyunca plan yaparız, ama önce yola çıkalım! “ dedi Eren. Dört arkadaş birlikte apartmanın önünden arabaya bindiler. Güneşin sıcak ışıkları caddeyi aydınlatıyor, hafif bir rüzgâr yüzlerini okşuyordu. Ada adımlarını hızlandırdı; sanki hafta içi tüm sıkıntıları ardında bırakıyor gibiydi. Işıl arabayı sürerken gülerek: “Hazır olun, ben sürprizleri seviyorum!” “Sürpriz mi?” diye sordu Ada, merakla kafasını çevirerek. “Sabret! Her şey yolunda, sadece keyfini çıkar!” diye yanıtladı Işıl, gizemli bir tonla. Ada içinden mırıldandı: “Bu hafta sonu tüm stresimden kurtulacağım, umarım hiç aksilik çıkmaz.” Yol boyunca araba neşeyle doluydu. Işıl direksiyonda, kahkahası arabanın içinde yankılanıyordu. Eren arabanın arkasındaki koltukta Ela ile sohbet ediyor, Ada ise ön koltukta hem manzarayı izliyor hem de arkadaşlarının enerjisine karışıyordu. “ Sapanca’ya varınca ne yapacağız önce? “ diye sordu Ada, hafif bir heyecanla. “ Ben öneriyorum, göl kenarında bir yürüyüş, sonra kahvaltı keyfi! “ dedi Ela gülerek. “Evet! Sonra belki bisiklet kiralar, küçük bir tur atarız, hem spor hem eğlence olur! “ diye ekledi Eren. “ Tamam ama önce benim sürprizimi unutmayın!” dedi gizemli bir tonla Işıl. Ada gülümsedi, “İşte buna ihtiyacım vardı, hafta içinin tüm stresini böyle bir hafta sonu ile temizlerim” diye düşündü. Hava açık, güneş gölde parlıyor, ağaçların yeşili göz alıyordu. Yol boyunca küçük espriler, muzip bakışlar ve şakalaşmalarla zaman su gibi akıyordu. Sapanca’ya vardıklarında arabayı göl kenarındaki küçük park yerine çektiler. Rüzgâr hafifçe esiyor, suyun üzerindeki yansımalar göz alıcıydı. Ada derin bir nefes aldı, “İşte burda, kafamı tamamen boşaltabilirim” diye düşündü. Işıl hemen çantaları alıp: “ Haydi bakalım, önce yürüyüş! Göl kenarında kahvaltı için güzel bir yer bulacağız! “ dedi neşeyle. “Sürprizini göreceğiz bakalım! “ diye mırıldandı Ada, Işıl’a bakarak. Dört arkadaş göl kenarında yürümeye başladılar, birbirlerine takılıyor, espriler yapıyor ve arada fotoğraf çektiriyorlardı. Ada içten içe, bu hafta sonunun sadece eğlence değil, aynı zamanda Alp’le olan karmaşasını da bir süreliğine unutturacağını düşündü.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD