Sirene sesleri, Çilem’in kulaklarındaki çınlamayı yaran bir bıçak gibi geldi. Barut ve yanmış metalin keskin kokusuyla dolu hava, sanki vücuduna bası yapıyordu. Afşin’in arabası, caddenin ortasında alev alev yanarken turuncu alevler alacakaranlığı yalayarak büyüyordu. Sert esen rüzgarın uğultusu, insanların şaşkın mırıltıları, askerlerin sağa sola koşturan sesleriyle içinde bulundukları sokak; ses ve öfkeyle dolu bir tünelin içine sıkışmış gibiydi. Etrafına bakarken hala kulakları uğulduyor, sersem gibi hissediyor, ona söylenmiş sözleri idrak edemiyordu. Afşin, kızın cidden sersemlediğini fark edince, bir saniye bile kaybetmedi. Yanmakta olan enkazı ve olası bir tehlikeye karşı sokağı tarayan gözleri Çilem’e kilitlendi. Yüzündeki ifade öfke ve başka bir şeyle, sahiplenici ve ham bir

