Asya Nur Yarın sabah dağ evinden ayrılacaktık. Bir hafta boyunca Melik Şah ile bu küçük dağ evinde hayatımın en heyecan dolu günlerini geçirmiştim. Buradan ayrılmak zorunda olmak garip bir şekilde beni üzüyordu. Bir ömür bu dağ başında, bebeğimle ve Melik Şah ile yaşayabilirdim. En azından ne Ahmet Bey olurdu ne de Melik Şah’a yiyecek gibi bakan kadınlar… Akşam yemeğini hazırlarken Melik Şah salatayı ustalıkla hazırlamaya başlamıştı. Gerçekten hünerliydi. Her konuda… Tenimde hala onun izleri varken o anları düşünmek bile yüzümün yanmasına sebep olmuştu. Melik Şah ikiye kestiği havuç parçasını tutup “Aç bakalım ağzını küçük anne,” dedi. “Bebeğin vitamine ihtiyacı var.” Havucu ısırıp yavaşça çiğnedim. Bana derin derin bakarken “Ben neden sana doymuyorum?” diye mırıldandı. “Şu anda s

