Ertesi gün sabah ev oldukça hareketliydi.
Bugün Dicle ve Emre’nin düğün günüydü.
Derin aynanın karşısında hazırlanıyordu. Üzerinde zarif bir elbise vardı. Bir yandan da küçük Ela beşiğinde yatıyor, etrafına merakla bakıyordu.
Derin bebeğine gülümseyerek yaklaştı.
“Bugün halan evleniyor.”
Tam o sırada kapı açıldı. Demir içeri girdi. Üzerinde siyah bir takım elbise vardı.
Derin onu görünce gülümsedi.
“Çok yakışıklı olmuşsun.”
Demir de ona bakarak gülümsedi.
“Sen de çok güzelsin.”
Sonra Ela’nın yanına gidip küçük kızın yanağını öptü.
“Babası seni düğüne götürecek.”
Ela küçük bir ses çıkarınca Demir güldü.
“Bak konuşuyor.”
Derin de gülüyordu.
Düğün Salonu
Akşam olduğunda herkes düğün salonuna gelmişti. Salon ışıklarla süslenmiş, masalar hazırlanmıştı. Hafif bir müzik çalıyordu.
Demir, Derin ve Ela da salona geldiler.
Derin Ela’yı kucağında tutuyordu.
Bir süre sonra müzik değişti ve herkes kapıya baktı.
Kapı açıldı.
İçeri Dicle girdi.
Üzerinde beyaz, zarif bir gelinlik vardı. Saçları dalga dalga omuzlarına düşüyordu. Çok mutlu görünüyordu.
Demir kız kardeşini görünce gülümsedi.
Derin hayranlıkla fısıldadı:
“Çok güzel olmuş.”
Dicle yavaş yavaş yürüyerek nikâh masasının yanına geldi.
Biraz sonra Emre de onun yanına geçti.
Nikâh memuru konuşmaya başladı.
“Sayın misafirler… bugün burada Dicle Çelikoğlu ve Emre Yılmaz’ın evlilik akdini gerçekleştirmek için toplandık.”
Salon tamamen sessizleşmişti.
Nikâh memuru önce Emre’ye döndü.
“Emre Yılmaz… Dicle Çelikoğlu’nu eş olarak kabul ediyor musunuz?”
Emre hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
“Evet.”
Salonda alkışlar yükseldi.
Sonra nikâh memuru Dicle’ye döndü.
“Dicle Çelikoğlu… Emre Yılmaz’ı eş olarak kabul ediyor musunuz?”
Dicle gözleri dolu dolu Emre’ye baktı.
Sonra gülümseyerek söyledi:
“Evet.”
Nikâh memuru gülümseyerek konuştu.
“Ben de sizleri karı koca ilan ediyorum.”
Salon alkışlarla doldu.
Emre ve Dicle birbirlerine sarıldılar.
Derin mutlulukla onları izliyordu.
Demir ise küçük Ela’yı kucağına almıştı.
Kızına bakarak fısıldadı:
“Bak… halan evlendi.”
Ela küçük bir gülücük attı.
Müzik tekrar başladı.
Artık kutlama ve dans zamanıydı. Nikâh kıyıldıktan sonra salon alkışlarla dolmuştu. Herkes ayağa kalkmış, Dicle Çelikoğlu ve Emre Yılmaz’ı tebrik ediyordu. Müzik biraz daha yükseldi ve düğün salonunun ışıkları yumuşadı.
Emre gülümseyerek Dicle’nin elini tuttu.
“Artık gerçekten karı kocayız.”
Dicle heyecanla güldü.
“Evet… hâlâ inanamıyorum.”
Tam o sırada Demir yanlarına geldi. Kucağında küçük Ela vardı.
Demir kız kardeşine bakıp gülümsedi.
“Mutlu musun?”
Dicle’nin gözleri doldu.
“Çok mutluyum abi.”
Demir eğildi ve kardeşine sarıldı.
“Her zaman mutlu ol.”
Sonra Emre’ye döndü.
“Artık sana emanet.”
Emre ciddi ama sıcak bir sesle cevap verdi.
“Merak etme abi.”
Derin de yanlarına geldi. Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı.
“Çok güzel bir çift oldunuz.”
Dicle hemen Derin’e sarıldı.
“Sen de benim için çok özelsin.”
Derin gülerek cevap verdi.
“Artık resmi olarak aile olduk.”
İlk Dans
Bir süre sonra müzik değişti. Salonun ortasındaki ışıklar biraz kısıldı.
Sunucu mikrofondan konuştu:
“Şimdi gecenin en güzel anlarından biri… gelin ve damadın ilk dansı.”
Herkes alkışladı.
Emre Dicle’nin elini tuttu ve dans pistine doğru yürüdüler.
Yavaş bir müzik başladı.
Dicle başını Emre’nin omzuna yasladı.
“Çok heyecanlıyım.”
Emre gülerek fısıldadı.
“Ben de.”
Yavaşça dans etmeye başladılar.
Masalarda oturan herkes onları izliyordu.
Derin de Demir’in yanında oturmuştu. Ela kucağında uyumaya başlamıştı.
Derin fısıldadı:
“Çok güzel bir düğün.”
Demir başını salladı.
“Evet.”
Sonra Derin’e baktı.
“Bizim düğünümüzü hatırlıyor musun?”
Derin hafifçe gülümsedi.
“Nasıl unutabilirim?”
Demir gülerek Ela’ya baktı.
“O zaman bu küçük hanım yoktu.”
Derin bebeğinin saçlarını okşadı.
“Şimdi var.”
Bir süre sonra
Dans bittikten sonra herkes tekrar alkışladı.
Dicle ve Emre masaların arasında dolaşarak misafirlerle konuşmaya başladılar.
Dicle bir ara Demir’in yanına geldi.
Ela’ya baktı.
“Benim küçük yeğenim.”
Demir gülümsedi.
“Halası evlendi.”
Dicle eğilip Ela’nın minik elini tuttu.
“Sen büyüdüğünde ben sana anlatırım bugünleri.”
Derin gülerek konuştu.
“O zaman Ela koşuyor olur.”
Dicle kahkaha attı.
“Evet.”
Pasta Kesimi
Bir süre sonra düğün pastası getirildi.
Büyük, beyaz ve üç katlı bir pastaydı.
Herkes tekrar alkışladı.
Emre bıçağı aldı ve Dicle’nin elini tuttu.
“Hazır mısın?”
Dicle gülerek başını salladı.
“Hazırım.”
Birlikte pastayı kestiler.
Salon tekrar alkışlarla doldu.
Gecenin ilerleyen saatleri
Müzik hızlandı, insanlar dans etmeye başladı.
Demir bir süre sonra Derin’in elini tuttu.
“Dans edelim mi?”
Derin Ela’ya baktı.
“Ela uyuyor.”
Demir gülümseyerek bebeği dikkatlice bebek arabasına koydu.
“Şimdi edebiliriz.”
Derin hafifçe güldü.
“Tamam.”
İkisi de dans pistine yürüdüler.
Yavaş bir müzik çalıyordu.
Demir Derin’in beline kolunu doladı.
Derin başını onun omzuna yasladı.
“Hayatımız ne kadar değişti.”
Demir gülümseyerek cevap verdi.
“Güzel bir şekilde değişti.”
Derin gözlerini kapattı.
“Evet.”
Bir yanda Dicle ve Emre’nin mutluluğu, diğer yanda Demir, Derin ve küçük Ela’nın huzuru vardı.
O gece düğün salonu sevgi, müzik ve kahkahalarla doluydu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde düğün salonundaki müzik ve kahkahalar hâlâ devam ediyordu. İnsanlar dans ediyor, sohbet ediyor, yeni evli çifti tebrik ediyordu.
Dicle Çelikoğlu ve Emre Yılmaz pistte dans ederken yüzlerinden mutluluk okunuyordu.
Bir süre sonra Dicle gözleriyle abisini aradı. Demir biraz ileride, masanın yanında duruyordu. Yanında Derin vardı ve küçük Ela bebek arabasında mışıl mışıl uyuyordu.
Dicle Emre’nin elini tuttu.
“Bir dakika.”
Emre merakla baktı.
“Nereye gidiyorsun?”
Dicle gülerek Demir’in yanına yürüdü.
“Abi.”
Demir kız kardeşine baktı.
“Evet?”
Dicle bir anda ona sarıldı.
“Teşekkür ederim.”
Demir şaşırdı.
“Ne için?”
Dicle hafifçe gülümsedi.
“Her şey için… beni hep koruduğun için.”
Demir kız kardeşinin saçlarını okşadı.
“Sen benim kardeşimsin.”
Derin onları izlerken gülümsüyordu.
Sonra Dicle ona döndü.
“Derin…”
Derin merakla baktı.
“Evet?”
Dicle de ona sarıldı.
“Sen de artık ailemin bir parçasısın.”
Derin duygulanmıştı.
“Ben zaten sizi ailem gibi görüyorum.”
Tam o sırada küçük bir ses geldi.
Ela uyanmıştı.
Demir hemen bebek arabasına eğildi.
“Prenses uyandı mı?”
Ela gözlerini açmış babasına bakıyordu.
Demir gülümseyerek onu kucağına aldı.
“Bütün düğünü kaçırdın.”
Derin güldü.
“Belki de en doğru kısmı yaptı.”
Emre de yanlarına geldi.
Ela’ya bakarak gülümsedi.
“Düğünün en küçük misafiri.”
Dicle bebeğin minik elini tuttu.
“Benim yeğenim.”
Gecenin Sonu
Saat oldukça ilerlemişti. Misafirler yavaş yavaş ayrılmaya başlamıştı.
Dicle ve Emre kapının önünde misafirleri uğurluyordu.
Demir, Derin ve Ela da yanlarına geldiler.
Dicle gülümseyerek konuştu.
“Gitmeden önce size sarılmam lazım.”
Önce Derin’e sarıldı.
“İyi ki varsın.”
Derin de ona sarıldı.
“Sen de.”
Sonra Demir’e sarıldı.
“Abi…”
Demir gülerek kardeşini kucakladı.
“Mutlu ol.”
Emre de Demir’le tokalaştı.
“Abi.”
Demir gülerek cevap verdi.
“Artık aileden biri oldun.”
Sonra Demir Ela’yı biraz kaldırdı.
“Halana bye bye de.”
Ela küçük bir ses çıkardı.
Herkes gülmeye başladı.
Derin gülerek konuştu.
“Sanırım o da düğünü beğendi.”
Dicle eğilip Ela’nın alnını öptü.
“Görüşürüz küçük prenses.”
Eve Dönüş
Gece oldukça sakindi.
Demir arabayı sürüyordu. Derin arka koltukta Ela’yı tutuyordu.
Derin pencereden dışarı bakarken gülümsedi.
“Güzel bir gündü.”
Demir başını salladı.
“Evet.”
Bir süre sonra Derin sessizce konuştu.
“Dicle çok mutlu.”
Demir hafifçe gülümsedi.
“Hak ediyor.”
Derin Ela’ya baktı.
“Bir gün bizim kızımız da büyüyecek.”
Demir aynadan onlara baktı.
“Şimdiden düşünmek istemiyorum.”
Derin güldü.
“Ben de.”
Araba yavaşça evin önünde durdu.
Demir kapıyı açtı ve Derin’e baktı.
“Eve geldik.”
Derin Ela’yı kucağına aldı.
Üçü birlikte eve doğru yürüdüler.
O gece ev yine huzur ve sevgiyle doluydu.
Aradan birkaç ay geçmişti.
Küçük Ela artık on aylık bir bebek olmuştu. Tombul yanakları, meraklı gözleri vardı. Artık daha çok gülüyor, etrafındaki herkesi tanıyordu.
Bir sabah ev oldukça sakindi.
Derin salonda oturuyordu. Ela yerdeki yumuşak oyun minderinin üzerinde yatıyordu. Küçük oyuncaklarıyla oynamaya çalışıyordu.
Derin gülümseyerek konuştu:
“Gel bakalım prenses.”
Ela küçük ellerini uzatmaya çalıştı.
Tam o sırada kapı açıldı.
Demir içeri girdi. Üzerinde yine takım elbisesi vardı ama yüzünden yorgun olduğu belliydi.
Derin hemen fark etti.
“Çok yorulmuşsun.”
Demir kravatını gevşetti.
“Büroda işler çok yoğun.”
Sonra Ela’yı görünce yüzü yumuşadı.
“Prensesim.”
Ela babasını görünce gülmeye başladı.
Demir hemen yanına gidip onu kucağına aldı.
“Beni özledin mi?”
Ela küçük bir ses çıkardı.
Derin gülerek söyledi:
“Gün boyu seni aradı.”
Demir kızını biraz havaya kaldırdı.
“Babası çalışıyor ama seni çok seviyor.”
Ela kahkaha gibi küçük bir ses çıkardı.
Demir de gülmeye başladı.
Aynı gün
Şehrin diğer tarafında Dicle ve Emre hastanedeydi.
İkisi de beyaz önlükleriyle koridorda yürüyordu.
Dicle bir anda durdu.
Elini karnına koydu.
Emre hemen fark etti.
“İyi misin?”
Dicle gülümsedi.
“İyiyim.”
Emre de gülerek karnına baktı.
“Artık dikkat etmen gerekiyor.”
Dicle başını salladı.
“Biliyorum.”
Çünkü Dicle hamileydi.
Henüz birkaç aylıktı ama hem o hem de Emre çok mutluydu.
Emre yavaşça konuştu.
“Baba olacağım.”
Dicle gülerek cevap verdi.
“Ben de anne.”
İkisi de koridorda yürürken gülümsüyordu.
Emre şakayla karışık söyledi:
“Bizim bebeğimiz Ela ile oynayacak.”
Dicle heyecanla başını salladı.
“Evet.”
Akşam
Akşam olduğunda Demir, Derin ve Ela salonda oturuyordu.
Ela babasının kucağındaydı.
Demir küçük kızın parmağını tutmuştu.
Derin onları izliyordu.
“Seninle çok mutlu oluyor.”
Demir gülerek cevap verdi.
“Ben de.”
Sonra Derin’e baktı.
“Bugün Dicle aradı mı?”
Derin başını salladı.
“Evet.”
Demir merakla sordu.
“Nasılmış?”
Derin gülümseyerek cevap verdi:
“Çok mutlu.”
Demir de gülümsedi.
“İyi.”
Ela bir anda küçük bir ses çıkardı.
Demir şaşırarak ona baktı.
“Ne dedin sen?”
Derin kahkaha attı.
“Belki de ilk kelimesini söyleyecek.”
Demir heyecanlandı.
“Gerçekten mi?”
Ela yine gülümsedi.
Evde yine huzur ve mutluluk vardı.
Bir yanda Demir ve Derin’in küçük ailesi,
diğer yanda Dicle ve Emre’nin büyüyen ailesi…
Hayat onlar için güzel bir şekilde ilerliyordu.o sırada kapı açıldı.
Demir eve gelmişti. Üzerinde yine takım elbisesi vardı. Yorgun görünüyordu ama Ela’yı görünce yüzü
Derin salonda halının üzerinde oturmuş, küçük Ela ile oynuyordu. Ela artık altı aylık olmuştu. Önündeki renkli oyuncaklara uzanıyor, bazen de annesine bakıp gülüyordu.
Derin gülümseyerek konuştu:
“Benim güzel kızım.”
Tam o sırada kapı açıldı.
Demir eve gelmişti. Üzerinde yine takım elbisesi vardı. Yorgun görünüyordu ama Ela’yı görünce yüzü bir anda değişti.
“Prensesim…”
Derin başını kaldırdı.
“Hoş geldin.”
Demir kravatını gevşeterek salona geldi.
“Bugün çok yoğundum.”
Sonra yere eğilip Ela’ya baktı.
“Babası geldi.”
Ela babasını görünce heyecanlanıp küçük küçük sesler çıkarmaya başladı.
Demir gülerek halının üzerine oturdu.
“Gel bakalım.”
Derin Ela’yı onun kucağına verdi.
Demir kızını dikkatlice tutarken gülümsüyordu.
“Beni özledin mi?”
Ela Demir’in yüzüne bakıyordu.
Derin onları izliyordu.
Bir süre sonra Derin gülerek konuştu:
“Bugün sürekli bir şey söylemeye çalıştı.”
Demir meraklandı.
“Ne söylemeye çalıştı?”
Derin omuz silkti.
“Anlamadım.”
Demir eğilip Ela’nın gözlerinin içine baktı.
“Bir şey mi söyleyeceksin?”
Ela dudaklarını oynattı.
Küçük bir ses çıkardı.
“Ba…”
Demir hemen donup kaldı.
Derin de şaşkınlıkla baktı.
Ela tekrar ses çıkardı.
“Ba… ba…”
Sonra bir anda net bir şekilde söyledi:
“Baba.”
Bir an ikisi de hareket edemedi.
Demir’in gözleri büyüdü.
“Derin… duydun mu?”
Derin gülmeye başladı.
“Evet!”
Demir inanamaz bir şekilde kızına baktı.
“Bir daha söyle.”
Ela tekrar gülüp ses çıkardı.
“Baba.”
Demir’in gözleri dolmuştu.
Kızını sıkıca kucakladı.
“Benim kızım bana baba dedi…”
Derin yanlarına yaklaşıp Ela’nın saçlarını okşadı.
“İlk kelimesi baba oldu.”
Demir gülüyordu ama gözleri doluydu.
“Hayatımın en güzel anı.”
Derin de gülerek söyledi:
“Biraz kıskandım ama.”
Demir kahkaha attı.
“Bir sonraki kelime anne olur.”
Ela küçük bir kahkaha attı.
Evde o anda **sevgi, kahkaha ve mutluluk vardı