Kardeşin sesi kanalda yankılandığında, zaman durdu. “Hedef: Doktor.” Bu cümle, bir emir gibi değil— bir mezar taşı yazısı gibi düştü ortalığa. Alin’in göğsü daraldı. Nefesi boğazında düğümlendi. Ama kaçmadı. Çünkü kaçmak… Aras’ı kaybetmekti. Aras, kardeşinin gözlerine baktı. O gözlerde tanıdık hiçbir şey yoktu. Ne çocukluk, ne öfke, ne sevgi. Sadece boşluk. “Dur,” dedi Aras. Sesi bu kez komutan değildi. Abi’ydi. Kardeş durmadı. Adım attı. Arda, silahını kaldırdı— ama tetiğe dokunmadı. Duru’nun elleri titredi. Kerem, nefesini tuttu. Karga, kenardan izliyordu. Seyhan’ın yüzü ifadesizdi. Timur’un sesi… yoktu. Sessizlik, yaklaşan felaket gibiydi. Alin bir adım öne çıktı. “Ben,” dedi. “Buradayım.” Aras döndü. “Hayır,” dedi. “Geri çekil.” Alin başını salladı. “Hayı

