Sessizlik geri geldiğinde, Alin bunun kendi sessizliği olmadığını anladı. Bu, kulakları dolduran türden bir sessizlik değildi. Daha çok, zihnin içindeki uğultunun çekilmesi gibiydi. Sanki bir şey, bilinçten birkaç adım geri çekilmişti ama tamamen gitmemişti. Oradaydı. Bekliyordu. Şehir karartılmıştı. Resmî bir alarm verilmemişti; ekranlarda “teknik bakım” yazıyordu. Işıklar kademeli olarak söndürülmüş, trafik yavaşlatılmış, yeraltı hatları sessiz moda alınmıştı. Bu, paniği önlemek için yapılan bir hamle değildi. Bu, görünmemek için yapılan bir hamleydi. Merkezdeki ana salon yarı karanlıktı. Ekranların bir kısmı kapalıydı, kalanlar düşük parlaklıkta çalışıyordu. İnsanlar fısıldamıyordu bile. Herkesin sesi, olması gerekenden bir ton daha düşüktü. Aras, salonun kenarında duruyordu. Ün

