Elif, Serdar’ın yanında yürürken içine yerleşen o açıklanamaz his bir türlü dağılmıyordu. Serdar’ın attığı her adımı duyuyor, nefes alışındaki ritmi işitiyor, sesinin tonunu tanıyordu… ama gözleri hâlâ içini ürpertiyordu. Bir yandan tanıdığı adamdı, bir yandan da içinde başka bir yabancıyı saklıyor gibiydi. Evin koridorundan geçip dışarı çıktıklarında hava iyice soğumuştu. Gökyüzünü kaplayan bulutlar ağırdı; sanki kırılacak kadar doluydu. Serdar kapının önünde durup etrafı dinledi, sonra Elif’e döndü: “Buradan hemen ayrılmamız lazım. Bu ev artık güvenli değil.” Elif başını salladı ama gözlerini ondan ayıramadı. İçindeki kuşku, adeta boğazına yerleşmişti. Serdar’ın sesi tekrar yükseldi, bu kez daha yumuşak ama dikkatli: “Bana güvenmiyorsun, farkındayım.” Elif, nefesinin buharını izledi

