KÜÇÜK PRENSES

1727 Words
Ela’nın doğumundan sonra evde yeni bir düzen başlamıştı. Küçük Ela artık ailenin neşesi olmuştu. Evde her gün onun küçük sesleri yankılanıyordu. Bir sabah güneş odanın içine süzülürken Derin Hanoğlu bebek odasında oturuyordu. Kucağında Ela vardı. Küçük kız gözlerini annesine dikmişti. Derin gülümseyerek konuştu: “Günaydın prenses…” Tam o sırada kapı yavaşça açıldı. Demir içeri girdi. Derin’e ve bebeğe bakınca yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. “Benim iki prensesim.” Derin hafifçe güldü. “Gel kızını gör.” Demir yanlarına geldi ve Ela’nın minik elini tuttu. Ela parmağını sıkıca kavradı. Demir’in yüzü bir anda yumuşadı. “Bana çok benziyor.” Derin hemen itiraz etti. “Hayır bana benziyor.” Demir güldü. “Gözleri bana benziyor.” Derin gülerek başını salladı. “Göreceğiz.” Tam o sırada Ela ağlamaya başladı. Demir yine panikledi. “Ne oldu?!” Derin kahkaha attı. “Acıkmıştır.” Demir başını kaşıdı. “Ben hâlâ alışamadım.” Derin sevgiyle ona baktı. “Alışırsın.” Birkaç gün sonra Evde akşam yemeği hazırlanıyordu. Mutfakta Dicle ve Emre birlikte yemek yapıyordu. Dicle bir anda Emre’ye baktı. “Sen gerçekten yemek yapabiliyormuşsun.” Emre gülerek cevap verdi. “Doktorum ama aç kalmam.” Dicle güldü. Tam o sırada salondan Demir’in sesi geldi. “Dicle!” Dicle bağırdı. “Ne oldu?” Demir panikle cevap verdi. “Ela yine ağlıyor!” Dicle ve Emre gülmeye başladı. Dicle salona yürüdü. Demir kucağında Ela ile ortada durmuştu. “Susmuyor.” Dicle bebeği aldı. Ela hemen sakinleşti. Dicle Demir’e bakıp güldü. “Demek ki seni biraz korkutmak istemiş.” Demir kaşlarını kaldırdı. “Şimdiden mi?” Derin de gülüyordu. Aynı gece Herkes uyumuştu. Ama Demir uyuyamıyordu. Sessizce kalktı ve bebek odasına gitti. Ela küçük yatağında uyuyordu. Demir yatağın kenarına oturdu. Kızına bakarken yüzü yumuşadı. Yavaşça fısıldadı: “Ben seni koruyacağım…” Sonra devam etti: “Kimse sana zarar veremeyecek.” Tam o sırada kapı aralandı. Derin içeri girdi. Demir’e baktı. “Buradasın.” Demir gülümsedi. “Onu izliyordum.” Derin onun yanına oturdu. İkisi birlikte kızlarına baktılar. Ev sessizdi. Ama o sessizliğin içinde büyük bir mutluluk vardı. Fakat şehirde bir yerde… Hapishanenin karanlık bir hücresinde biri Demir’in adını fısıldıyordu. Karahan. Ve gözlerinde intikam ateşi vardı. Aradan birkaç hafta geçmişti. Evde artık herkes Ela’nın düzenine alışmaya başlamıştı. Küçük kız bazen gece ağlıyor, bazen de saatlerce uyuyordu. Ama evdeki herkes onun etrafında dönüyordu. Bir sabah Derin salonda oturuyordu. Ela kucağında uyuyordu. Derin küçük kızın saçlarını okşuyordu. Tam o sırada Demir mutfaktan iki bardak kahveyle geldi. Birini Derin’in önüne bıraktı. “Anne hanıma kahve.” Derin gülerek baktı. “Teşekkür ederim baba bey.” Demir koltuğa oturdu. Ela’ya bakıp gülümsedi. “Bugün çok sakin.” Derin başını salladı. “Gece biraz ağladı.” Demir hemen sordu. “Ben duymadım.” Derin hafifçe gülümsedi. “Ben seni uyandırmadım.” Demir kaşlarını kaldırdı. “Uyandırmalıydın.” Derin ona sevgiyle baktı. “Çok yorgundun.” Demir yavaşça Ela’nın minik elini tuttu. “Ben de babasıyım.” Tam o sırada kapı çaldı. Derin merakla baktı. “Kim olabilir?” Demir kapıya yürüdü. Kapıyı açtığında Dicle ve Emre içeri girdi. Dicle hemen heyecanla konuştu. “Yeğenimi görmeye geldim.” Derin gülerek Ela’yı gösterdi. “Burada.” Dicle hemen yanına geldi ve bebeğe baktı. “Her gün daha da güzelleşiyor.” Emre de gülümsedi. “Kesinlikle.” Demir mutfağa doğru yürüdü. “Herkese kahve yapayım.” Dicle hemen Derin’in yanına oturdu. Ela’nın minik ayağını tuttu. “Ben bu küçük şeyi çok seviyorum.” Derin gülüyordu. “Sen zaten çocukları çok seviyorsun.” Dicle hafifçe Emre’ye baktı. “Evet…” Emre gülümseyerek cevap verdi. “Belli oluyor.” Dicle biraz utanarak konuyu değiştirdi. “Bu arada Derin…” Derin ona baktı. “Ne oldu?” Dicle heyecanla konuştu. “Yarın izinliyim.” Derin meraklandı. “Sonra?” Dicle gülerek söyledi: “Hep birlikte dışarı çıkalım.” Demir mutfaktan seslendi. “Nereye?” Dicle cevap verdi. “Parka gidelim.” Demir kahkaha attı. “Ela’nın ilk park gezisi mi olacak?” Derin gülümsedi. “Sanırım öyle.” Demir salona geldi. Ela’ya bakıp konuştu. “Yarın seni gezmeye götürüyoruz küçük prenses.” Ela sanki onları duyuyormuş gibi küçük bir ses çıkardı. Herkes gülmeye başladı. Ev yine mutluluk ve kahkaha ile dolmuştu. Ve artık onların hayatı küçük Ela’nın etrafında dönüyordu. Ertesi gün hava oldukça güzeldi. Güneş parlıyordu, hafif bir rüzgâr esiyordu. Derin bebek odasında Ela’yı giydiriyordu. Küçük pembe bir elbise giydirmişti. Ela minik ellerini oynatıyordu. Derin gülümseyerek konuştu: “Bugün ilk park gezimiz.” Tam o sırada kapı açıldı. Demir içeri girdi. Ela’yı görünce yüzü aydınlandı. “Vay… benim prensesim ne kadar güzel olmuş.” Derin gülerek cevap verdi: “Babası gibi yakışıklı olacak galiba.” Demir kahkaha attı. “Hayır, annesi gibi güzel olacak.” Demir bebeğin yanına geldi ve küçük alnını öptü. “Hadi bakalım, seni gezmeye götürüyoruz.” Bir süre sonra Herkes hazırdı. Dicle, Emre, Demir ve Derin birlikte evden çıktılar. Demir bebek arabasını dikkatlice itiyordu. Dicle heyecanla yürüyordu. “Ela’nın ilk gezisi.” Emre gülerek söyledi: “Bu kadar heyecanlanmana gerek yok.” Dicle omuz silkti. “Ben teyzesiyim.” Park Park oldukça kalabalıktı. Çocuklar koşuyor, insanlar yürüyüş yapıyordu. Demir bebek arabasını bir bankın yanına getirdi. Derin Ela’yı kucağına aldı. Ela gözlerini açmış etrafa bakıyordu. Dicle hemen yanına geldi. “Bize bakıyor.” Derin gülümsedi. “Merak ediyor.” Demir bankta oturmuş onları izliyordu. Bir süre sonra Emre Demir’in yanına oturdu. “Baba olmak nasıl bir şey?” Demir birkaç saniye düşündü. Sonra gülümsedi. “Tarif edemeyeceğim kadar güzel.” Emre başını salladı. “Anlaşılıyor.” Demir gözlerini Ela’dan ayırmadan konuştu: “Hayatımda ilk defa gerçekten korkuyorum.” Emre merakla sordu: “Neden?” Demir sakin bir sesle cevap verdi: “Onu kaybetmekten korkuyorum.” Emre omzuna dokundu. “Kaybetmeyeceksin.” Bir süre sonra Dicle küçük bir dondurma aldı. Derin’e uzattı. “Sen ye.” Derin güldü. “Hamileyken böyle aşermemiştim.” Dicle de güldü. Tam o sırada Ela küçük bir ses çıkardı. Demir hemen ayağa kalktı. “Ne oldu?” Derin gülerek söyledi: “Babası yine panik yaptı.” Herkes kahkaha attı. Demir biraz utanarak başını kaşıdı. “Alışıyorum…” Derin ona sevgiyle baktı. “İyi ki varsın.” Demir de ona baktı. “Ben de.” Parkta güneş batmaya başlıyordu. Gökyüzü turuncuya dönmüştü. Demir, Derin ve küçük Ela birlikte bankta oturuyordu. Ve o an… Hayat onlar için çok huzurluydu. Aradan birkaç ay geçmişti. Küçük Ela artık biraz büyümüştü. Gülmeye başlamış, etrafındaki insanları tanıyordu. Evde en çok güldüğü kişi ise Demirdi. Bir sabah güneş odanın içine dolarken Derin Hanoğlu salonda oturuyordu. Ela kucağındaydı. Küçük kız annesinin parmağını tutmuştu. Derin gülerek konuştu: “Sen büyüyorsun galiba küçük hanım.” Ela küçük bir ses çıkardı. Tam o sırada mutfaktan Demir çıktı. Üzerinde takım elbisesi vardı, işe gitmeye hazırlanıyordu. Derin ona baktı. “Bugün yine erken gidiyorsun.” Demir başını salladı. “Büroda biraz iş var.” Sonra Ela’nın yanına geldi ve küçük kızın yanağını öptü. “Babası işe gidiyor.” Ela sanki onu anlamış gibi küçük bir gülücük attı. Demir gülümsedi. “Bak gülümsedi.” Derin kahkaha attı. “Sen gidince ağlıyor ama.” Demir kaşlarını kaldırdı. “Gerçekten mi?” Derin gülerek başını salladı. “Evet.” Demir eğilip Derin’i de öptü. “Akşam erken geleceğim.” Derin ona sevgiyle baktı. “Bekleriz.” Demir kapıya doğru yürüdü. Tam çıkarken tekrar döndü. “Bu arada…” Derin merakla sordu. “Ne oldu?” Demir gülümsedi. “Dicle’nin düğününe iki gün kaldı.” Derin de gülümseyerek cevap verdi. “Evet.” Bir süre sonra Kapı açıldı. Dicle heyecanla içeri girdi. “Elbise provası bitti!” Derin güldü. “Nasıl olmuş?” Dicle mutluluktan parlıyordu. “Çok güzel.” Derin merakla sordu: “Emre gördü mü?” Dicle hemen başını salladı. “Hayır! Görmesi yasak.” Derin kahkaha attı. “Doğru.” Dicle Ela’nın yanına geldi. Küçük kızın elini tuttu. “Ben evleniyorum biliyor musun?” Ela gülmeye başladı. Dicle heyecanla konuştu. “Düğünde seni de götüreceğiz.” Derin gülüyordu. “Ela ilk düğününe gidecek.” Tam o sırada kapı tekrar açıldı. Emre içeri girdi. Dicle hemen ona döndü. “Her şeyi hazırladık.” Emre gülümseyerek cevap verdi. “Ben de çok heyecanlıyım.” Derin onları izliyordu. Sonra gülerek konuştu. “Evin içinde bir düğün havası var.” Dicle heyecanla Derin’e sarıldı. “İki gün kaldı.” Emre de gülerek söyledi. “Sonunda evleniyoruz.” Salonda mutluluk vardı. Derin kucağındaki Ela’ya baktı. “Yakında sen de büyüyeceksin.” Ela küçük bir ses çıkarıp gülümsedi. Evde yine neşe ve heyecan vardı. Çünkü artık herkes Dicle ve Emre’nin düğününü bekliyordu. Günler hızla geçti ve sonunda Dicle ile Emre’nin düğününe bir gün kalmıştı. Evde tatlı bir telaş vardı. Derin sabah erkenden uyanmıştı. Ela’yı kucağına almış salonda dolaşıyordu. Küçük kız artık daha hareketliydi, annesinin saçlarıyla oynamaya çalışıyordu. Derin gülerek konuştu: “Saçımı çekme küçük hanım.” Ela küçük bir kahkaha attı. Tam o sırada kapı açıldı. Dicle içeri girdi. Üzerinde spor kıyafetler vardı ama yüzünde büyük bir heyecan vardı. “Uyuyamadım!” Derin gülmeye başladı. “Heyecandan mı?” Dicle başını salladı. “Evet.” Derin Ela’yı ona doğru uzattı. “Gel bakalım teyzen.” Dicle Ela’yı kucağına aldı. “Ben yarın evleniyorum biliyor musun?” Ela yine gülmeye başladı. Dicle kahkaha attı. “Beni anladı galiba.” Tam o sırada kapı tekrar açıldı. Demir içeri girdi. Elinde bazı dosyalar vardı, belli ki yine bürodan gelmişti. Dicle hemen ona döndü. “Abi!” Demir kaşlarını kaldırdı. “Ne oldu?” Dicle heyecanla konuştu: “Yarın evleniyorum!” Demir gülerek cevap verdi. “Evet farkındayım.” Sonra kız kardeşine yaklaştı ve başını okşadı. “Mutlu musun?” Dicle’nin gözleri doldu. “Çok.” Demir onu kucakladı. “Mutlu olman yeter.” Derin onları izliyordu. Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı. Tam o sırada Emre de içeri girdi. Demir ona baktı. “Damat geldi.” Emre gülerek elini uzattı. “Abi.” Demir onun elini sıkıca tuttu. “Yarın kız kardeşimi sana emanet ediyorum.” Emre ciddi bir şekilde cevap verdi. “Merak etme. Onu çok mutlu edeceğim.” Dicle duygulanmıştı. Derin gülerek konuştu. “Daha düğün başlamadan herkes ağlayacak galiba.” Herkes güldü. Demir Ela’yı kucağına aldı. “Sen de yarın düğüne geleceksin küçük prenses.” Ela küçük bir ses çıkardı. Dicle gülerek konuştu: “Düğünün en küçük misafiri olacak.” Demir Ela’nın alnını öptü. “Belki de en güzel misafiri.” Akşam yavaş yavaş yaklaşırken evdeki heyecan daha da büyüyordu. Çünkü ertesi gün Dicle ve Emre’nin düğünü olacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD