Otel süitine geri döndüklerinde, Songül kadife kanepede kendini bıraktı; yorgunluk sonunda ona yetişmişti. Son yirmi dört saatin adrenalini sönmüş, geriye kemirici bir huzursuzluk kalmıştı. Mermer banyoda küçük, zarif bir tuvalet çantasını özenle açan Çilem’in hareketleri sakince, ürkütücü bir düzen içindeydi. “Yani,” diye başladı Songül, sesi hafifçe titriyordu. “Sen ortalıkta kurşunlara, bıçaklara koşturuyorsun… Peki sen oradan oraya koşarken ben, ben de işe başlayana kadar ne yapayım? Sana kurşun geçirmez yelek mi öreyim? Tamam gitmiyorum kızım, kalıyorum. Seni yalnız bırakmayacağımı biliyorsun… Ama kalıyorsam, benim de zaman geçirmek için bir şeyler yapmam lazım… Mecburi hizmet işi ne zaman kesinleşecek? Uzmanlık belgelerim ne zaman gelecek? Mustafa işi tamam dedin, üstüne bomba pa

