Sıla Gençoğlu “Şafak! Bırak Işık’ın saçını oğlum. Ne istiyorsun kızdan?” diye bağıran Beyza’yı kahvemi yudumlarken izliyordum. Işık ve Şafak bir buçuk yaşlarındaydı ve ikisi de hayatımda gördüğüm en yaramaz çocuklardı. Geldiklerinden beri evin keşfetmedikleri köşesi kalmamıştı. Bir ara korkuyla onları ararken büyük yemek masasının altında uyurken bulmuştuk. Durmadan birbirleriyle çatışma halindeydiler. Şafak Işık’ın saçlarını çekiyor, Işık ise onu durmadan tırmalıyordu. Henüz yeni yeni bir iki kelime konuşuyorlardı. “Isık kaka!” dedi Şafak yarım yamalak konuşmasıyla. Işık ise Şafak saçını çektiği için ağlayıp onun eline tırnaklarını batırıp, “Safak dit!” diye bağırıyordu. Gerçekten de inanılmazlardı. Şimdi anlıyordum Beyza neden fazla misafirliğe götürmüyor onları... Çünkü yürüyen

