Mustafa Kemal Karalı Akşamın hareketliliği yavaş yavaş üzerimize çökmüş, masanın etrafında oturmuş sohbet ederken içki bardakları elden ele dolanıyordu. Kerem, yanımdaki masada kadehini kaldırıp hafifçe gülümseyerek bir şeyler anlatıyordu ama aklım başka yerlerdeydi. Kafamın bir köşesinde, Sıla’nın bir süredir ortalıkta görünmediği düşüncesi giderek büyüyordu. Kerem bir yudum aldıktan sonra aniden sesini alçaltıp, “Abi, fark ettin mi? Kızlar biraz telaşlıydı tuvalete giderken, bir tuhaflık var sanki,” dedi, yüzündeki endişeyi gizleyemeden. Onun bu sözleri beni de huzursuz etti. Sıla’yı düşündüm. O güçlü görünmeye çalışsa da bazen içindeki korkuları bastırmakta zorlanırdı. Şimdiye kadar etrafta görünmüş olması gerekirdi. Beni endişelendirmemek için bile geri dönerdi. Tolga da bu konuşmay

