Birkaç gün sonra mahkeme sabahı geldi.
Derin büroda aynanın karşısında cübbesini düzeltiyordu. Masanın üzerindeki dosya kalındı; sayfaların arasında notlar, işaretler vardı.
Demir kapıya yaslanmış onu izliyordu.
“Hazır mısın?” diye sordu.
Derin derin bir nefes aldı.
“Hazırım.” dedi ama sesi yine de biraz gergindi.
Demir masadan dosyayı aldı.
“Bugün sadece bir dava değil.” dedi. “Biliyorum.”
Derin ona baktı.
“Evet.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Demir biraz yaklaşıp yumuşak bir sesle konuştu:
“Ama unutma… bugün orada tek başına değilsin.”
Derin başını salladı.
Birlikte adliyeye gittiler. Koridor kalabalıktı. Avukatlar, müvekkiller, polisler… herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyordu.
Derin ve Demir mahkeme salonunun önünde durdu.
Demir kapının üzerindeki yazıya baktı:
“3. Ağır Ceza Mahkemesi.”
Derin’in kalbi hızlandı.
Tam o sırada karşı taraftan biri yürüyerek geldi.
Derin onu görünce durdu.
Demir de fark etti.
Genç bir kadın, siyah cübbesiyle dosyaları kolunun altında taşıyordu.
Ece.
Ece onları görünce kısa bir an durdu.
“Demir…” dedi şaşkınlıkla.
Sonra Derin’e baktı.
“Demek karşı taraftasınız.”
Demir kaşlarını çattı.
“Bu davayı sen mi alıyorsun?”
Ece başını salladı.
“Evet.” dedi sakin bir sesle.
“Müteahhitin avukatıyım.”
Derin’in gözleri bir an sertleşti.
“Yani yıkılan binanın sorumluluğunu savunuyorsun.” dedi.
Ece omuz silkti.
“Ben sadece müvekkilimi savunuyorum.”
Demir Derin’e baktı. Onun gerginliğini hissedebiliyordu.
Ece tekrar konuştu:
“Bugün zor bir duruşma olacak.”
Derin dosyasını sıkıca tuttu.
“Ben hazırım.” dedi.
Ece hafif bir gülümseme verdi.
“Mahkemede görüşürüz.”
Ve içeri girdi.
Kapı kapandı.
Koridorda birkaç saniye sessizlik oldu.
Demir Derin’e baktı.
“İyi misin?”
Derin başını kaldırdı. Gözleri kararlıydı.
“Evet.”
Sonra kapıya doğru yürüdü.
“Çünkü bugün… adalet için buradayım.”
Demir de onun yanında yürüdü.
Mahkeme salonunun kapısı açıldı.
Ve ikisi birlikte içeri girdiler. ⚖️
Mahkeme salonu doluydu. Hakim kürsüde yerini almıştı. Herkes ayağa kalktı, sonra tekrar oturdu.
Derin ve Demir masalarına oturdu. Karşı tarafta Ece dosyalarını düzenliyordu. Müteahhit de yanında oturuyordu; yüzünde gergin ama kendinden emin bir ifade vardı.
Hakim dosyaya baktı.
“Dosya numarası 2025/184… Depremde yıkılan bina ile ilgili ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme davası.”
Salon sessizleşti.
Hakim başını kaldırdı.
“Davacı taraf hazır mı?”
Derin ayağa kalktı.
“Hazırız sayın hakim.”
Demir de yanında ayağa kalktı.
Hakim başını salladı.
“Sanık taraf?”
Ece ayağa kalktı.
“Hazırız sayın hakim.”
Hakim kısa bir süre dosyayı inceledi.
“Davacı tarafın beyanını dinleyelim.”
Derin dosyasını aldı ve kürsüye doğru yürüdü. Kalbi hızlı atıyordu ama sesi kararlıydı.
“Sayın hakim,” diye başladı.
“Bu dava sadece bir bina davası değildir.”
Salon tamamen sessizdi.
Derin devam etti:
“Bu dava, ihmallerin insanların hayatına mal olduğu bir gerçeğin davasıdır.”
Dosyadan bazı sayfalar çıkardı.
“Bilirkişi raporlarına göre binanın taşıyıcı kolonlarında eksik demir kullanılmıştır. Ayrıca projeye aykırı değişiklikler yapılmıştır.”
Salonda hafif bir uğultu oldu.
Derin sözlerini sürdürdü.
“Bu ihmaller sonucu bina depremde tamamen yıkılmış ve birçok insan hayatını kaybetmiştir.”
Demir onu dikkatle izliyordu.
Derin son cümlesini söyledi:
“Adaletin yerini bulması için sorumluların hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz.”
Hakim başını salladı.
“Sanık taraf?”
Ece ayağa kalktı.
“Sayın hakim, karşı tarafın iddialarını kabul etmiyoruz.” dedi sakin bir sesle.
“Deprem olağanüstü bir doğal afettir. Müvekkilimin doğrudan sorumluluğu olduğuna dair kesin bir kanıt bulunmamaktadır.”
Derin’in yüzü sertleşti ama sessiz kaldı.
Hakim dosyaya baktı.
“Sanığın dinlenmesine geçiyoruz.”
Müteahhit ayağa kalktı.
Hakim sordu:
“Binanın yapım sürecinde projeye aykırı bir işlem yaptınız mı?”
Adam başını salladı.
“Hayır sayın hakim.”
Derin hemen ayağa kalktı.
“Sayın hakim, sanığa soru sormak istiyorum.”
Hakim başını salladı.
“Buyurun.”
Derin müteahhite doğru döndü. Gözleri çok ciddiydi.
“Binanın kolonlarında kullanılan demirin proje raporunda belirtilenden daha az olduğunu biliyor muydunuz?”
Adam kısa bir an durdu.
“Hayır.”
Derin ikinci soruyu sordu:
“Peki neden şantiye kayıtlarında demir teslimatının eksik olduğu görülüyor?”
Adamın yüzündeki ifade değişmeye başladı.
Salon yeniden sessizleşti.
Demir Derin’e baktı. Onun giderek daha güçlü konuştuğunu fark ediyordu.
Bu sorgu davanın gidişatını değiştirebilirdi. ⚖️
Mahkeme salonu sessizdi. Herkes Derin’e bakıyordu.
Derin bir adım daha öne çıktı ve elindeki dosyadan bir belge çıkardı.
“Sanığa bir soru daha sormak istiyorum, sayın hakim.”
Hakim başını salladı.
“Sorabilirsiniz.”
Derin belgeyi havaya kaldırdı.
“Bu şantiye teslim tutanağı.” dedi.
“Ve burada teslim edilen demir miktarı proje raporundaki miktardan daha az görünüyor.”
Müteahhitin yüzü gerildi.
“Bu belgeyi hatırlıyor musunuz?”
Adam kısa bir an durdu.
“Hayır… hatırlamıyorum.”
Derin hemen cevap verdi.
“Hatırlamıyor musunuz, yoksa hatırlamak istemiyor musunuz?”
Salonda hafif bir uğultu yükseldi.
Hakim masaya hafifçe vurdu.
“Salon sessiz olsun.”
Derin devam etti.
“Çünkü bu belgede sizin imzanız var.”
Belgeyi hakime uzattı.
Hakim gözlüğünü takıp dikkatle inceledi.
Sonra başını kaldırdı.
“Sanık… bu imza size mi ait?”
Müteahhit tereddüt etti.
“Evet… bana ait.”
Derin hemen konuştu.
“Yani eksik demir teslim edildiğini biliyordunuz.”
Adam hızla cevap verdi.
“Hayır! O sadece tedarik sorunu yüzündendi. Sonradan tamamlanacaktı.”
Derin kaşlarını kaldırdı.
“Peki tamamlandı mı?”
Adam sustu.
Salon tamamen sessizleşti.
Derin son sorusunu sordu:
“Tamamlanmadı, değil mi?”
Adam cevap veremedi.
Demir masadan Derin’i izliyordu. Gözlerinde gurur vardı.
Hakim birkaç saniye düşündü.
“Sanığın beyanları ve sunulan belge dosyaya eklenecek.” dedi.
Sonra tokmağı hafifçe vurdu.
“Bir sonraki duruşma için bilirkişi raporunun yeniden incelenmesine karar verilmiştir.”
Duruşma bitince insanlar yavaş yavaş salondan çıkmaya başladı.
Derin masada birkaç saniye oturdu. Sanki bütün enerjisi bir anda boşalmıştı.
Demir yanına geldi.
“Harikaydın.” dedi.
Derin başını kaldırdı.
“Gerçekten mi?”
Demir gülümsedi.
“Onu köşeye sıkıştırdın.”
Derin derin bir nefes aldı.
“Bu daha başlangıç.” dedi.
Demir başını salladı.
“Evet.”
Sonra hafifçe ekledi:
“Ve bu davayı kazanacağız.” ⚖️Adliye koridoru yavaş yavaş boşalıyordu. İnsanlar dağılıyor, ayak sesleri koridorda yankılanıyordu.
Derin dosyalarını topladı ama hâlâ biraz dalgın görünüyordu.
Demir onun yanında durdu.
“Bugün gerçekten çok iyiydin.” dedi.
Derin başını hafifçe salladı.
“Bilmiyorum… içimde hâlâ bir şey eksik gibi.”
Demir kaşlarını çattı.
“Nasıl yani?”
Derin dosyayı kapattı.
“Sanık bir şey saklıyor.” dedi. “Sadece eksik demir meselesi değil.”
Demir düşündü.
“Ben de aynı şeyi hissettim.”
Tam o sırada arkalarından bir ses geldi.
“Demir.”
İkisi de dönüp baktı.
Ece koridorda duruyordu. Cübbesini koluna almıştı.
Derin’in yüzü biraz sertleşti.
Ece birkaç adım yaklaştı.
“Bugün iyi bir sorguydu.” dedi Derin’e bakarak.
Derin kısa bir cevap verdi.
“Teşekkür ederim.”
Ece bir an sessiz kaldı. Sanki bir şey söylemek istiyordu ama tereddüt ediyordu.
Sonunda konuştu.
“Size bir şey söylemem lazım.”
Demir kaşlarını kaldırdı.
“Ne hakkında?”
Ece etrafa baktı. Koridorda kimse kalmamıştı.
Sesi biraz alçaldı.
“Bu dava… düşündüğünüzden daha kirli.”
Derin dikkatle ona baktı.
“Ne demek istiyorsun?”
Ece dudaklarını sıkıp kısa bir nefes aldı.
“Ben müteahhitin avukatıyım… ama bazı şeyler bana da mantıklı gelmiyor.”
Demir şaşırdı.
“Mesela?”
Ece çantasından küçük bir dosya çıkardı.
“Şantiye denetim raporları.” dedi.
Dosyayı Derin’e uzattı.
Derin sayfaları açtı.
Gözleri büyüdü.
“Bu… belediye denetimi.”
Ece başını salladı.
“Evet.”
Derin hızla sayfaları çevirdi.
“Burada ‘bina güvenli’ yazıyor.”
Demir hemen fark etti.
“Yani denetim sahte olabilir.”
Ece yavaşça konuştu.
“Ya sahte… ya da biri göz yumdu.”
Koridor bir anda ağır bir sessizliğe büründü.
Derin dosyayı kapattı.
“Eğer bu doğruysa…”
Demir cümleyi tamamladı:
“Bu işin içinde başka insanlar da var.”
Ece başını salladı.
“Evet.”
Sonra Derin’e baktı.
“Bu dava sadece bir müteahhit davası değil.”
Derin’in gözlerinde yeniden o kararlı ifade ortaya çıktı.
“Öyleyse…” dedi.
Demir de ona baktı.
Derin dosyayı sıkıca tuttu.
“Gerçeği ortaya çıkaracağız.” Adliye koridorundaki konuşmadan sonra üçü de bir süre sessiz kaldı.
Derin elindeki dosyayı sıkıca tutuyordu. Gözleri sayfaların üzerindeki imzalara takılmıştı.
“Bu raporu kim hazırlamış?” diye sordu.
Ece sayfayı işaret etti.
“Belediyenin yapı denetim birimi.”
Demir hemen yaklaşıp belgeye baktı.
“İmza… denetim müdürüne ait.”
Derin kaşlarını çattı.
“Yani bina güvensiz olmasına rağmen ‘güvenli’ raporu verilmiş.”
Ece başını salladı.
“Ve bu rapor olmadan bina kullanım izni alamazdı.”
Demir düşünceli bir şekilde konuştu.
“Yani biri ya rüşvet aldı… ya da bilerek görmezden geldi.”
Derin’in gözleri sertleşti.
“Kaç insanın hayatı bunun yüzünden bitti.”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Derin dosyayı kapattı.
“Bu rapor mahkemeye sunulursa dava tamamen değişir.”
Ece hemen konuştu.
“Ama bir sorun var.”
Demir ona baktı.
“Ne sorunu?”
Ece derin bir nefes aldı.
“Bu rapor resmi dosyada yok.”
Derin şaşırdı.
“Nasıl yani?”
“Mahkemeye sunulan dosyada bu denetim raporu bulunmuyor.”
Demir hemen anladı.
“Yani biri dosyadan çıkarmış.”
Ece başını salladı.
“Evet.”
Derin’in kalbi hızlandı.
“Demek ki birileri gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor.”
Demir ciddi bir sesle konuştu.
“Bu iş düşündüğümüzden daha büyük.”
Ece dosyayı tekrar Derin’e verdi.
“Ben bunu size vermemiş sayılırım.” dedi.
Derin ona baktı.
“Neden bize yardım ediyorsun?”
Ece birkaç saniye sustu.
Sonra dürüstçe cevap verdi.
“Çünkü bu davada gerçekten suçlu olan kişinin ortaya çıkmasını istiyorum.”
Derin yavaşça başını salladı.
“Biz de.”
Demir dosyayı çantasına koydu.
“Bu belgeyi incelememiz lazım.”
Derin kararlı bir sesle konuştu.
“Ve bu imzayı atan kişiyle konuşacağız.”
Demir kaşını kaldırdı.
“Denetim müdürü mü?”
Derin başını salladı.
“Evet.”
Sonra ekledi:
“Yarın sabah belediyeye gidiyoruz.”
Demir hafifçe gülümsedi.
“Sanırım birileri için zor bir gün olacak.”
Derin’in gözlerinde kararlı bir ışık vardı.
“Adalet bazen geç gelir…” dedi.
“ama sonunda gelir.”