Yaklaşan Çember

2404 Words

Üssün ışıkları sabaha karşı hep aynı renkte yanardı: sanki biri “güvende değilsiniz” demek için bilinçli olarak loşluğu seçmişti. Ne tam karanlık, ne tam aydınlık… Arada. İnsanın sinirini bozan, göz kapağını ağırlaştıran o arada. Koridorlarda hızlanan adımlar vardı artık. Ama kimse koşmuyordu. Koşmak panik demekti; panik de hata. Bu üste herkes bir şekilde öğrenmişti: hata öldürür. Aras yürürken bunu düşünmüyordu. O zaten hatayı aklına bile sokmazdı. Bedeninin içinde yıllardır çalışan bir sistem vardı: kapı kenarını tarama, yansımaya bakma, göz ucuyla “olması gereken ama olmayan” detayı yakalama… Ve bütün bu mekanizmanın içinde tek bir şey arıza yapıyordu. Alin. Dün gece… Timur’un sesi, duvardaki görüntü, “borç” kelimesi… Ama en çok… Alin’in gözleri. Korkmayan. Kırılm

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD