Mihriban 1 Bölüm

1129 Words
Kader! İnsanın hayatında gücü yetemediği belkide başarılı olamadığı tek şey kaderdi. Gece saat 04.00 kadar uyumamış gözüne gram uyku girmemişti. Verdiği ani kararın altında ezildikçe eziliyor. Sanki boğuluyor gibi hissediyordu. Söz ağızdan bir kere çıkmıştı. Sabaha kadar bunları düşünüp durmuş sonunda uykuya dalmıştı. Taki annesinin yorganı üstünden atıp eli belinde ona bakana kadar. "Mihriban kalk kızım" annesinin merhamet kokan sesiyle başını yastığa daha çok gömdü. "Anne ya beş dakika daha lütfen" gözünden uyku akıyordu. "Kalk kız sanki beni istemeye gelecekler yarın" Offf başına ciddi bela almıştı. "Anne ya sabahın daha körü kargalar bile bokunu yemedi." Seniha hanım kas çatıp ayağında ki terliği eline aldı. "10 saniye içinde uyandın uyandın uyanmadın abini çağırırım kızım" dedi zira Asaf kardeşini seve seve kaldırırdı. "Of anne ya of tamam uyandım" diyip direkt banyoya girdi. Rutin işlerini halledip tekrar odasına geçti. Annesi odayı toplamış hüzünle kızına bakıyordu. "Gel bakayım şuraya ana kız konuşalım biraz" Mihriban itiraz etmeden yatağın ucuna oturdu. "Anne soru sormasan" çünkü korkuyordu. Aşk dediği o duyguyu kalbine gömecekti. "Mihriban kızım üç gün önce koşa koşa gelip babana haftasonu Dinçer ve ailesi beni istemeye gelecek dedin ses etmedik abin öfkeden kudurdu. Baban zor zabdetti tanırız biliriz o aileyi iyidir hoşdur da söz hangi ara görüştünüz sevgili oldunuz" Merak ediyordu. "Anne okulumun bitmesine üç ay var. Sen demez misin seni isteyen çok evlen yuvanı kur diye merak etme okul bitmeden düğün olmaz ki ben kararlıyım Dinçeri seveceğim benim için en doğru kişi o" nedense buna kalpten inanıyordu. Ömerle son konuşmaları, ona veda edişi Dinçerin teklifi kabul etmesinin üstünden sadece bir kaç gün geçsede verdiği karardan pişmanlık duymuyordu. "Sen nasıl uygun görürsen kızım hadi inelim aşağı abinle Ömer bekliyor. Ha unutmadan Dinçer oğlum aradı telefonun kapalıymış, bir saate burada olacak oda söz yüzüğü bakmaya gideceksiniz" İsteme olurken sözde takılacaktı. "Şarjı bitmişti açarım şimdi" aşağıdan gelen seslerle yüzü buruştu. "Mihriban ana hadi sizi bekliyoruz iki saattir. Öldük açıklıktan" abisi yine formundaydı. "Delirdi yine bu ana hem Ömer abi niye gelmiş" yavaş yavaş soğuyordu. "O ne demek kız ikinci evi burası hadi gidelim Serpil teyzende gelecek" Ömerin annesi pek severdi. "Tamam anne" diyebilmiş ardından anne kız odadan çıkıp mutfağa girmişlerdi. Ömer ve Abisi kurulu masaya oturmuş aralarında sohbet ediyordu. Peki ama kalbi neden eskisi gibi hızlı atmıyor yada heyecan yapmıyordu. Asaf ondan iki yaş küçük kardeşine baktı. Onun arkadaşı Ömere olan duygularını biliyordu. Lakin bu iş olmazdı ikisi yasak elmalıydı. Ömer zehirli elmanın adını veriyordu. Kardeşini bile bile ateşe atacak kadar kafayı yememişti. "Bacım çay doldur bize ağaç olduk" Mihriban abisinin sözüyle ocağın başına geçip çaydanalıģı eline aldı. "Dinçer geliyormuş sen hala ayıcıklı pijamayla geziyorsun" Kerem kardeşiyle uğraşmayı seviyordu. Mihribanın yanakları al al olurken, bu durumdan hoşnut olmayan biri vardı. "Abi ya uğraşma benimle bekler içeride ne olmuş hem sen söyle bakalım dün ne konuştun sözlümle" abisinden çekinmezdi. "Ne konuşcam kızım ya bacımı üzersen kafanı kırarım senin dedin zaten efendi çocuk Allah var şimdi zenginim diyen asalaklardan değil ne yalan diyim daha bu mahalleye taşınır taşınmaz bize ilk yardım elini uzatan onlar oldu." Yalan değildi doğruydu. "Ee Dinçer ne dedi" safi merakla soruyordu. "Ne mi dedi aynen şunu dedi Alacama gözüm gibi bakacağım için rahat olsun" Keyifli sesiyle cevab vermişti. "14 yaşımdan beri vazgeçmedi Alaca demekten" çocukluğu burada geçmiş sayılırdı. "Seviyor seni çocuk" Annesi lafa atlamış karşılık vermişti. "Biliyorum annem" hem konuşuyorlar hem kahvaltı ediyorlardı. Tek susan Ömer Selimdi. "Ömer Serpil teyzem sana yine öfkeli babanda öyle yine limiti aşıp Seline hediye almışsın" o kızı gram sevmiyordu. "Doğum günü hediyesi abarttılar bizimkiler." Gözü hala çayını içen Mihribandaydı. "Hadi ya beş bin liralık ne aldın" içtiği çay genzine kaçmış öksürük krizi tutmuştu. "Helal kızım helal" kızının sırtına vuran Seniha hanım oğluna ayıplar bakışlar atıyordu. "Sanane oğul sanane senin paran mı sanki" annesine gülücük atan Kerem tekrar dostuna döndü. "Neyse ne senin paran senin harcın ama dikkat et o kız sülüğün teki Mihribanın okul arkadaşı olmasa eve bile sokmam" o kızı ne zaman görse şeytan dürtmüş gibi irkiliyordu. "Asaf yeter düzgün konuş yakında karım olacak" keskin sesi net cevap vermişti. "Hah iyi al koynuna ne halt edersen et seni düşünende kabahat" dişlerinin arasından tıslamıştı. Bir kez daha emin oldu Ömer Mihriban için doğru kişi değildi. Çalan kapı zili hararetli konuşmayı bölmüştü. "Kalk kız bak nişanlın geldi al içeri çay içsin" abisinin onay kokan sesiyle kalkıp kapıyı açtı. Dinçer giydiği siyah spor kıyafetlerin içinde oldukça şık ve yakışıklı görünüyordu. "Hoşgeldin Dinçer geç içeri" Bal rengi harelerinde sevgi taşmıştı. "Hoşbuldum güzelim" akın akın iniyordu yüreğine. "Geçsene içeri abim seni bekliyor." Dinçer hızla göz atıp Mihriba'nın yanağı ve dudağı arasına küçük bir buse kondurdu. "Şimdi hoşbuldum işte" diyip hızla eve girip mutfağa adımlamıştı. Mihriban eli dudağında öylece bakıyordu. Ne düşüneceğini ne hissedeceğini kesinlikle bilmiyordu. Ömer yalan sevdası dün gece boyu düşünmüş ona olan aşkını gözden geçirmişti. Vardığı tek sonuç koca bir hayranlık olmuştu. Mihriban duygularını kalbine gömüp üstüne toprak atmıştı. Olmayınca olmuyordu zorlamak sadece küçültürdü. Üstünü değiştirmek için odasına çıkmış hızlıca yeşil kışlık triko elbisesini giyip hafif 'de makyaj yaparak tekrar mutfağa girmişti. Dinçer annesinin yaptığı pişiyi afiyetle mideye indiriyordu. Gözleri Ömere takıldı deli deli Dinçere bakıyordu. "Yavaş ye boğulacaksın" katı sesiyle ortama atılan Ömer sessizliği bozdu. "Boğulmam merak etme sen Ömer abi" kendinden sadece üç yaş büyüktü. Ömer Selim öfkelense dahi belli etmedi. Mihriban ise şaşkınlık içinde iki adamın atışmasını izliyordu. Hayır yani bu adamın derdi neydi nasıl aşık olmuştu. Kalpti bu ya ota ya boka konuyordu. Ömer o ne istediğini bilmeyen dengesiz adamın tekiydi. "Dinçer ben hazırım" Kerem ise dikkatle izliyor analiz yapıyordu. "Tamam gidelim Asaf abi iznin olursa Mihribanı akşam yemeğine götürmek istiyorum." Evlilik teklifi yapacaktı. "Olur ama geç kalmayın" izin verse dahi uzaktan izleyecekti. "21.00 da getiririm abi" saygısını bozmadan cevap vermiş son lokmayı yiyip ayaklanmıştı. "Ha Ömer Selini gördüm Güneş kafede" demiş ardından susmuştu. "Eee yani" Ömer gayet sakindi. "Dikkatimi çekti yanında orta yaşlarda bir adam vardı. Babası değildi yanlız neyse ben diyim de sana" Mihribanın kolundan çekip evden ayrılmıştı. Geride sinirden kuduran bir adet Ömer Selim bırakarak. "Neden Selini gördüğünü söyledin Dinçer" kavga çıkmazsa iyiydi. "Ya kör bu Ömer yada salak o kızın gerçek yüzünü görmeli dostumun bile bile ateşe atılmasını izleyecek adam değilim Alacam" "Ah Dinçer inanmaz ki bize" "Keyfi bilir ben uyardım onu kaç defa hem boşver onu Mihriban elini tutsam doya doya dolaşsak bugün seninle " izin mi alıyordu o? "Dinçer izin almana gerek yok" yakında kocası olacaktı. "Can özüm sevsem seni saklasam kalbimin en güzel yerine baksam hasret kaldığım güzel kara gözlerine" utançla baktı. "Biliyor musun Alacam 24 yıllık hayatımda annemden sonra beni kendine bağımlı kılan tek kadın sensin" şöyle bir etrafa göz attı kimseler yoktu. "Dinçer ben ne diyeceğimi bilmiyorum" Ne diyebilirdi ki! "Sevdireceğim kendimi nasıl benim kalbim senin için atıyorsa seninkide benim için atacak" tekrar bu kez alnına öpücük kondurdu. Gözlerini kapatan Mihriban kalbine akın eden sıcaklığa engel olamadı. Onları öfkeyle izleyen bir çift kara gözden habersizdiler... BÖLÜM SONU..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD