Aradan üç dört ay geçmişti. Hayat yavaş yavaş normale dönmüştü. Demir tamamen iyileşmişti. İşine tekrar dönmüştü ama artık eskisi kadar kendini tehlikeye atmıyordu. Çünkü artık sadece kendisi için değil, Derin ve bebeği için de yaşıyordu. Derin Hanoğlu ise hamileliğinin altıncı ayına girmişti. Karnı artık belirginleşmişti. Yürürken Demir hemen yanında oluyordu. O sabah Derin aynanın karşısında karnına bakarak gülümsüyordu. Demir arkasından gelip ona sarıldı. “Ne düşünüyorsun?” Derin gülümseyerek karnını okşadı. “Bugün bebeğimizin kız mı erkek mi olduğunu öğreneceğiz.” Demir heyecanlı görünüyordu. “Ben sabaha kadar uyuyamadım.” Derin ona bakıp güldü. “Bu kadar heyecanlanmana gerek yok.” Demir eğildi ve Derin’in karnını öptü. “Bu benim çocuğum.” Tam o sırada kapı çaldı. Derin

