KOD ADI: TUNÇ
(İlahi bakış açısı)
O gece…
Yetimhanenin bozuk saatinde zaman durmuştu.
Çığlıkların yerini sirenler aldı.
Câbir’in üzerine çöken karanlık, ilk defa açığa çıktı.
Ama olan olmuştu.
Nazen…
O minik kardeşi…
O gece ölmüştü.
Tuncay ilk kez, o gece birini öldürmüştü.
Ama kimse onun eline kan bulaştığını görmedi.
Yine de herkes bildi.
Çünkü o gece, yetimhanenin müdürü kendi merdivenlerinden düşerek ölmüş gibi gösterildi.
Oysa o merdivenlere onu iten, Tuncay’ın kalbiydi.
Ve o kalp, bir daha asla çocuk kalamayacaktı.
…
(Yıllar Sonra - 2017)
KAYSERİ / PİYADE OKULU / GECE
Subay aday numarası 1149, sessizdi.
Ne arkadaş edinmişti ne de kimseden yana durmuştu.
Komutanları ona “robot gibi” derdi.
Sabit bakışlı, mükemmel disiplinli, ama fazla sessiz.
Ağlamazdı.
Gülmezdi.
Konuşmazdı.
Ama her gece, dolabının iç kapısına gizlice astığı yırtık bir fotoğrafa bakardı.
Fotoğrafta küçük bir kız vardı.
Toprak rengi gözleriyle gülüyordu.
Bebeği kucağında, saçları dağınık.
Altında bir not:
“Lütfiye’yi niye attın ebi yia.” bunu bora yazmıştı nazen ile
Tunç, her gece bu cümleye bakarak kendine bir yemin ederdi:
“Bir daha küçük masum kız çocukları Nazen gibi susarak ölmeyecek.”
…
2019 – HAKKÂRİ / DERECİK
İlk operasyonunda komutanı vurulduğunda tereddütsüz komutayı aldı.
Kurallar kitapçığında yazmayan şeyler yaptı.
Ama timini sağ çıkardı.
Raporlara “olağanüstü liderlik refleksi” diye geçmişti
O gece komutan çadırında yalnızken uyumadı.
Yatağında uzanırken Nazen’i düşündü.
“O parka hiç gitmedik be minik kuşum…”
Sonra sustu.
Ve o sustukça bir şey şekil aldı:
Bir adam.
Bir yüzbaşı.
Bir Tunç.
---
2020 – MEZUNİYET / ANKARA / KARARGÂH
Özel kuvvetlere alınmak üzere ismi önerildiğinde herkes şaşırdı.
Çünkü öneri üst düzeyden gelmişti.
Ve öneri notunda tek cümle vardı:
“Bastırılmış öfkenin kontrolle birleştiği nadir adamlardan.
Bedeninden çok geçmişi eğitimli.”
Alb. Alparslan Sönmez
Yüzbaşı rütbesi teklif edildiğinde bir kelime etmeden imzayı attı.
Nazen’in adı, artık dosyasında yoktu.
Ama kalbinde hâlâ parlayan tek kordu.
---
2021 – TUNÇ TANALP
Tunç, Yüzbaşı rütbesini aldığı gün, kimsesiz çocuklar yurduna sessizce bir koli gönderdi.
Koli sadece üç şey içeriyordu:
1. Yeni bir oyuncak bebek
2. Kırmızı kuşlu bir kolye
3. Bir mektup:
“Bu dünya size ne kadar karanlık gelirse gelsin, birilerinin sizin için yandığını bilin.
Adınızı taşıyamasam da anlamınızı taşıyorum.
Minik kuşlarıma selam söyleyin.
Bir zamanların isimsiz bir çocuk.”
…
VE ARTIK O...
Tuncay değildi.
Tunç’tu.
Kardeşinin verdiği isimle...
Kız kardeşine duyduğu saygıdan bir hayat inşa etti.
Silahı onun intikamı değildi; susturulmuş her çocuğun sesi oldu.
Bastırılmış aşkların, konuşulamamış acıların, gömülmüş isimlerin…
Göğsünde madalya değil, yas taşıyan bir yüzbaşıydı artık.
Yüzbaşı Tunç Tanalp.