Sessizlik, bir anda gelmedi. Önce sesler çekildi. Ardından düşünceler. En son zaman çözüldü. Aras, ne kadar süredir dizlerinin üzerinde olduğunu bilmiyordu. Zemin sert değildi ama yumuşak da değildi. Sanki orada olmak için yaratılmamıştı. Sanki beden, o düzleme misafir gibiydi. Nefes aldığını fark etti. Bu önemliydi. Çünkü bir anlığına… almadığını sanmıştı. “Alin…” Ses kendi ağzından mı çıkmıştı, yoksa yalnızca düşünmüş müydü, emin değildi. Bir hareket hissetti. Elini hâlâ tutuyordu. Bu da önemliydi. Gözlerini açtığında oda yoktu. Duvar yoktu. Zemin yoktu. Işık kaynağı yoktu. Ama karanlık da yoktu. İç içe geçmiş katmanlar vardı. Saydam, titreşen, birbirinin içinden geçen yüzeyler. Bir mekân değil, bir durumdu burası. Alin karşısındaydı. Ayaktaydı. Ama yere basmıyordu. Ayakları

